Gemiler de insanlar gibidir. Doğar, yaşar ve ölürler…
- KIVANÇ ERGÖNÜL
- 14 May 2024
- 4 dakikada okunur
“Nihayet harp bitmişti. Savaş bitince İstanbul – Kıbrıs – Beyrut – İskenderiye – İstanbul ring seferini yapmak üzere S/S Aksu Gemisi’nde sefere başladım. İskenderiye’ye geldiğimizde Mısır Kralı Naibi Abdül Münib ve eşi Neslişah Sultan (Neslişah Sultan son Padişah Vahdettin ile son Halife Abdülmecit Efendi’nin torunudur) gemimize bindi. Yıl 1946. Bulgaristan’da yapılan halk oylaması sonunda krallığın kaldırılmasına karar verilmişti. Kral ve ailesi, Sofya’dan İstanbul’a trenle gelmişlerdi. Buradan İskenderiye’ye gideceklerdi. Kral ve ailesi 17 Eylül tarihinde gemiye bindiler. Kral Simeon (7 yaşında), Ana Kraliçe Joanna ve kızı prenses Marie Louis’i karşılayarak, Aksu Gemisi’nde kendi özel kamaramı tahsis ettim. 14 kişilik kral ve maiyetini iyi bir yolculuktan sonra İskenderiye’ye getirdim. Daha sonra, Aksu Gemisi ile Mekke’ye giden hacı kafilesini getirmek üzere Cidde’ye gittim. Bayram geçmiş olduğu için, yarım hacı oldum.
1949 yılında Amerika’dan S/S Adana Gemisi’ni getirmek üzere New York’a gittim. İkinci Dünya Savaşı emeklisi S/S Adana’yı alarak yola çıktım. 1945’lerde Güney Akdeniz hattı açılmıştı. Bu hatta Beyrut – Kıbrıs – İskenderiye – Napoli – Marsilya ve Cenova limanları bulunuyordu. Ben de ilk kez bu hatta S/S Adana Gemisi ile sefer yapmaya başladım.
Böylece, Akdeniz’de İtalyanlar ile rekabete başlamıştık.”Artık prensler, prensesler bizim gemilerimizi tercih ediyordu. İskenderiye’ye gideceğimiz bir sefer sırasında Mısırlı prenseslerden Mahveş, gemideki bütün lüks kamaraları kapatmıştı. Mısır Kralı Faruk’un kız kardeşi Prenses Faize ile eşine gemide zorla bir yer bulabildim. Yolda büyük bir fırtınaya yakalandık. Napoli’ye bin bir güçlükle yanaşabildik. Ertesi günkü gazeteler maceralı yolculuğumuzu büyük manşetlerle bildirdiler. İtalya’daki gazeteler ‘Dehşetli fırtına yüzünden İtalyan, Amerikan ve daha birçok gemiler limana girememelerine rağmen, S/S Adana ismindeki bir Türk gemisi çok güç ve mahirane bir manevra ile limana girmiştir’ diye yazmıştır. Marsilya’ya geldiğimizde acentemiz, Kuveyt Emirinin bizim gemimizle seyahat edeceğini bildirdi. Yolculuk esnasında Emir ile iyi bir dostluk kurduk. Beyrut’a vardığımızda Emir, askeri törenle karşılandı ve o akşam beni Aley’de yemeğe davet etti. Artık rakiplerimiz olan İtalyan, Fransız ve Yunan gemilerinin yolcularını sürekli bizim gemiye çekiyorduk.”
“1950 yılında İtalya’da inşa edilmekte olan, S/S İskenderun, S/S Samsun, S/S Uludağ ve S/S Bandırma gemilerinin ‘Kontrol ve Tesellüm Heyeti’nde bulunmak üzere Mart ayında Cenova’ya gittim. Gemilerin yapımında ve bazı kısımlarında değişiklik yapılması gerekiyordu. Bu işler haftalarca sürdü. Bu süre esnasında görmediğim şehirleri gezdim. S/S Uludağ ve S/S Bandırma gemilerinin yapımı daha önce bitti ve onlar Napoli’den İstanbul’a gitti. S/S İskenderun da tamamlanıp gidince bir tek S/S Samsun Gemisi’nin yapımı sürüyordu. Özellikle bu geminin çok güzel ve konforlu olması için çalışılıyordum. Nihayet deneme seferi yapmak üzere Marsilya’ya gittik. 7 Şubat günü yolcumuzu ve yükümüzü alarak bu limandan hareket ettik. Yolda büyük bir fırtınaya yakalandık. Fakat gemimiz bu fırtınayı kolayca atlattı ve sağ salim İstanbul’a geldik. İlk kez, 1951 Nisan ayında S/S Samsun gemisiyle Beyrut- İskenderiye-Napoli- Cenova seferine başladık. Gemi tıklım tıklım idi ve bir tek boş kamara dahi yoktu. Personelimizin çalışkanlığı, temizliği, bilgisi ve disiplini göz dolduruyordu. O zamanlar İstanbul’un en lüks lokanta ve otelleri, gemilerimizde yetişen kamarotları, aşçıları kapışıyordu. S/S Samsun Gemisi’nde, kamarotlar öğle yemeği servisinde beyaz ceket, eldiven, siyah pantolon; akşam yemeği servisinde ise, frak giyiyorlardı. Gemimiz öylesine beğeniliyordu ki; acentelerimize ve Genel Müdürlüğümüze teşekkür ve övgü mektupları yağıyordu. Sir Williams ile Lady Houston, Beyrut’tan Marsilya’ya yaptıkları seyahatte gemiyi o kadar mükemmel bulmuşlardı ki; ‘Bu gemiyi hakikaten Türkler mi idare ediyor, siz hakikaten Türk müsünüz?’ diye hayretle soruyordu. Bir seferinde Arnavutluk Kraliçesi Geraldinn, geminin lüks kamaralarını kapatmıştı. Beyrut’a geldiğimizde Kraliçeyi Irak Veziri Sait Paşa karşıladı. Kraliçe Geraldinn, dönüşte de yine bizi seçti. Beraberindekilerle onu Beyrut’tan Napoli’ye götürdük. Gemimizi seçen ünlüler arasında Mısır Baş Nazırı Nuhas Paşa, Lübnan Cumhurbaşkanı ve ailesi ile sonra Ürdün Kralı Hüseyin ile evlenecek olan Dina vardı.
