GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER
- Alper Akpeçe

- 20 May 2024
- 6 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 30 Ağu 2024
İHYA GÖRGÜN, KARTAL, MİRLİVA MUSTAFA KEMAL PAŞA,

Mehmet İhya Görgün, 1895 yılında İstanbul'da doğmuş ve denizcilik dünyasında önemli bir figür olmuştu. Dedesi Hasan Kaptan gibi, o da denizcilikle iç içe büyümüştü. Küçük yaşlardan itibaren denizcilik hikayeleriyle büyüyen Mehmet İhya, tutkunu olduğu Kaptanlık mesleğine ulaşabilmek amacıyla Ticaret-i Bahriye ve Çarkçı Mekteb-i Alisi'nde eğitim almış, başarılı bir öğrenci olarak 1914 yılında okulu birincilikle bitirmişti.
5.ocak.1914 tarihinde Harbiye Nazırı Ahmet İzzet Paşa istifa ettirilerek gözde paşalardan Enver Paşa Dahili Nazırı görevine getirildi. Harbiye Nazırı Enver Paşa, 2 Ağustos 1914'te Rusya'ya karşı gizli bir Türk-Alman ittifak anlaşması imzalanmasında önemli rol oynadı. 10.Ağustos’ta Boğazlar'dan girmesine izin verilen iki Alman kruvazörünün 29 Ekim'de Rus Çarlığı liman ve gemilerine saldırması için gerekli onayı verdi. 14 Kasım'da Fatih Camii'nde okunan Cihad-ı Ekber ilanı ile devlet, resmen I. Dünya Savaşı'na katılmış oldu.
Enver Paşa, ülke I. Dünya Savaşı'na girdikten sonra Harbiye Nazırı olarak askerî harekâtın yönetimini eline aldı. 3. Ordu'nun Doğu Cephesi'nde Rus kuvvetlerine karşı giriştiği Sarıkamış Kış Harekâtı'nın komutanlığını üstlendi. Enver Paşa, ordunun komutasını Hakkı Hafız Paşa'ya bırakıp İstanbul'a döndü ve savaş boyunca başka hiçbir cephede komutanlık üstlenmedi. Hakkı Hafız Paşa’dan gelen bilgiler ışığında Lojistik destek talepleri doğrultusunda gemilerle desteğin verilmesine karar verdi. Dönemin Genelkurmay Başkanı Enver Paşa, Donanma Komutanı'na bile haber vermeden Sarıkamış'taki askerlere kışlık üniforma, erzak, mühimmat yollamak için sivil yük gemileri Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer ve Mithad Paşa'yı İstanbul'dan 6 Kasım 1914'te yola çıkardı. Gemilerde Sarıkamış'ta savaşacak 3 bin de asker vardı. Ruslara karşı kazanılacak bir zafer ile Osmanlı’nın eski kudretini kazdıracağı ve bu zaferin sahibi de Enver Paşa olacağına inanç çok yüksekti.
19 yaşında mülazım kaptan olarak mezun olan Mehmet İhya Kaptan ilk gemisi olan Seyhun'da çalışmaya başladı. Daha sonra Bezm-i Alem gemisine 4. Kaptan olarak atandı. Mehmet İhya Kaptan bu gemide görev yaparken Osmanlı Birinci Dünya Savaşına dahil oldu. Bezm-i Alem gemisinin de dahil olduğu 3 gemi karadan Sarıkamış'a gidecek olan malzeme ve 3 bin askerin Trabzon limanına deniz yolu ile sevkiyatı için görevlendirildi.



