MUTLULUĞU ARAMA HAKKI
- Alper Akpeçe

- 24 Haz
- 4 dakikada okunur
Bazen öyle güzel insanlar usulca hayatınıza girer ki; bir bakarsınız ortak değerlerinizin, dürüstlüğün, kadirşinaslığın ve ahde vefanın üzerine derin bir dostluk kurulmuş.
Ama bazen beklemediğiniz bir anda, geldiği gibi usulca vakitsiz eksiliverir dostunuz. Acı bir haber derinden gelen bir vurgun gibi benliğinizi sarar, fani dünyanızı daha da anlamsızlaştırır. Düşünürsünüz, davetliydik, hani haftaya Merdivenköy Bektaşi Dergahına lokma yemeye gidecektik.
Bekliyorlar yazık değil mi bizi bekleyenlere......
Senelerin dostluğu, okulda başlayan ağabey, kardeş dayanışması düz hayatta devam eden sonra ideal ve gelecek için , meslek için sırt sırta verilen mücadele. sonuç ?
Biz bu ülkede geçmişi tükettik.
Ne yazık ki yarınları da tüketmekteyiz.
Mücadele kardeşim yarınları görmeden akşam yattı ve sabah yok. Ne demişti şair “ Haziranda ölmek zor” kardeşimiz kolayı seçti, nisan da hayat defterini kapattı.
Olay şu ki, hepimiz tanıdığımız bütün insanlarla birlikte yaşadığımız tüm anların, hatıraların, dostlukların bir toplamıyız. İşte bu anlar geçmişimiz olur. Beynimizde defalarca çaldığımız ve tekrar çaldığımız kendi özel en iyi anlarımız gibi. Ama en iyi anlarımızı dalgalar aldı ve bir bilinmeze götürdü.
Hatırlamak istemiyorum ama unutamadığım yaşadıklarım ve bana yaşatılanlar herkes kendi içindeki dünyayı yaşıyor. Ortak bir dünyamız yok.
Sonuçta, zincirlerimizden başka kaybedecek hiçbir şeyimiz kalmadı.
Biz denizciler, yaşadığımız gibi veya yaşatıldığımız gibi ölen insanlarız. Bizlerin hayatı yarım kalan şiir gibidir. Şiir hiçbir zaman tamamlanamadı. Kısaca hayatımız dolmuşun arka koltuğunda unutulmuş eşya gibi.
Yaşayanlar için zamanı doldurmak değil. Değerini vererek tadını çıkarmak önemlidir. Bu da çalışmakla, katkıda bulunmakla, yararlı olmakla, karşılaştığımız insanların düzeyi, bilgisi, hayat görüşü sizlere bir şeyler vermesiyle yaşamımızın içinde aydınlık bir pencere açarak geleceği aydınlatır.
2007 senesinde çalıştığım 35 000 dwt tankerle 15-20 günde bir Rusya Novorossisk Limanının Şaskaris tanker terminalinden motorin yükleyip bizim petrol terminallerine ( Aliağa, İskenderun, mersin) tahliye ediyordum. “ Kaptan
İgor” Şaskeris Terminalinin güvenlik amiriydi. 66 yaşında, görünüş olarak sert bir yapısı olmasına rağmen karşısındaki muhatabının yaklaşımına, ilgisine göre görüşünü bozmadan yakın ilişki kurabilen bir denizciydi.
Başka gemilere pek uğramaz, bana müsait bir saatte gelir çok sevdiği Türk kahvesini içerken sohbet ederdik. Rusya’nın önemli tanker kaptanlarından ayrıca Küba’da Havana Denizcilik Akademisinde üç sene hocalık yapmış “İngilizce, tankercilik, stability ( denge muvazene)” dersleri vermiş. Aslen Leningradlı idi.
Sohbetimiz sırasında “ kaptan geminin SQUAT diagramını gösterebilir misin?” dedi. Biz okulda squat ile ilgili bir konu işlememiştik. Ben araştırmalarımla çok az bir bilgiye sahiptim. Gemide böyle bir diagram yoktu. Utanarak “ suquat konusunu çok az biliyorum ama diagram yok “ dedim. ( Bu arada 25 sene sonra kılavuzluktan kovulmuş ve denize çıkalı 8 ay olmuş bir kaptanım) . Kaptan İgor kağıt kalemi aldı ve Küba’da bıraktığı hocalığa yeniden başladı.
