top of page

Alaattin Zümrüt , Namıdiğer ALEKO



Hidayet Duman Mk.84

Richmond Holiday İnn,e Arapların taktığı keffiyeh i takıp Arap şeyhi ve oğlu gibi gitmiştik (Ben arapça biliyorum).

Birara Kardak krizi konusu nasıl mevzu olduysa tartışma başladı.Türkiye ve Türk insanı için hakaretler had safhadaydı .O eksiksiz Amerikan  ingilicesi ile müthiş bir savunma yaptı.Diskoda müzik kesildi ,herkes Aleko'nun etrafındaydı.

O arada  birini  gemiye gönderip aşçıya  kumanyadaki imkanları Miyar güverteye  taşıyıp güzel bir sofra hazırlamasını söyledi.Sonra herkesi gemiye davet etti (gecenin 23-24 ü).

Kamarası evi gibiydi.Dolaplarında onlarca çeşit çeşit  içki şişesi vardı.Gemiye arabalarla geldiler.Her  geleni kamaradan içeri aldı, misafirperverliğini gösterip istediği içki şişesini ikram etti.Miyar da 20-30 kişi toplanmştı.

Türk'ü ve misafirperverliğini uzun uzun anlattı.Gecenin sonunda misafirlerimiz hayretler ve hayranlıklar içinde gemiden ayrıldı.


Mehmet İlbay YDO 82

83 senesinde Alaattin abi ile 6 18 gün çalıştım. Meslek hayatımın en büyük şansıydı. Bende çok emeği vardır. Birde Bekir Emiral'ı hiç unutamam. Aleko ile çok gırgır 5-6 saatlik bir karakol olayimız var. Bir ara yazarım.  Allah mekanını cennet etsin. Ölmeden kısa nir süre önce konuşma fırsatım oldu. Herşeyi ile çok renkli ve adam gibi adam bir abimizdi.


Cpt.Tamer Çiçekdiken Gv.88

Ben, Mehmet Ozturk, Bora Kayacan, Fatih Tepe, Murat Okşar, Merter Pişkin,  sanırım 1987 Ekim-Kasim ayları stajyer olarak katıldık Keban'a. Amerika seferi yaptık. Anlatacak çok anımız var ama kaligrafik enfes yazısı ve Texas aksanı İngilizce'si ile bugün bile hafızamda capcanlı. Biri yurt dışında iki defa deniz raporu nasıl alınır ondan öğrendim. İskenderun 'da ki deniz raporu olayında gemiye mahkeme hakiminin gelişi ile gidişinde yasadiklarimizi genis bir vakitte detayli yazmak lazim. Mesleki bilgi ve tecrubesini her fırsatta en ince ayrintisina kadar kafalrimiza kazidi. Onunla çalışmış Bütün ağabey ve kardeslerimize katılıyorum çok şey öğrendik ondan. İyi bir Beşiktaş taraftarı idi ve bana sürekli hemşehrim derdi zira oda Bakırköylü idi.  Son olarak 29 Ekim gemisinde zabıt iken VHF ile görüştük, Keban gemisinde izinsiz 5.yilini doldurduğunu söylemişti.Nur içinde yatsın. Hiç unutmadım efsane beybabayı, Alaaddin Zümrüt nam-i diğer Aleko. Ozcan Barut ağabeyim aynı gemide 3.zabit idi onda da sanırım daha fazla anı vardır. Herkese selamlar saygılar