Enver Paşa yine büyük hata yapmış, bu sivil gemileri koruması için Donanma'dan yardım istememişti. Donanma'nın kuralları gereği askeri personel taşıyan yük gemilerine olası düşman saldırısına karşı mutlaka bir, hatta birkaç savaş gemisi eşlik etmesi gerekli idi. Ancak Enver Paşa'nın ani kararıyla 6 Kasım 1914'te İstanbul Boğazı'ndan demir alan bu 3 kuru yük gemisine hiçbir savaş gemisi koruma yapmıyordu. Söz konusu 3 gemi Zonguldak açıklarına geldiklerinde karşılarında dev gibi Rus savaş gemilerini buldu. Ruslar Zonguldak'taki kömür madenlerini bombalamış, üslerine dönüyorlardı. Ruslar kucaklarına düşen bu 3 yük gemisine Kandilli-Ereğli açıklarında ateş açtı. 7 Kasım 1914 sabahı saat 7.45'te 3 yük gemimiz içindeki 3 bin asker ve Sarıkamış'a götürülen malzemelerle birlikte çok kısa süre içinde denize gömüldü.
Mehmet İhya Kaptan, bu saldırıdan sağ kurtuldu. Ancak Rus Deniz Kuvvetleri gemilerden sağ kalan denizcileri kurtardı, ancak esir muamelesi ile Sibirya ya gönderilmek üzere kendi topraklarına götürdü. Böylece Mehmet İhya Kaptan ruslara esir düştü.
Kafkas cephesine lojistik yardım götürmek üzere yola çıkan Bahr-i Ahmer, Bezm-i Alem ve Mithatpaşa gemilerini Karadeniz’de kaybedilmiş olması, cepheye yardımın planlandığı şekliyle ulaşamamasına dolayısıyla doğu cephesinde savaşın kaybedilmesine etkisi fazlasıyla hissedildi. Gemilerin batırılması ve Sarıkamış da hüsran ile savaşmadan 92 bin vatan evladının kaybedilmesi haberlerinin İstanbul Basınında yer almasına Enver Paşa tarafından uzun süre müsade edilmese de, Paşa gözden düşmesini engelleyememişti.
Bu 3 yük gemisi batırılmasaydı tarihimiz çok farklı yazılabilirdi. Çünkü gemilerdeki malzemeler Sarıkamış'a ulaşsaydı facia büyük ümitle yaşanmayacaktı. Ya da daha hafif atlatılacaktı. Buna bağlı olarak da döneminin yıldızı Enver Paşa çöküşe geçmeyecekti. Bu da Enver Paşa'nın en büyük rakibi Mustafa Kemal'in yükselişini engelleyebilirdi. Dolayısıyla tarih tahmin edemediğimiz bir biçimde yazılabilirdi.

Mirliva (Tümgeneral) Mustafa Kemal, 30 Ekim 1918’de Mondros’un imzalandığı gün Alman Liman von Sanders’in yerine Yıldırım Ordular Grup Komutanlığına atanmıştı.

Mustafa Kemal, 5 Kasım 1918 tarihinde İskenderun-Adana bölgesini işgal etmek isteyen İngiliz ve Fransızlara karşı 20.Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa’ya, ‘ateş edilmesi emrini’ vermişti. Hatta bir İngiliz vapuru batırılmıştı. 8.Kasım. 1918 günü alınan kararın kendisine ulaşmasına rağmen, 10 Kasım 1918’e kadar Hatay - Halep - Deyrizor kuzey hattında son birliklere savunma düzeni aldırarak İngiliz ilerleyişini durdurdu. Ordunun elindeki silahları halka dağıtarak da milli direnişin temellerini attı.

13 Kasım 1918 günü sabah saatlerinde yaveri Cevat Abbas ile Haydarpaşa istasyonunda bir mangal asker eşliğinde karşılandı. Yanında yakın arkadaşı Dr. Rasim Ferit Bey de vardı. Galataya geçmek üzere Haydarpaşa garı merdivenlerinden inip kendisini bekleyen Kartal İstibotuna doğru yürürken, 61 parça gemiden oluşan işgal donanması, İstanbul Boğazı’na demirlemek üzere giriyordu. Bir kısmı Haliç, Sarayburnu ve Beşiktaş açıklarına demirlemişlerdi. İtilaf Devletleri, savaştan yenik çıkmış Osmanlı Devleti’nin topraklarını paylaşmak istiyor, sokaklarda gövde gösterisi yapıyorlardı. 13 Kasım 1918’de başlayan işgal, gittikçe tüm şehir ve ülke sathında derinleşiyordu.

Devasa işgal kuvvetleri zırhlılarının arasından ilerlerken Yaver Cevat Abbasın gözleri dolu çaresiz bakışlarının karşısında mavi gözlerini zırhlılara dikerek çatık kaşları, kendinden emin, o vakur asker tarihi sözleri söyledi;
“ Çocuğum, Geldikleri Gibi Giderler “,
Yaver Cevat Abbas bu sözlerden cesaret ile “Paşam inşallah size nasip olur” diye cevap vermesinden o tarihte Mustafa Kemal’in güçlü bir pozisyona talip görüldüğü aşikardır. Mustafa Kemal Paşa’nın Kartal’ın güvertesinde söylediği sözler, Türk istiklal mücadelesinin başlayacağına dair, kurucu önderin kararlılığıdır. Bu söz ile Mustafa Kemal’in Kurtuluş Mücadelesinin ilk kıvılcımını Kartal İstimbotunun üzerinde boğazı serin sularında, işgal kuvvetleri donanmasına karşı ateşlediğini daha sonraları tarih yazacaktır.