1952 yılının Akdeniz ring seferini tamamlayıp İstanbul’a dönünce hemen İzmir’e hareket edeceğimizi bildirdiler. Ertesi gün İstanbul’dan, zamanın Cumhurbaşkanı Celal Bayar ile Başbakan Adnan Menderes’i alıp İzmir’e götürdüm. Evet, Samsun’u kralların, kraliçelerin ve rakiplerimizin gözde ve örnek gemisi yapmayı başarmış ve doruğa çıkarmıştık.
S/S Samsun’un ünü, Akdeniz kıyılarına iyice yayılmıştı. Yunanlılar Paskalya’da Tinos Adası’na gitmek için Samsun’u kiraladılar. Yunanlıların inançlarına göre bu adada bulunan kiliseyi ziyaret edip ada toprağından alanların dilekleri yerine geliyormuş. Tinos’a geldik. Gemiyi bırakmadım, oranın bir milletvekili benim için aldığı toprağı verdi ve adağımın mutlaka yerine geleceğini söyledi. Adağım, benim için imkânsız olan bir araba satın almaktı. Aradan bir yıl kadar geçmiş, 1955 yılına girmiştik. Kuveyt Emiri, İngiltere dönüşünde Marsilya Limanı’nda gemimize binmişti. İskenderiye yakınlarına gelince bir fırtınaya yakalandık. Büyük zorluklarla mendirekten içeri girdik. Yolcu ve yükümüzü boşaltarak Beyrut’a hareket ettik. Fırtına aynı şiddetle devam etti ve hiç rötar yapmadan Beyrut’a vasıl olduk. Akşam yemeğinde, Emir beni Kuveyt’e davet etti ve kendisi için yaptırmış olduğu Cadillac arabasını bana hediye etti. Fakat lüks arabaların yurda getirilmesi o zamanlar yasaktı. Fakat gümrüğünü ödemek kaydıyla özel izin çıkarıldı. İstanbul’a geldiğimizde ertesi günkü gazetelerde; ‘Kuveyt Emiri, Samsun vapuru süvarisine şahane hediye verdi’ şeklinde yazılar ve arabanın fotoğrafları çıktı. Aklıma Tinos Adası’ndan aldığım toprak geldi. Evde arayıp buldum ve ilk seferimizde adaya gönderilmek üzere Pire Acentesi’ne bıraktım. 1955 yılında Lübnan hükümeti beni Altın Şeref Madalyası ile taltif etti. Bu yılın içinde gemimizde Irak Veziri Sait Paşa, Lübnan Cumhurbaşkanının ailesi, General Ali Fuat Cebesoy, Prenses Jilella, Prenses Makbule, Suudi Arabistan Veziri Abdül Aziz, Arnavutluk Kralı Zogo’nun kız kardeşleri, Prenses Nefise, Prenses Bedia, Prenses Celile, Ali Yahya Paşa ve eşi Itır Hanım, Nasır’ın ailesi de seyahat etmiştir. Samsun gemisinin dış ülkelerdeki olağanüstü başarısı Denizcilik Bankası’ndan 13 takdirname, terfi ve parasal ödül almama yol açtı. Samsun ve ben birbirimizden ayrılmaz bir bütün haline gelmiştik. 1965 yılının Temmuz ayında sonra İşletmede idari göreve başladım. 1974 yılında kendi isteğimle emekli oldum.”
Kaptan Adnan Ülgezen, 1929 gv.
(1980 yıllarda “Denizin Sesi”nde çıkan bir röportajında kendisiyle ve çalıştığı gemilerdeki anılarından)









Yaşadığımız şu günlerde bir tek yolcu gemimiz olmaması ne kadar hüzün verici.