İsmail Bayer Gv 84

1990 yılının Eylül ayında Haydarpaşa Limanında Keban gemisine katıldığımda tanıştım Beybaba Alaattin Zümrüt ile. Camia içinde hakkında söylenenlerin ön yargısı ile mesafeli ve dikkatli tanışma merasiminin  akabinde güverteye inip tahliyeyi sonlandırdıktan sonra bumbaları ayı bacağı ile emniyete alırken pürtelaş bir şekilde gelen kamarotun, Beybabanın beni çağırdığını söylemesi üzerine, reise devam etmelerini söyleyip Beybabanın yanına çıktım. Bana söylediği ilk söz bumbaları yatır oldu. Ben hayretle Derince’ye gidiyoruz gerek var mı diye sormamı takiben sana yatır diyorum demesi üzerine ikiletmedim peki diyerek güverteye indim ve personele 16 bumbayı yatırmalarını söyledim. Derince, İzmir, Mersin, İskenderun’a kadar Beybabanın müdahalesine  meydan vermeden bumbaları yatıra yatıra her geçen gün birbirimize biraz daha ısınarak devam ettik. Beybaba ile 1992 yılının Mayıs ayı sonuna kadar macera dolu çok güzel seferler attıktan sonra evlenmek üzere gemiden ayrıldığımda 21 ayı bitirmiştik. Beybabadan 21 ay boyunca öğrendiklerimi hiç bir şeye değişmem. Çok iyi bir öğretmendi, çok renkli müthiş bir Beybabaydı. Ebediyete intikal edene kadar her fırsatta aradığımda daha sesimi duyar duymaz “vayyy Avanoslu İsmail” diye ahizenin öbür tarafından seslenişi hep kulaklarımda. Beybabayı saygı ve özlemle anıyorum. Ruhu şad, devri daim olsun. 


Ergun Nuroğlu gv.78

Mezun olduğum yıldan itibaren biz genç zabitlerin merakını celbeden, her hikayeleri onları daha da merakla takip etmemize vesile olan sayılı meslek büyüklerimizden biriydi Alaattin Ağabey. Yıllar sonra, sanırım 1990-91 yıllarında, muhtemelen İsdemir gemisiyle İskenderun Körfezinde yer alan Yazıcılar İskelesine yanaşmak üzere geldi. Gemiye çıktım. Bazı sebeplerle yanaşmada romorkör kullanma imkanı olmaması sebebiyle kendisine romorkörsüz yanaşacağımı, batıdan esen meltem rüzgarından yararlanacağımızı ve uygun mesafede demir kullanıp halat manevrası ile yanaşacağımızı anlattım. Kabul etti. Kendisinden epey genç bir kılavuzun yaptığı manevrayı izledi. Yanaştık. Tam vedalaşırken beni yemeğe davet etti. Nasıl sevindiğimi anlatamam. Hayatımda ilk kez gördüğüm bir ağabeyimle beraber olmanın keyfini anlatamam. Sanırım 5-6 saat çok derin konularda sohbetler ettik. Ben o sohbette Alaattin ağabeyin ne kadar sağlam bir devletçi olduğuna şahit oldum. Belki çoğu yakın dönemleri bile bilmiyordur. Kendisi, küçük yaşta babasız kalmış, devletin himayesinde, akıllı çocukların kabul edildiği DARÜŞŞAFAKA CEMİYETİ'nin müşfik kollarında ilk-orta ve lise eğitimini tamamlayarak YDO'da yine devletin himayesinde hayata atıldığını anlatmıştı o gün. Ona olan saygım bir kat daha artmıştır. Işıklarda uyusun.


Sedat Koç, gv.87

Günaydın, kısa bir abı Rahmetli Ressam Aleko ile ilgili,

Keban gemisini staj da Amerikaya gidecek diye bekledik , bir uzak doğu bir Amerika yapıyordu. Uzakdoğudan geliyordu. Bize kısmet sadece Dogu çıktı. Hindistan Pakistan  Körfez ülkeleri donduk geldik. 

Anı kısmı ; 

Çanakkale den geçiş yapıyoruz. Nara  burnu fener şamandırasının dışından geçicez normalde. 

Tüm stajerler ( 4 güverte idik) köprüüstündeyiz, öglen saatleri. 

Süvari bey köprüüstünde, 

Nara vurbu fenerinin iç tarafında bir küçük tekne de varandaşın  biri balık tutuyor. 

Süvaribey draflara vs çok hakim  , rotadan saptı içerden geçmeye karar verdi. 

