100 GÜNDE YELKENLİ İLE SİNGAPUR'A - BÖLÜM 7
- Alper Akpeçe

- 30 Haz 2024
- 4 dakikada okunur
Akay VİRAN 81'Gv
Phuket Maceraları..Sawadee Kap

Galle limanından ayrıldıktan sonra rotamızı Andaman denizinin ortasında bulunan Nicobar adalarına çevirdik. Hint vizemiz olmasina ragmen bu adalarda durmayacaktık. Çünkü adalara giriş özel izne tabiydi. Belki de sirf bu yüzden Nicobar adaları hala bakir kalabilmiş ender yerlerden birisi.
Bir sonraki tatil programimda “ Hala gidemedigim ama gitmeliyim” listeme aldigim bu adalara gitmeyi planlıyorum. Tabiri caizse iflah olmaz bir Güney ve Güney doğu Asya tutkunu olduğum için bu bölgede gidilmedik yer bırakmaya hiç niyetim yok.
Malum okula girerken de bunu beyan etmiştim zaten. Mülakatta sorulan “Bu okula niye girmek istiyorsunuz” sorusuna benden baska hiç kimse “Dünyayi gezmek “ icin diye yanıt vermemişti. Fakat benim Güneydoğu Asya tutkum sanırım bunun çok ötesinde. Gez Dünyayı gör Konya’yı denilir yaa, işte benim için o Gez Dünya’yi gör Guneydogu Asya’ya dönüşmüş durumda.
Güzel bir havada yaptığımız 10 günlük bir seyir sonrası Phuket adası uzaktan görülmeye başladığında Brezilya’ya giden gemi murettebeti gibi herkes traşını olmuş ve bayramlıklarını hazırlamıştı bile…Sadece nereye demir atacagimiza tam karar verememiştik. Yatlara uygun demir yeri yoktu çünkü. Adanın batı sahilleri turizme açılmış ve sahildeki meşhur Patong, Karong, Kata ve Nai Harn plajlarının önüne demirlemek oldukça cazipti, ancak solugan alan bu bölge, tekne için pek de uygun gözükmüyordu. (1993 ekim ayında geldiğimiz sefer Nai Harn’da demirlememiz sırasında yaşadıklarımızı daha sonra anlatmak kaydıyla yine konumuza döneyim.)
Böyelce adanın güney sahilindeki Ao Chalong’a demir atamaya karar verdik. Fakat demirledikten sonra burasının da uygun olmadığını farkına varmamız uzun sürmedi, Ao Chalong uygun olmasına uygun idi, ama cok yoğun bir tekne trafiği olduğu için burada kalmayı planladigimiz süre boyunca rahat edemeyeceğimizi düsünerek, tekrar demir aldık ve Chalong’un hemen doğusundaki Ao Makam, yani makam Koyuna geçtik. Makam koyunun bir tarafinda ticari limanın bulunması ve liman başkanlığının da burada bulunması, lojistik anlamda daha mantıklı gelmişti.
Ao Makam ; Demirhindi Koyu demek. Bu koyun etrafinda çok sayıda, o güne kadar hiç tanımadığım “Makam” yani “Demirhindi Ağaçları” vardı. Daha sonra Demirhindi’nin yemeklerde nasıl kullanıldığını da öğrencektim ve bugün hala mutfağımızdan hiç eksik olmayan bir lezzettir. Çocukluk yıllarımda Izmir’de babamın dükkanının bulunduğu Kemeralti Balıkçılar çarşınsında sırtında koca bir güğümle gezip “ Demirhindi Serbeti” satan adamın peşinden koşup “ Amca bu nedir ?” diye sorduğumda bana “Kavun Çekirdeğinin Suyu” dediğini hatırlarım,.. Beni nasil kandırdığını da yillar sonra, iste Ao Makam koyuna 6 kilit demiri attıktan sonra anlamış oldum. Bu arada, şu anda marketlerde bulunabilen Demirhindi (Tamarind) ile yapilan yemek tariflerimin yer aldığı, eşime ithafen yazdığım yemek kitabımdan isteyen tüm arkadaşlarıma gönderebilirim. Hatta bu heves ile 2000 senesinde Singapur’da açtığım Türk Mutfağı Lokantasında, Tamarindli Balık yapınca az kalsin ortakla papaz oluyordum. Öyle ya, hem lokantanın adına DeliTürk Otantic Turkish Cuisine koy sonra da Thai yemegi pisir…☺
Ao Makam’a demir attiktan sonra, her zaman yaptığım gibi önce ticari gemilerin yanaştığı rıhtımdaki liman baskanlığına gidip, giriş işlemlerimizi yaptım. Burada yat turizmi henüz başlamadığı için yine daha önce olduğu gibi ticari gemi muamelesi gördük, ama bizim de aslen yatçı olmadığımızı anladıklarında işlemler hemen bitmiş ve Phuket bizi bağrına basmaya hazırdı. Derhal bir “Liman Vardiyasi Çizelgesi” yaptım ve eşit olarak herkese dışarı çıkma ve tekneye dönmeme hakkı verdim. Eger gece tekneye dönerse ertesi gün dışarı çıkmama cezası vereceğimi de özellikle vurguladım.
