top of page

MEDENİYETE DOĞRU İNSAN

Güncelleme tarihi: 25 May 2024




Antropologlar toplumları karmaşık yapıları bakımından 3 farklı seviyeye ayırılırlar,


  1. Eşitlikçi Toplum; Liderlik statüsü bireylere zeka ve cesaretleri temel alınarak bahşedilir. Önemli kararlar toplu olarak ve dini törenler esnasında alınır.

  2. Şeflikler (Rütbe Toplum); Toplum elit tabaka mensubu tarafından yönetilir. Lider güç kaybeder ise aynı elit tabakadan veya rütbeden en uygun olanı liderliğe devam eder. 

  3. Devletler; söz konusu toplum tek bir kişinin gözleyip denetim altında tutabilmesi için çok büyüktür. Toplumu bir arada tutan sosyal düzen ve iletişimdir. Sorumluluk alanlarında profesyonel ve deneyimli uzman kişiler arasında bölünür. 


Medeniyetin gelişimi eşitlikçi toplumdan şeflik ve devlete yükselişi genlerdeki değişiklikler yoluyla değil, Kültürel Evrim tarafından gerçekleşir.

Toplumlar çok farklı kültürel evrim süreçleri yaşamasına rağmen kişiler tek tek ele alındığında, bir diğer toplum bireyleriyle temelde son derece benzer özellikler gösterirler.

İnsanın düşünce yapısı ve sosyal davranışlarının, ulusları, kültürleri ve etnik grupları aşan bir özü vardır. İnsanın evrensel özellikleri açısında ele alındığında bireysel düzeyde kişisel özelliklerinin büyük kısmı 5 ana kola dahil edilebilir;


  1. Dışa dönüklük / İçe Dönüklük karşıtlığı,

  2. Muhalif olma / Uyumlu olma karşıtlığı,

  3. Dürüstlük / Dürüst olmama karşıtlığı,

  4. Olumlu / Olumsuz olma karşıtlığı,

  5. Deneyime açıklık / Muhafazakarlık karşıtlığı,


Bu özellik alanlarının her biri, bir toplumda genellikle 1/3 ila 2/3 oranında kalıtımsaldır.  Aynı topluluk içerisinde yer alan bireyler arasında kişilik özellikleri, bu beş ana kolun temel eğilimleri çok küçük farklılıklar gösterir.  

Yani aynı topluluk içerisinde yer alan bireyler ya dışa dönüktür ya da içe dönüktür. Topluluk genelinde dışa dönük söz konusu ise; bireylerin bazıları fazla dışa dönük bazıları daha az dışa dönüktür. Ancak topluluk genelinde eğilim dışa dönüktür.

İçe dönük bireyler toplum dışına itilir. Dışa dönüklük genel olarak benimsendiğinden kalıtsal olarak tüm bireylere iletilerek bireyin uyum sağlaması beklenir.

Böylece toplumlar değerlendirilirken yukarıdaki 5 kol özelinde genelleme yapılarak değerlendirme yapılır.


KÜLTÜR


Bilim insanları tarafından yapılan en kısa tanımlaması ile Kültür; Bir grubu diğerlerinden ayıran özelliklerin bütünüdür. 

Kültürel bir özellik ilk defa grubun içerisinde icad edilerek gruba özel veya başka gruplardan öğrenilerek grup üyeleri arasında gruba uygun hali ile benimsenen davranışlardır. 

Kültürün gelişimi uzun vadeli hafızaya bağlıdır. Birbirlerinin niyetini anlayabilen ve rakip grupların etkinliklerini önceden tahmin etme konusunda birbiri ile iş birliği içerisinde olan topluluklar, bu bakımdan kendisi kadar yetenekli olmayan gruplar karşısında devasa bir avantaja sahip olurlar. İnsan doğası gereği, grup üyeleri arasında rekabet olacağı şüphesizdir, ancak yeni çevrelere giren ve güçlü rakiplere karşı mücadele eden bir topluluk için başarıyı getiren birlik ve iş birliği olmuştur. Birlik ve iş birliği ne kadar güçlü olur ise, başarı oranı o denli yükselecektir.  

İnsana özgü olan işbirlikçiliktir. Bunu biçimlendiren muazzam genişlikte olan işleyen belleğimizdir.

Avcı toplayıcı ilkel insan formundan günümüz yaşamındaki ileri eğitimli insana kadar değişmeyen bize özgü davranış şekilleri vardır. İlkel zamandan bu yana bireyler bir araya geldiğinde dedikodu yapar, başkalarını değerlendirir, dürüstlüklerine değer biçer ve çevresindekilerin niyetlerini öngörmeye çalışır. Çocukluğumuzdan bu yana çevremizde ilişkide bulunduğumuz kişilerin niyetlerini okumaya eğilimliyizdir. Ortak çıkara dair en ufak bir iz gördüğümüzde hızla iş birliği yaparız. Bunun sebebi kalıtımsal olarak öğrenilmiş hayatta kalma içgüdüsü olarak değerlendirilebilir. Homo Hablis’den Homo Erektus’a ordan Homo Sapiens’e kadar 2 milyon yıllık geçmişte diğer insasılardan farkımız, et tüketimi ve kamp ateşi haricinde niyet okuma içgüdüsü ile gelen işbirlikçi yapıdır. 