Esaret yılları sırasında Rus İhtilali patlak vermiş ve Mehmet İhya Kaptan bu karmaşa sırasında kaçmayı başarmıştır. Trans-Sibirya treniyle Vladivostok'a ulaşmış, buradan sahte kimlikle bir gemiye binerek uzun bir yolculuğun ardından önce İtalya ordan bir kaç Avrupa şehri değiştirdikten sonra İstanbul'a ulaşmıştır.
Yıllar sonra İstanbul'a dönen Mehmet İhya Kaptan ilk olarak Türkiye Seyr-i Sefain İdaresi'nde çalışmaya başlamış, Ege gemisinin ikinci kaptanı ve daha sonra Gülcemal'in süvarisi olmuştur. Bizler Türk Denizcileri Gülcemal gemisini Mustafa Kemal Atatürk'ün en ünlü fotograflarında birinden hatırlamaktayız.

Kariyerinin sonlarında karada tersanelerde çalışmış, Enspektörlük yapmış ve nihayetinde İstanbul Liman İşletmesi'nin müdürlüğüne kadar yükselmiştir. Müdürlük görevine 1952'de emekli olana kadar devam etmiştir. Mehmet İhya Görgün Kaptan, denizcilik kariyerinde başarılar elde etmiş, ancak zorluklarla dolu bir hayat sürmüştür. Kim bilebilir ki; belkide Görgün soy ismini de bu yaşam öyküsünden ilham alarak kendisine tahsis ettirmiştir. 1965 yılında 70 yaşında vefat etmiştir. Onun hayatı, türk denizcilerine ilham kaynağı, cesaret ve azmin güzel bir örneğidir.
2016 yılında yarısı karada, yarısı batmakta olan köhne bir romörkörün, Mustafa Kemal’in Doğu Cephesi denetlemesi için Padişah tarafından görevlendirilmesi üzerine 16 Mayıs 1918 Samsuna gitmek için rıhtımdan alıp Bandırma gemisine götüren vasıta olduğu şüphesi ile araştırmalar başlar.


1945 ile 1952 yılları arasında İstanbul Liman İşletmesi’nde Müdürlük yapan Kaptan Mehmet İhya Görgün’ün Limanda bulunan tüm vasıtaların teknik özelliklerinin bulunduğu bir not defterinden alınan bilgiler doğrultusunda istimbotun Mustafa Kemal Paşayı rıhtımdan alıp Bandırma vapuruna götüren deniz vasıtası değil, 13 Kasımda Haydarpaşa’dan Galata’ya gitmek üzere bindiği ve Yaveri Cevat Abbas’a “Çocuk Geldikleri gibi giderler” sözünün söylendiği istimbot olduğu anlaşılmıştır.
Kartal İstimbotunun Çanakkale Kahramanı Nusrat ve Milli Mücadele Kahramanı Alemdar gemileri gibi yok olmasını önlemek için ( E ) Amiral Cem Gürdeniz’in başkanlığında Kartal İstimbotu Kurtarma Platformu kuruldu. Arif Ertik , Raif Tansel Timur, Gökhan Karakaş, Kaptan Kaptan Levent Akson, Dünyaca Ünlü Yat Tasarımcısı Tanju Kalaycıoğlu, Gemi İnşa Mühendislerinden İhsan Altun ve Ferhat Acuner, Ünlü Kalp Cerrahımız Prof Dr Bingür Sönmez, Tarihçi Yard.Doç. Dr. Orhan Çekiç, Basın Konseyi Üyesi Melih Berk, Belgesel Yönetmeni Serkan Koç, (E) Deniz Kurmay Albay Barbaros Büyüksağnak, Türk Lloyd’u Başkanı Cem Melikoğlu, Ali Bozoğlu ve Adil Tuğcu gibi isimlerle güçlenen platform 3 Haziran 2017 tarihinde bu bilgileri ilk kez kamuoyu ile paylaşıldı.
Kartal İstimbotu, tarihine ve denizciliğe gönül vermiş kahraman denizcilerinin gayretleri ile teslim edildiği Tuzla, Çiçek Tersanesinde 2023 yılında fazlasiyle zorlu çalışmaların neticesinde aslına en yakın haline getirilmiştir. Bu koca yürekli denizcilerimizi hiç bir zaman unutmayacağız.

