Bir Efsane "Hayri Baran Gv.28" - Bölüm_3
- Alper Akpeçe

- 24 May 2024
- 4 dakikada okunur
SON BÖLÜM

BARAN Hakkında GAZETE YAZILARI ile devam ediyorum,
Barana ait ufak tankerler ve bir römorkör şirketinin; ilk gemisi 15.000 tonluk Barbaros tankeridir. Barbaros, dünya deniz piyasasındaki geniş kredi imkânında faydalanılarak 9/10’u peşin,
gerisi beş yıllık vâdeyle satın alınmıştır.
Bu gemiden iki yıl sonra Baran, memleket dahilindeki petrol nakliyattı ile ilgili bir teşebbüse geçti.
O yıla kadar memleket dahilinde deniz yoluyla yapılan petrol nakliyatı takalara yüklenen gaz tenekeleri ve varillerle olurdu. Petrolü gaz tenekesinde ve bidon içinde ahşap teknelerle taşımak
sızan petrolün ufacık bir kıvılcımdan alev alması yüzünden çok tehlikeli idi. Nitekim Boğaz sahillerinde oturanların gayet iyi hatırlayacağı gibi bu teknelerde sık sık yangın çıkar hem döviz ödenerek yurda getirilen dünya kadar petrol heba olur, hem de insanca bir çok kayıplara uğranırdı.
Petrol nakliyatını bu iptidai usulden kurtaran ilk teşebbüsü Denizcilik Limited Şirketi yaptı ve Almanya tezgâhlarına 1000 tonluk Hızır Reis adını verdikleri tankeri ısmarladı. Hızır Reis aynı zamanda özel teşebbüsün doğrudan doğruya kızaktan indirdiği ilk gemi oluyordu.
Denizcilik Limited Şirketi ikinci büyük tankerini 1959 yılında gene krediyle satın aldı. Turgut Reis adındaki bu tanker 18.500 tonluk idi. Turgut Reis alındığı zaman 4 yaşında idi ve özel teşebbüsün elindeki ticaret filosunun en genç gemisi idi.
İzmitte İpraş, Mersinde de Ataş rafinerisinin açılışı ile birlikte Türkiyede petrol nakliyatında yeni bir
devre başladı. Türkiyeye dışarıdan sadece ham petrol geleceği için bu ham petrolü ancak süper tankerler nakledebilecekti.
At binenin, kılıç kuşananın!
Denizcilik Limited şirketi 1962 yılında en büyük hamlesini yaptı ve Fransa tezgâhlarına daha önce başka yabancı firmalar tarafından sipariş edilen 50 bin tonluk bir tankeri ticaret filomuza katmak için teşebbüse geçti. Daha önce kredi ile alınan gemilerinin taksitlerinin ödenmesinde
ve diğer ödemelerde Denizcilik Ticaret Limited Şirketi dünya piyasasında güvenilir bir isme sahip olduğu için, bu teşebbüsünü de gerçekleştirdi ve halen ticaret filomuzun en büyük gemisi
olan Ata tankerine Türk bayrağı çekildi.
Ata alındığı yıllarda Hayri Baran, yer olan Beykozda küçük a bir tersane kurarak memleket dahili petrol nakliyatında kullanılan ufak tankerleri yapmaya başladı. Bugüne kadar bu tersanede ;
Bizim Reis, Burak Reis, Piri Reis, Küçük Reis tankerleri yapılmış ve hizmete konulmuştur.
Gene bu tersanede Ereğli Demir - Çelik tesislerine dışarı fiyatlarına nazaran bir milyon
lira daha ucuza bir römorkör ve bir depolama botu inşa edilmiştir.
Deniz kenarından denizciliğe
Hayri Baran 1909'da Beykozda doğmuştur. Babası subay olan ve ailesinde hiç denizci bulunmayan Baranın küçük yaştan beri en sevdiği şey deniz olmuş ve nitekim yüksek tahsil çağı
geldiği zaman hiç tereddüt etmeden Yüksek Denizcilik Okulunu tercih etmiştir.
1925'de Yüksek Denizcilik Okuluna giren Baran 1929 da mezun olmuş, Denizyollarının meşhur Gülcemal vapuruna dördüncü kaptan olarak çalışma hayatına atılmıştır.
Kısa bir müddet, sonra gene Denizyollarında sigorta eksperliğinde bulunan Baran tecrübesinde
1933 yılında İktisat Vekâleti Liman Hizmetleri Şubesi müdürlüğüne getirilmiş,
1935 yılında da mezun olduğu okula hoca olarak dönüp, denizcilik dersleri vermeye başlamıştır. 1940 yılında evlenen Baran ticarete ilk defa, hocalığı dışında bilirkişilik ve eksperlik görevlerinden aldığı ücretleri biriktirerek temin ettiği mütevazi bir sermaye ile 1942 yılında bir İthalâtçıya ortak olmak suretiyle ticarete başlamıştır.
Baran bir yandan hocalık görevini yürütürken bir yandan da ithalât ve deniz nakliyatı müteahhitliği yapmış, bu işlerden biriktirdiği sermaye ile de;
1948 yılında ilk gemisini almış, müteakiben bugünkü Denizcilik Limited Şirketini kurmuştur.
Baran Denizcilik Limited Şirketini kurduğu 1952 yılında da Yüksek Deniz cilik ve Ticaret Okulundaki görevine veda etmiştir.