Atalarımız üç önemli özelliğin bileşimini edindikleri zaman, yaşadıkları zamana göre yüksek bir sosyal zekâ seviyesine varabilmişlerdir. Bunlardan ilki; ortak dikkattir. Yani belirli bir durumda başkalarıyla aynı nesneye dikkat etme eğilimidir. Bu avantaj, savaş meydanlarındaki zaferlerden, spor karşılaşmalarından alınan hazza, Rönesans hareketi ile sosyal hakların elde edilmesinden, uzay keşfi çalışmalarına kolektif çalışmanın avantajını ortaya koymuş ve ilerlemeyi getirmiştir. 

İkinci olarak; ortak amacı gerçekleştirmek için beraber hareket etmek ya da başkalarını saf dışı bırakmak adına gerekli olan yüksek farkındalık seviyesini edinmişlerdir. Böylece strateji kurma, içinde bulunulan durumun şartlarını değerlendirerek uyum sağlama ve şartları kendi lehine çevirme becerisi kazanmışlardır. Bunun sonucu olarak dünya üzerinde yayılarak çeşitli kültürler geliştirmişlerdir.

Son olarak; empati düşünce biçimi keşfederek başkalarının da kendi zihinsel durumlarının aynısına sahip olduğunu idrak etmişlerdir. Böylece toplum hayatında kırgınlıkları aşarak toplumsal yapının birliktelik kurallarını ve bireysel yaşam alanlarının varlığını keşfetmiş ve keşfetmeye devam etmektedir.

Yüz binlerce yıllık tarih içerisinde gen ve kültürel beraber evrimleşerek insanı oluşturmuştur. Genlerin çeşitliliği kültürel farklarına sebebiyet vermiştir. Genlerin esnek ve katı olanlarına göre kültürler belirlenmiştir. Katı genler ile toplumsal yapıların ortak kültürleri şekillendirilirken, esnek genler ile kültür çeşitliliği ortaya çıkmıştır. 

Basitçe esnek gen yapısına ait parmak izi dünya üzerinde bir diğerinin eşi olmaksızın insandan insana farklılık gösterirken, bir elde beş parmak bulunması katı bir gen olarak tüm insanlarda aynıdır. Ensest ilişki katı bir genetik yapıdan geldiğinden tüm kültürlerde ortak olarak dışlanmış bir olgu iken, aile dışından eş seçimi esnek bir genetik yapıdan gelerek çeşitli şekillerde kültürel yapıya girmiştir. 

Genetik sosyal evrimin değişmez bir kuralı vardır. Bencil bireyler, özgecil bireyleri alt ederken, özgecil bireylerden oluşan gruplar, bencil bireylerden oluşan gruplara karşı daima üstün gelmişlerdir. Zafer hiçbir zaman tam olmamıştır. 

Toplumsal yaşam içerisinde yer alan her birey hem bireysel seçilimin hem de grup seçiliminin hedefinde olan genlere sahiptir. Her birey diğer grup üyelerine bir ağ dahilinde bağlıdır. Hayatta kalması, üremesi ve yaşamın idamesi bu ağlardaki etkileşimine bağlıdır. Bu güçlü insani dürtü ile günümüz toplumunda kişi, yüzlerce grubun arasında sıkışıp kalmıştır. Medeniyet içgüdümüz hızla gelişen bu toplumsal ağ yapısı karşında hazırlıksız yakalanmıştır. Bu sıkışmışlıktan kurtulmanın tek çaresi “zorlayıcı empati” olarak adlandırılan “ kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma” yöneltmesidir. 

Pisikopati gibi ruhsal hastalıklar haricinde normal bireyler başkalarının yaşadığı acıları otomatik olarak hisseder. İnsan doğası gereği ahlaklı olma eğilimindedir. Doğru olanı yapmaya, kendini frenlemeye ve başkalarına yardım etmeye yatkındır. Zaman içerisinde yaşanan tecrübeler ile bunların tam tersi davranışları sergilese de, özünde yanlışın farkındadır ve bu onu hiçbir zaman terk etmeyerek yaşamının bir zamanında mutlak karşısına çıkacaktır. Çünkü bu davranış biçimi insan özüne aykırıdır. 


Kitap Özetlerinden Alıntı,

Eski Notlar '2012

ALPER AKPEÇE GV'92

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Bize Ulaşın

YDO RUHU

Bu sayfada görmek istediklerinizi,

Fikirlerinizi Bizimle Paylaşın   

YDO okul brövesi

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

bottom of page