top of page

Kılavuz Kaptanlar Haftasına Hitaben

Ben kılavuz kaptanları sınırları bekleyen askerlere benzetirim. 27 sene çeşitli bölgelerde sınırları bekleyenlerden biriyim. Bu meslek her deniz ülkesinde “kamusal bir meslek “ olarak kabul edilir. Yani bütün yönleriyle devletin kontrolü altındadır. Ön işlevi can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Zor meslektir. Gece, gündüz her hava koşulunda ip merdivenlerden (çarmıh) metrelerce tırmanıp , denizin bütün zorluklarını çekmiş gemi kaptanına yardımcı olmak ona güven ve huzur vermektir. Tabii yaptığınız işi seviyorsanız zorluklar buna değer. Ülkemiz coğrafi konumu bakımından kanal kılavuzları, liman kılavuzları olarak şekillenir. Kanal derken İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı. Limanlar ise rıhtımlara yanaşan ve kalkan gemilere verilen kılavuzluk hizmetidir.1995 yılında kılavuzluk hizmetlerinde bir özelleştirme furyası başladı. Aslında karma ekonomik sistem içinde, devletin sıkı kontrolünde emekçilere verilen teşkilatlanma görevi gibi gözüküyordu.


Ben o dönemde İzmit Körfezi’nde görev yapıyordum. Yapı olarak sonuna kadar kamucu olmama rağmen kendi emeğimiz kendimizin olacak düşüncesiyle kurulan teşkilata geçtim.Örnek verirsem: Pire Limanı’nda kılavuz kaptanlar özerk ancak devletin kontrolünde çalışıyorlar. Çipras ekonomik krizden kurtulamayınca Limanın % 72 sini 35 yıllığına Çin Cosco firmasına kiraladı. Yani liman ayrı bir teşekkül. 3 adet ayrı römorkör firması görev yapıyor, çalışırken kompakt iş bitince ayrı firmalar. Kısaca kimsenin eli kimsenin cebinde değil.


1996 yılından 2004 yılına kadar ufak tefek olumsuzluklar dışında çalıştık. 2004 yılında römorkör firması bende kılavuz firması kurup bu bölgede çalışacağım dedi. (Dünyanın hiçbir ülkesinde römorkör firmaları kılavuz firması kuramaz. Özel durumlar vardır. Bilhassa sigorta şirketleri yönünden.) Önce müsteşarlık olmaz dedi. 40 gün sonra araya hurafeler girdi buyur sen de kılavuzluk yap dediler ve full force arkasında durdular. Müthiş bir rekabet başladı. 10 liralık iş 2 liraya indi. Kılavuzluk teşkilatları mahalle bakkalı konumuna döndü. Vahşi kapitalizm emekçilerin emeğini emmeye başladı.

