top of page

DENİZCİLERİN KESİK DAMARLARI - M.Ali SÖKMEN 72'Gv.


Yazımın başlığı Uruguaylı yazar Eduardo Galeano ‘nun ölümsüz eseri “ Latin Amerika’nın Kesik Damarları “ kitabından esinlenerek isimlendirilmiştir. Bu ölümsüz eseri çalıştığım gemide başlayıp Marmara Adasında bitirmiştim. Yaklaşık on beş sene oluyor. Galeano sanki Latin Amerika ülkelerini değil de bizim ülkemizi anlatıyordu. Uygarlık, özgürlük sözcüğünü ağzından hiç düşürmeyen, asla “eşitlik”ten söz etmeyen, yok edici Batılı emperyalistlere karşı ezilmiş, hor görülmüş, belleği yok edilmek istenen yerel halkların safında yer alan, diklenen bir yazar Galeano.


Galeano sanki yaşantımızı yazmıştı. Gerçeğin ne olduğuna bakmadan onu değiştirmenin sihirli formülü yok. Onu göremiyoruz, kendimize körüz; çünkü kendimize başkalarının gözüyle bakmaya şartlanmışız.


Birazda diğer kitaplarından bahsedeyim. “ Aynalar” kitabında neredeyse evrensel bir tarih anlatılmış. Bir yerli türküsü ile başlar maceralar. “ Baba, dünyanın resmini bedenimin üzerine yapsana.” Dünyayı çok merak eden ama göremeyen bir Kızılderili çocuğun türküsü. Bu adil olmayan sömürü düzeninde barış ve adalet haykırarak doğan yirminci yüzyıl, kanın ve sömürünün içinde boğulmuş olarak öldü ve bulunduğundan çok daha adaletsiz bir dünya bıraktı arkasında. Netice de haklının değil güçlünün kazandığı günlere geldik ve yaşıyoruz.

,

Defalarca çevire çevire okuduğum, içinde belki yaşantımdan bir kesit bulurum dediğim kitabı “ Gölgede ve Güneşte Futbol”. Benimle ilgili bir kesit bulamadım. Ama ışıklar içinde uyusun arkadaşım Metin Kurt’un gayretlerini buldum. 1994’te ülkelerinde futbol sendikası kurmak amacıyla çalışmalara başladıkları için üzerileri çizilen Maradona, Bebeto, Gascoigne, Zamaeano, Hugo Sanchez. Metin, futbolcu kardeşlerinin yediği tekmelerin bir faturası çıksın, arkalarında bir bütün olarak desteklenecek birikim olmasını istedi. “Futbolcular Sendikası” kurmaya kalktı ve üstü çizildi. Genç yaşta, idealleri kalbinde bu alemden göçtü gitti.


Bu kitapta neler var. Liman işçilerinin grevini destekleyen bir cümleyi sırtına yazmış olduğu için cezalandırılan İngiliz futbolcu “ Robbie Fowler” ı anlatıyor.


Galeano’dan seçmeler yazayım. Bakalım sizlere yabancı gelecek mi:

Kapitalizm, sahne ismi olarak pazar ekonomisini kullanıyor,

Emperyalizme ise küreselleşme deniyor.

İhanetin adı realizm ,

yoksullara yoksun ,

dar gelirliye de kıt kaynaklı insanlar deniyor.

Patronun , işçinin teminatsız açıklamasız işine son verme hakkına emek piyasasının esnekliği deniyor.


Politikacılar konuşur ama hiçbir şey söylemez.

Seçmenler, oy kullanır ama seçmezler.

Okullar cahillik öğretir.

Yargıçlar kurbanları cezalandırır.

Karlar özelleştirilirken iflaslar kamulaştırılır.

Yoksullara yiyecek verirseniz aziz,

neden yiyecekleri olmadığını sorarsanız komünist olursunuz.


Güney Amerika’da haklılar hak ettiklerini asla alamazlar.


Bu son cümle çok önemli. Sadece Güney Amerika’da mı ? Yirmi üç sene kılavuz kaptanlık yaptım. Denizde çalıştığım zamanı saymıyorum. Yabancıların ilk gördüğü ve son gördüğü "Türk insanı" kılavuz kaptandır. Denizde çalışırken dünyanın birçok limanına gidip işten, mesuliyetten dışarıya çıkıp neler olup bittiğini görme fırsatım çoğu zaman olmadı. Dünyayı görmeden gezdim. Hamingway’in çok güzel bir lafı var. “ Bir şehirde bir müze var diye ben o müzeye gitmem. Beni o müzede

ilgilendiren ne var? O şehri tanımak için restoranlara , barlara giderim”. Ben müzeler

dahil çok yerde hiçbir yere gidemedim.


Hiç unutmam bir arkadaşım beni önemli bir diplomata tanıttı.

“ Kaptan, gemi süvarisi.

,Diplomatın cevabı "Siz gemide ata mı biniyorsunuz ? “

İşte Türkiye’de denizcilerin kesik damarları.