Bu ceza verme yöntemi çok başarılı olduğu için, 5 gün kalmayı planladığımız Phuket’te dolu dolu 12 günü arkamızda bırakacaktık. Öylesine hoşumuza gitmişti ki; Singapur, Malezya ve Endonezya adalarında geçecek olan 5 ay sonunda, tekrar gelerek, ikinci kez Phuket’te toplam 7 ay kalacaktık.
1993 senesinin Nisan ayının sonuna doğru geldiğimiz Phuket adası, Thailand’in Pattaya beldesinden sonra turizme açılan ikinci beldesiydi. O günkü kralın büyük kızı 1979 senesinde ziyaret ettiği Phuket adasında, yolu bile olamyan adada yaşayan halkın sadece balıkçılık ile geçindiğini, okul bile olmadığını, sefil bir şekilde bir yasam sürüldüğünü görünce, bu adayı “Pattaya” gibi yapalım demesi üzerinden 14 sene geçmiş ve Phuket Thailand turizminde iyice yeşermeye, bir Papatya gibi açamaya başladığı zamanları yaklamıştık. Kuzey batıda uluslararasi havaalanı ve batı sahilinde dünyanın en büyük otellerinin şubeleri açılmış ve Phuket tüm Thailand’dan gelen genç erkek ve kızlar için iyi bir geçim kaynagı olmuştu. Bugün ise THY bile buraya direk ucuşlar yapıyor. Söylenen o ki; Phuket’de ciddi bir Türk erkek nüfusu da oluşmuş…Beer Barların bulunduğu yerlerde Bar Angora, bar Sultan vb…. barlar olduğu rivayet edilmekte. Olur da yolunuz düşer ise, biliniz ki tüm lokantalarda 2 tane menu var. Bir tanesi Kun Thai diğeri Kun Farang için…ve de fiyatlar birbirinin ayni degil…
Biz de Thailand turizmine karşılıklı nasil katkı sağlayacağımızı düsünerek adayı komple gezdik ve fizibilite raporu hazırladık. Amacımız Türkiye’de yaptığımız Mavi Turları, burada da yapmaktı. Daha önce de yazdığım gibi, 1993 senesinde Phuket’te bir tane bile marina yoktu. Bugün birden fazla marina mevcut ve bare boat yacht turizmi yapılıyor.
Phuket’e gelip de vukuat olmaz mi ? Tabii olur. Sadece deneme amaçlı bir vukuat yaşadığımız bu 12 günlük kısa kalışımızda vukuatı fotografçı degil, ben yaptim. O nedenle kisa tutmam da fayda var ☺
Bir akşam geç saatlerde bira içip eğlendiğimiz bir “Beerbar”da şimdi neden olduğunu dahi hatırlamadığım bir sebebten kavga çıkardım. Barin fedaisiyle tartıştığımı hatırlıyorum. Bardan ayrılıp tekneye dönmek üzere kiraladığımız üstü ve yanları açık jeep’e binmeye calışırken, birdenbire her aracın her yanında body guardlar belirdi. Jeep’e binen misafirlerimizi indirmeye calışınca, Iste tam bu noktada bizim Şipşak Foto, arabayı nasılsa bulunduğu o dar sokaktan şipsak! Ve tam gaz çıkarmayı başardı ve uçurdu bizi. O güne kadar yaptığı tüm vukuatları bir süre için unutup, kendisine nasıl teşekkurler ettiğimi hiç unutamam. Tabiki, daha sonraki akşamlar bir daha Kata Beach Beerbar’lara hiç gitmedik.
1993 ekim ayında tekrar geri döndüğümüzde, ara sıra Kata Beach’e gitsek de, artık sutten ağzımızm yandığı için yoğurdu üfleyerek yedik, ama alışmış da kudurmuştan beter olduğunu unutmamak lazım, 1994 Nisanına kadar kaldığım Phuket’de çok vukuat yasadım. Başıma açtığım belelardan , kısmen Ömer ve Nurkan, genelde de fahri-eniştem olan Phuket Savcısı Wasan, beni çekti kurtardılar. Tabii öğrenmeye basladığım Thai’ca, işimi kolaylaştıracağı yerde başımın belaya girmesine neden oluyordu. 1 kelimenin yanlış vurgulandığında küfre dönüşebileni Thai’ca, maalesef bir çok kez başımı belaya sokmama neden oldu. “Kun Farang“ * olmam bile pek işe yaramadı. Şirin gözükmek için “Anacığım seni seviyorum “ derken, “Domuzcuğum seni seviyorum” diye yaptığım telafuzlar nedeniyle birden çok kez başımı belaya sokmuştu.
Phuket’I, sürekli gülümseyen insanlarını ve lezzetli yemeklerini, 12 günün sonunda arkamızda bırakarak, demirimizi vira ettik.
“Halatlar mola, limana veda” mottomuzdan şaşmadan yeni limanımız olan Malezya’nin Langkawi limanına doğru yelkenlerimizi bastik…
Phi Phi Don adasına bir Sawadee Kap çakıp, selam vererek Melaka boğazına doğru ilerlemeye başladık.
Haftaya Melaka Boğazı, m/v Elevit ve Birol ağabey ile Selamat Datang Malaysia.
*Kun Farang : Yabancı . Farang bizde eskiden yabancılar için söylenen Frenk kelimesinin karşılığıi.
*Kun : insan demek.
Düzenleyen : Alper Akpeçe 92'Gv.



Yorumlar