Kaptan Mehmet İhya Görgün Gv.1914, Bezm-i Alem gemisinde 4. Kaptan olarak görev yaparken geminin rus donanması tarafından batırılışı ile doğu cephesine gidecek olan lojistik desteğin gönderilememesinden dolayı binlerce vatan evladının savaşamadan ölmesinden sorumlu olan Enver Paşa’nın gücünü kaybetmesi, ve belki bu sayede ordu görevi şemsiyesi altında Mirliva (Tümgeneral) Mustafa Kemal Paşa'nın kurtuluş mücadelesini başlatmak hedefi ile 19.Mayıs.1919 da Samsun’a gidişi arasında bir bağ var mıdır? yoksa kader böyle mi ağlarını örmüştür? bilinmez, ancak kesin olan İstanbul Liman Müdürlüğü sırasında tutuğu şahsi kayıtlar Kartal İstimbotunun yaşatılmasına vesile olmuştur.
KARTAL İSTİMBOTUNUN TEKNİK ÖZELLİKLERİ
Gros ton: 81
Netton : 11
Boyu 22,90, m
Eni 5,10 m
Draft 2,50 m
1 adet İskoç kazanı var
Kazan tazyiki 12 kg
1 adet Tripil ana makinesi var
220 IHP
Devir âdeti 190
Sürati 8,5 mil
180 kg/Saat kömür sarfiyatı var
250 gr/saat yağ sarfiyatı
80kg /saat su sarfiyatı
Kömür kapasitesi 23 ton
Su kapasitesi 12 ton
1 adet filikası var 2 adet simit bulunmakta 10 adet can yeleği var.
KARTAL İSTİMBOTUNUN TARİHİ
1911 yılında Hollanda’da inşa edildi. “Enterprise” adı ile Fransızlar tarafından İstanbul’a getirildi.
1923 yılında 100 tonluk 22 metre boyundaki tekneye, milli mücadelenin kazanılmasıyla Seyr-i Sefain idaresi tarafından “Kartal” adı verildi.
1933 yılında İstanbul Liman İşletmesi’ne devri yapıldı.
1939 yılında Devlet Demiryolları'na devri yapıldı.
1942, 14 Temmuz 'da Çanakkale’de batan Atılay denizaltısının aranmasında kullanıldı.
1952 yılında Denizcilik Bankası İstanbul Liman İşletmesi’ne devredildi.
1974 de “Kartal II” adıyla özel sektöre geçti.
2014 yılında ekonomik ömrünü tamamlayarak hurdaya ayrıldı.
2017 yılında kimlik tespiti yapılarak Tuzla'da kaderine terk edildi yerde bulunduğu kamu oyu ile paylaşıldı.
2023 yılında Tuzla Çiçek Tersanesinde yenilemesi aslına uygun olarak tamamlanarak törenle Dz.K.K.'ya teslim edildi.
2024, 19.Mayıs Statik bir müze gemiye dönüştürülüp, Deniz Kuvvetleri'ne hibe edilmesini müteakip İstanbul’da belirlenecek bir alanda Kartal istimbotu Anıtı olarak değerlendirilmesi henüz gerçekleştirilemedi.
Bu DENİZCİ RUHU Yüz yılı aşkın bu vatana hizmet etmiş ve hizmet etmeye devam edecektir.
Bu ruha sahip olduğunu hisseden her Türk Denizcisine,
Saygılarımla,
Alper Akpeçe



.
Olay Enver Paşa yönetimince örtbas edildi. Bütün askeri kayıtlar silindi ve basına sansür konuldu. Bu 3 yük gemisi batırılmasaydı tarihimiz çok farklı yazılabilirdi. Çünkü gemilerdeki malzemeler Sarıkamış'a ulaşsaydı facia büyük ümitle yaşanmayacaktı. Ya da daha hafif atlatılacaktı. Buna bağlı olarak da döneminin yıldızı Enver Paşa çöküşe geçmeyecekti. Bu da Enver Paşa'nın en büyük rakibi Mustafa Kemal'in yükselişini engelleyebilirdi. Dolayısıyla tarih tahmin edemediğimiz bir biçimde yazılabilirdi.Dönemin Genelkurmay Başkanı Enver Paşa silah arkadaşlarının itirazlarına rağmen yaklaşan kara kışı hesaba katmadan Ruslarla savaşmak için Kafkas Cephesi'ne 100 binden fazla asker gönderme kararı almıştı. Askerler gönderildikten hemen sonra kış bastırdı. Üniformaları hava şartlarına uygun olmayan askerler daha savaş başlamadan Sarıkamış'ta şehit düşüyordu. Enver Paşa verdiği kararın nelere mal olacağını fark etti. Donanma Komutanı'na bile…