Şimdi arkadaşlar “ yeşil pasaport” için uğraşıyorlarmış. Hiç uğraşmayın bizler gemide at sırtında gezenleriz.


Galeano’nun tarihi görüşleri ile devam edelim. Kapitalizmin yoğurduğu ortamlarda emek mutlaka iç mihraklar ve onların hizmet ettiği kapitalist unsurlar tarafından sömürülür. İç mihraklar sistemin içindeki sömürücülerdir.


Geçen günlerde “ Kılavuz Kaptanlar Haftası” kutlandı. Papyon takmış kılavuz kaptanlar gururla, coşkuyla haftalarını doya doya yaşadılar. Hemen arkasından adeta hediye gibi Ak Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Limanlar Kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı meclise sunuldu. Hayırlı uğurlu olsun. Bu papyonlu arkadaşlar kendilerini ilgilendiren bu tasarıya ne diyecekler? Başından beri yazan, konuşan, eleştiren bir tek benim. Bırak palavrayı bizim önceliğimiz “ şeytanın boku “ dediler. Neticede bu ulu meslek çarmıha sarılan, tırmanan emekçilerin emeklerini adeta yuttu, vasıfsız emek düşmanlarının cirit attığı bir alana dönüştü.

İtalyanlar Espresso’yu üç yudumda içerler. Dört , beş yuduma çıkınca sen espresso içmesini bilmiyorsun derler. Rant, emperyal sistem, bu mesleği iki yudumda yuttu ve yutmaya devam ediyor. İşte emperyal düzenin yudumcuları bence İtalyanlardan çok daha ileriler.


,Erdal İnönü partililerini toplamış bir restorana gitmişler. Garson sormuş “ Efendim ne yiyeceksiniz” İnönü etrafına bakmış “ Önce biz birbirimizi yiyeceğiz” sonra yemeklere sıra gelirse... Bu kılavuz arkadaşlar bizimle başladı yemeğe devam ediyorlar. Önce mühür bende Süleyman benim, benim gibi düşünmüyorsan kovarım seni ve kovmaya devam.


Dinleme , fikir alma, ortak hareket yok. Kovduğunuz adamı değil onun eşini, çocuklarını, anasını babasını kovuyorsun. Aferin yiyin birbirinizi geriye ne kalacak ?


Bu meslek öyle bir hale geldi ki akıl ile anlaşılmaz, kural ile anlatılmaz, insan kabiliyeti ile erişilmez.


Sonuç: Kimse gerçek ile yüzleşmek istemiyor. Şayet yüzleşseler ne görecekler?

KRAL ÇIPLAK.

Yakında bu mesleğin cenazesini merasimsiz , duasız kaldıracaklar.


Hiç unutamadığım Çin atasözü: Tanrı değişim zamanında yaşatmasın insanı. Çok azımız elindekileri korudu. Terbiyeli insanlar bir yerlere kayboldu. Her taraf bir itiş kakış.


Eduardo Galeano 3 Eylül 1940 yılında Uruguay’ın başkenti Montevideo’da doğdu. 13.Nisan 2015 tarihinde Montevideo’da .öldü. “ Kesik damarları "yazmak benim için kişisel bir görevdi, bir başlangıçtı . Yaşamın anlamını kalemimle keşfe çıkmaktı ve bu gerçeğin derinine inmekti. Latin Amerika’nın gerçeği. Bence sadece Latin Amerika’nın değil pek çok ülkenin gerçeği.


Galeano son konuşmasında şöyle dedi. BAĞIMSIZLIK HAYSİYETİN DİĞER ADIDIR. İşte denizin ve denizcinin kesik damarları.


Kaptan

M.Ali SÖKMEN


BAŞSAĞLIĞI VE ANMA

Nazım Hikmet denilince aklıma ilk gelen Rus dostlarım Kaptan İgor ve değerli eşi Swetlana olur. Ünlü şaire büyük tutkuları vardı.

İgor “ Siz ne diyorsunuz bilmiyorum. Ben Nazım’a alın terini şiirlere döken şairdir diyorum.” derdi. Leningrad’ta yaşayan bu dostlarıma sağlık, huzur diliyorum.


3 Haziran 1963 de Nazım’ı Moskova ‘da kaybettik.

Hasan Hüseyin Korkmazgil her ne kadar “ Haziranda ölmek zordur” dese de Nazım dinlemedi bildiğini yaptı.


Güzel günler göreceğiz çocuklar motorları maviliklere süreceğiz dese de motorunu

Romen gemisi “ Plehanou” nun üzerine sürdü ve geçti gitti.


Bugün ölüm yıl dönümü kendisini saygıyla anıyoruz.


Sn.Oğuz Cebeci 86'Gv. paylaşımından alınmıştır, Teşekkürler,

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Bize Ulaşın

YDO RUHU

Bu sayfada görmek istediklerinizi,

Fikirlerinizi Bizimle Paylaşın   

YDO okul brövesi

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

bottom of page