Teknedeki bize bi baktı  içerden gececeginize ihtimal vermedi oltası ile ilgilendi ( dürbünde gördügümüz kadarı ile) 

Sonra biz yaklaştıkça bakma  frekansı arttı, 

E biz fenere çok yaklaşınca küreklere sarıldı   Mübarek kıçtan takma var gibi açıga kactı. 

Biz kırlangıçta adama  bakıyoruz…..

Süvari bey  içeri gelin dedi .  Tecrübe konuşuyormuş ne bileyim...

Ben meraklı , sandal dibimizde,

El kol hareketleri net ifade ediyor adamın duygularını, 

Bir yandan da mübarek şiir gibi  sallıyor küfürleriiii...

E tabi tecrübe işte.. biz yedik küfürleri sadece  :)))




Cumhuriyet Gazetesi, 1986 Yılı, 8. Ayı, 21. Günü, 10 .sayfa.

18 Ağustos 1986 mülteci kurtarma operasyonu olmuş  21 ağustos 1986 da haber olmuş.                                                                                                                                           (Bir Türk gemisi Vietnam'dan kaçan 28 kişiyi kurtardı Güney Çin denizinde sandallar içinde yardım isteyen Vıetnamlıları Keban gemisi kurtardı. Vıetnamlılar Singapur limanında ABD ve İsveç yetkililerine teslim edıldi . Bir Türk gemisi, Güney Çin Denizi'nde karadan 200 mil açıkta yardım isteyen 28 Güney Vietnamlıyı kurtardı. Vietnam'dan kaçan ve sığınacak ülke arayan 28 kişiye İsveç ve ABD iltica hakkı tanıdı. DB Deniz Nakliyat'a ait "Keban" gemisi, çıktığı ilk Uzakdoğu seferinden dönerken, 18 ağustos pazartesi gunü, Güney Çin Denizi'nde karadan 200 mil açıkta sandallar içinde yardım isteyen 28 Güney Vietnamlıya rastladı. 13 bin DWT'lik  gemisinin kaptanı Alaattin Zümrüt, 10'u çocuk olan ve perişan bir durumda bulunan Vietnamlıları gemiye almakta tereddüt göstermedi. Güney Vietnamlıların sığınacak ülke istemeleri üzerine durum Türkiye'ye bildirildi. Deniz Nakliyat da Dışişleri ve Ulaştırma Bakanlıkları'ndan yardım istedi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komisyonu nezdinde yapılan girişimler sonucu Isveç 16, ABD de 12 Vietnamlıyı kabul etti. Dün Singapur'a varan "Keban" gemisinden 28 Vietnamlı, ABD ve Isveç makamlarına teslim edilmek üzere alındı. Gemiye gelen Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komisyonu Komiseri, kaptan Alaattin Zümrüt'e bir teşekkür mektubu ile plaket verdi. Gemi, Singapur'da bir gün kaldıktan sonra normal seyrini izleyerek Malezya'ya gidecek ve daha sonra Türkiye'ye hareket edecek.) 


Mehmet İlbay , YDO 82

Aleko çok iyi balıkçıydı. Tree Riversa buğday yüklemesine gidiyorduk. 12-4 vardiyasını tutuyorum. Öğleden sonra köprüüstüne geldi. New Foud landın güneyinde bir yerlerdeyiz. Haritada bir nokta işaretledi.

"Deryalar bu noktaya geldiğimizde gemi alarmını kullan herkese alesta. Balık yakalayacağız " dedi.

Beni deryalar diye çağırıyordu. O sene hemşerim Arif Şentürk bu Rumeli türküsünü çok popüler yapmıştı. Benimde sesim güzel değil. Ama memleket türküsü müdür nedir bilmem. Sanırım güzel söylüyorum. Bilen arkadaşlar vardır ben yugoslavya doğumluyum. Akşam içerken benim görevlerimden biri bu türküyü en az bir kere söylemek. Tabii limanlarda. Neyse.