İki erkek çocuğu olan Hayri Baran son derece çalışkan işine bağlı bir kimsedir. İşinin dışında denizcilik ile ilgili bütün cemiyetlerde görev almış, müteaddit defalar türk denizciliğinin gelişmesi için kurulan komisyonlarda çalışmış, onlara başkanlık etmiş, Hükümet nezdinde teşebbüslerde bulunmuştur.
Hayatının bir talihsizliği de işte bu sırada başına gelmiş, ismi Vatan Cephesi hikâyelerine karışmıştır. Baran; Menderesin meşhur V-C. sine ne resmen, ne fiilen katılmıştır. Ama ismi ilân edil-
diğinde bunu tekzip edecek cüreti gösterememiştir. Zamanın şartlarında, zaten pek az iş adamı bu cüreti göstertmiştir.
Baran takdire şayan bir medeni cesaret örneğidir. Bu, her sermaye nin mutlaka sömürücü olduğu, zehabını vermek isteyenlerin yüzüne firlatılmış bir eldivendir.
İkincisi, temsil etiği özel teşebbüs için gerçek kurtuluş yolunun itibardan geçtiği hususuna konulmuş doğru bir teşhistir .
Üçüncüsü, Hayri Baran mantıki konuşması, Memleketin sosyal hayatında yeni bir devrenin, inkişafını göstermek istidadında, olan ve bütün Basında geniş akisler uyandırmış bulunan açıklamalarıyle şirketine ait en ufak açıklamayı basın ile paylaşmıştır. V esözlerine şu şekilde son vermiştir ;
Bundan böyle her Mayıs ayında Denizcilik Limited Şirketinin sorumlu idarecileri umumi efkârın karşısına çıkacaklar ve o yılla ait kazanç, masraf, kar ve vergi durumlarım açıklayacaklardır.
Basının sayın temsilcilerine memleketin menfaati olduğuna samimiyetle inandığımız bu usulün kurulmasında bize yardımcı olacaklarından dolayı Şirketimizin derin şükranlarını sunarım.
Son Söz;
“Bir Efsane Hayri Baran” başlıklı son yazımda bu başlığı atmamın sebebin bu Gazete yazılarıdır.
Bu yazılardan anlaşılan; Hayri Baran, bir çoğumuz gibi Denizci bir aileden olmasada, Yüksek Denizcilik Okuluna girerek, Türk Denizcilik Kültürü ile tanışmış, mezuniyetin ardından denizde çalışarak fiilen işleyişi görmüş, sonrasında kara tarafına geçerek Sigorta Eksperliği, devlet dairelerinde müdürlükler gibi alanlarda bilgi ve tecrübesini genişletmiş, ve mezun olduğu okula Hoca olarak dönerek tüm birikimini gelecek nesillere aktarmış bir abimizdir.
Asıl beni etkileyen, tüm bunlarla yetinmeksizin, kafasında olgulaştırdığı deneyimlerinlerine güvenerek ve tüm birikimini riske ederek ticarete başlaması ve ileri görüşlülüğü ile ticari başarılar elde etmenin yanı sıra, herkese meydan okurcasına ticaret hayata farklı bir bakış getirme çabası içerisinde bulunmasıdır.
Yaşadığı dönemin siyasi iklimine ve piyasa oyunucularına rağmen, herkesin çılgınlık dediği projeleri hayata geçirmiş, Türk Armatörünün de Uluslararası Piyasalarda var olabileceğini kanıtlamış, ve en önemlisi bunun yolunun ticari itibar ve şeffaflıktan geçtiğini bir üniversite hocası gibi tüm sektöre anlatma gayretini hiç kaybetmemiştir.
Şeffaflık ve İtibar üzerine Medya’yı kullanarak geniş kitlelere kendini anlatması, abimizin ne kadar ileri görüşlü ve dolu bir insan olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu gazete küpürlerinin satırlarını okurken, okulumuzdan mezun YDORUHU’na sahip bu değerli abimizin adının sayfamızda mutlaka anılması gerektiğini düşündüm.
YDORUHU’nu 1909’dan günümüze taşıyan bu Koca Yürekli Abilerimizi anlamak, isimlerini anmak ve bıraktıkları fikirleri canlı tutup, ileri taşımak, en iyisini bizim yaptığımızı her defasında ortaya koyarak ekmek paramızı kazandığımız mesleğimize karşı sorumluluğumuz olduğuna inanıyorum.
YDORUHU Üyelerine Selam ve Saygılarımla,
24.Mayıs.2024
Alper AKPEÇE Gv.92,



ortadaki
Hayri Baran ve sağındaki Nejat Doğan Armatör Nejat Doğan, 31 Temmuz 1956 günü yapılan Türk Armatörleri Birliği Umumi Heyet Toplantısı’ndaki seçimlerde, yönetim kurulunda Üye (Kâtip) olarak görev almıştı. Bu seçimde Kemal Sadıkoğlu Başkan ve Bülent Sirmen Başkan Vekili seçilmişti. Üyeliklere ise; Ömer Tekcan (Muhasip/Sayman), Nejat Doğan (Kâtip), Şevket Mânioğlu, Fuat Sadıkoğlu, Orhan Sadıkoğlu, Mehmet Kazancı (Murakıp/Denetçi) seçilmişlerdi. O günlerde Türkiye politik çalkantılara yuvarlanmaktadır.