Kimi kesimlerde kimlerin etkin ve yetkin oldukları katlarda izlenen ayrılıkçı, çelişkiler, kötülükler yaşamın tadını bozan çirkinliklerdir. Dünyanın her yerinde bu tür durumlar insanlar için bir engel, birer çürüme, birer bitimdir. Bu olumsuzluklar arkadaş, meslektaş ve geleceği korumak isteyen ve dayanışma içinde olanlarla bertaraf edilir. Duygu, dayanışma, düşünce birlikteliği yaşamın en zengin ortaklığıdır.Kılavuzluk teşkilatları hakkında her yerde ahkam kesen ve kılavuzluk mesleğinde dünya genelinde “bir bölgede bir kılavuzluk teşkilatı çalışır diyen ve kılavuzluk ortamında rekabet cinayettir” diyen bir denizci eskisi (aslında denizciliği hiç yok ya, ayağını suya soksa sinüzit olur) İzmit Körfezi’nde rekabeti başlatan rantiyecinin en has adamıydı. Kılavuzluk mesleğinde oportünizm mi desem Makyavelizm mi desem, böl ve yönet yani vahşi kapitalizm. Bu arada en yetkili karar verici plan ve bütçe konuşmasında bakın ne dedi “ kamu yararına olduğu müddetçe ranttan zarar gelmez” Yönetim felsefesi. Bu bir zihniyet yansıması. Makamını kullanarak insanları yanıltmak. Rant ne devlete, ne mesleğe ne de emeğe hizmet eder. Rantiyeci cebine girecek şeytanın … bakar ve mesleğin, emekçinin enerjisini emer. Bu arada rantı paylaştığı ona o imkanı sağlayanlar vardır. Bu rantiyeci ortakları kamuysa onu bilemem. Kısaca rant hizmet, insan amaçlı değil kar amaçlıdır.Bu arada satılıkları organize eden, devamlı güçlünün yanında olan, ne olduğu anlaşılınca kovulan adam neler söyledi. “ Günümüzün karma ekonomisinden serbest pazar ve tam liberal endüstri ötesi topluma geçebilme çabası içinde olan Türk ekonomisinde kılavuzluk mesleğinde rekabet olmalı. “ Anlayan beri gelsin. Bunun özeti şu: İnsanın zihninde gerçeğin yerine gerçek olmayanı koyması, ikna ederek yanlışı doğruymuş gibi sunması bir yerde bilgiden uzak insanları uyutma taktikleridir. Sistematik olarak yayılan, gerçek olmayan farazilerle incelemeyen bilgisi olmayan insanları uyutma taktiğidir. Gerçekler bilinçli olarak deforme edilir, gerçeğin yerine sahte gerçek monte edilir.


Sahtekarları dürüst kabul ederken namuslu insanlar kenara itilir, kovulur. Ama bu toplumun gerçeği şu:


İşin içinde şeytanın… varsa gel de bu faraziyelere inanma!! Bana gelince ; Fyodor Dostoyevski insanın ancak acı çekerek olgunlaşacağını söyler, bu açıdan bakınca mesleğimin, meslektaşlarımın benim hayatımda çok önemli bir yeri var, çünkü ben bunlarla olgunlaştım. Daha doğrusu hayat beni bu ortamda tam olmasa da bayağı olgunlaştırdı.

Daha başkası; kılavuz kaptan çalıştığı bölgenin deniz suyunun densitesinden deniz sineğinin cinsine kadar bilen insandır. Bu iş tecrübe ile yürür. O bölgeye en az 10 senesini vermiştir. Bu tecrübenin katlanmasıdır. Bir bakıyorsun birileri geliyor “ bu bölgeyi biz ihale ile aldık, hadi size güle güle “ deyiveriyor. Nerede verilen emekler? Nerede kazanılan tecrübe? Gelsin kazalar…. ama hepsi kadere bağlı zaten!! Bunları da bu ülkenin bölgelerinde meslektaşlarımız yaşadı. Kapitalizmin gerçek yönlerinden biri.


Kılavuzluk mesleği yönetmeliklerle yürüyor. Sesi fazla çıkan yönetmeliği değiştiriyor. Bu güvence ve emniyet mesleği çelişkiler içinde yürüyor. Hatırlatayım; HAMURABİ KANUNLARI İÇİNDE KILAVUZLUK KANUNU VAR. Boş ver kanunu sonra rantiyeciyi üzeriz. Yönetmelikler yeter.


Cumhuriyetimizin 100. yılına girerken biz denizcilerin (asker – sivil) çoğumuzun kalbi kırık ve bu bizi yavaşlatıyor…. Ayrıldık, ayrıştık, yıprandık, işsiz, mesleksiz, huzursuz, kimi zaman kahkahasız, kimi zaman umutsuz kaldık. Bana tekrar gelirsek, yapısal olarak şikayet etmeyi, mağduriyetten madalyalar takmayı, geleceği, onurlu kılan haksızlıklar üzerine inşa etmeyi, kin tutmayı sevmem.


Mehmet Ali Sökmen 72'Gv


Yazı ; www.denizkartali.com sayfasından alıntı yapılmıştır.




 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Bize Ulaşın

YDO RUHU

Bu sayfada görmek istediklerinizi,

Fikirlerinizi Bizimle Paylaşın   

YDO okul brövesi

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

bottom of page