Gündüzden olta takımları olan takımlarını hazırladı. Sabah iki gibi işaretlediği pozisyona geldik. Ben alarmı çaldım. Herkes güvertede. Ama Aleko tam bir balıkçı kıyafeti ile. Temel reis gibi kukuletalı şapkası bile var. 1.5 saatte 2 varil balık yakaladık. Baş mühendis Erol Beşgül abartısız 70-80 cm lik bir balık yakaladı. Güverteye alamadık. Filikayı indirirken çelik halat koptu. Allah'tan bir şey olmadı, balığıda yukarı aldık. Zorda olsa filikayı yukarı güverteye aldık. Allah mekanını cennet etsin. Birde bu balığı yeme hikâyesi var. Daha sonra anlatırım.  


Hasan Çaylak, 77, Mk.

Fırat gemisinde Doğan Pekman kaptan, Alaatin abi ikinci kaptan, ben Vardiya Mühendisi Akın Akkoç abi 2. Münendis Baş Mühendis Ersun Ozanalp Ahmet Üstündağ Vardiya Zabiti rahmetli sınıf arkadaşım öz kardeşimden ileri İbrahim Çiftçioğlu Vardiya Mühendisi.

İmmingam limanında İbo ve ben gece yarısı gemiye geldik. Mürettabat mahallinden zabitan katına çıkan kapıyı açar açmaz, Alaattin abi hurra üstümüze atladı. Yukarıdan herkes tutun tutun bağırıyor. Zorla yukarıya çıkardık Kaptan ve Baş Mühendisin önünde hazır ola geçerek saygılarını iletiyor, ama zil zurna sarhoş. Sakinleşir gibi oldu zabitan katındaki tuvalete gideceğini söyledi, biz tuvalet kapısında beklerken, mürettebat mahallinde kıyamet koptu.

Lumbozdan çıkıp mürettabat mahalline gitmiş bir baktım Mehmet isminde iriyarı bir yağcı Alaattin abinin boğazına sarılmış sıkıyor. Mehmet Abi bırak diye bağırdım ve araya girince beni çok severdi bıraktı. Alaattin abiyi zorla kamarasına çıkardık. Tabii gözetim yapıyoruz, birde baktık kendi kendini kelepçelemiş. Anahtar yok Akın abi sabaha kadar kıl testere ile kelepçeyi kesti.

Olay gündüz mimli Selami isminde bir gemici Alaatin abiye hakaret etmiş kamarasında bıçak çekmiş Alaattin abide çok içerlemiş ve içip sarhoş olduktan sonra kendini öyle kurmuşki gözü hiçbir şeyi görmüyor.

Sonra Sabahleyin Alaattin abi Kaptan tarafından gemiden gönderildi. Olayla ilintili

2 Gemici gemide kaldı.

Biz Kaptana 2 gemicide gitsin dedik Kaptan bir sefer aynı şekilde gemicileri göndermiş, sonra Deniz Nakliyatın önünde kafasına çuval geçirilerek dövülmüş.

Selami denen gemici Anverste Öküzbaş gece kulübünü kapatan biridir. Bu olaydan bir sefer sonra kendimi Alnıak Tankerine attım makineciler için çok zor bir gemi idi 2 yıllık mezundum başkasının ehliyeti ile İkinci Mühendis olarak atadılar.

DİPNOT :

İyi günler Hasan Abi.

O kadroda Hüseyin Yangın ve Halit Hoşkan' ve biz değerli Stajyerlerinde vardı galiba .

O meşhur gece biz nereye geldik , Denizcilik böyle bir şey mi diyerek , kavgayı merakla seyretmiştik .

Allah razı olsun Hüseyin Abi bizi Bristol'da , Bristol Rovers maçına götürmüştü.

Rafi KARAEGEMEN - MK 79.

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Bize Ulaşın

YDO RUHU

Bu sayfada görmek istediklerinizi,

Fikirlerinizi Bizimle Paylaşın   

YDO okul brövesi

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

bottom of page