Bu açıklamalarımın esas nedeni denizde çalışan meslektaşlarımıza bir faydam olsun düşüncesi. Squat , hız kesen geminin su çekiminin artmasıdır. Kaptan İgor’un geniş açıklamalarına gelirsek :
1) Squat, gemi kesit alanının kanal kesit alanına oranı; kanal derinliği ve geminin su çekimine bağlıdır.
2) Gemi kanalı düz bir kesit olmayıp kırık hatlardan oluşuyorsa squat sırasında karaya oturabilir.
3) Geminin bending momenti. ( bir malzemeyi eğmeye zorlayan kuvvet veya kuvvetlerin toplamı ) Ve bunun neden olduğu sarkma ve çökme yine squat halinde karaya oturmaya neden olabilir. Geminin genel kapasite planlarından squat diyagramını çıkardık. Aynı derinlikteki suda tam yoldan pek ağır yolda “ echo sounder “ yardımıyla geminin 7 cm. Çökme tespit ettim. Burada deniz suyu gravity’si de önem kazanır. Ayrıca geminin boyu 185 metre idi.
Kaptan İgor ile sohbet sadece mesleki değildi. Nazım Hikmet hayranı bir Rus kaptan. Rusya’da önemli yazarlar var. Çoğunun romanları klasiklere giriyor.
Dostoyevski, Tolstoy, Turgenyev, Gorki, Aleksandr Puşkin. Ben Dostoyevski’den “ Suç ve Ceza, Budala” Tolstoy’un “ Savaş ve Barış’ı” en önemlisi Maxim Gorki’nin “ Ana’sını” okudum. Bunların üzerine Igor ile uzun sohbetlerimiz oldu. Nazım’ın çok sevilmesini Igor : “Rusya’da şairler pek öne çıkmaz sadece Puşkin’in şiir denemeleri vardır. Nazım bize gökten inmiş yıldız gibi geldi “ diye açıklamışdı. Rus halkının en önde tuttuğu yazar ise Aleksandr Puşkin dir demişti.
Kaptan Igor eşi Svetlana ile üç sene Rusya’ya gelmeden Küba’da yaşamışlar. Leningrad’a dönüşlerinde çocuklarına haber vermeden operaya koşmuşlar.
Çocuklarını, torunlarını ertesi gün görüp hasret gidermişler. İşte Rus kültürü. Son seferimde eşi Svetlana ile tanıştırdı. Hanımı lise fizik öğretmeni. Küba’da fizik dersleri vermiş. İspanyolca öğrenmiş. Dans kulübüne üye olup gösterilere katılmış. Ben sormadan kendisi söyledi 63 yaşındaymış. Yalnız ruhu hala 20 yaşında. Konuşurken İspanyolca – İngilizce karışık konuşuyor. Hola , De nada , Comastas, Mucho gusto ( Merhaba, hoş geldin, tanıştığıma memnun oldum, nasılsın) Kaptan Igor ikaz ediyor İngilizceye dönüyor. Bu arada Igor yemeğe bilgisayarıyla geldi. Ertesi güne yetiştireceği çok önemli bir raporu varmış.
Svetlana dans ve müzik tutkunu. Bana carribean danslarını anlattı. Küba’da öğrenmiş. Salsa, Mambo, Merengue. Hadi ikisini biliyoruz da “ Merengue” yi ilk defa duyuyordum. Sonra ne oldu? Yanında kasetler getirmiş, restoran sahibi yakın ahbapları. Müzik çalmaya başladı kalktı dans ediyor. Bana ısrar ediyor, ben dayatıyorum. Sonra çekerek beni de kaldırdı, uymaya çalışıyorum, ne kadar oldu bilemedim yalnız diğer müşteriler alkışlıyorlar. Igor bilgisayara gömülmüş. Svetlana “ Kaptan Igor davay davay “ diyor Igor ilgilenir gibi yapıyor, kadehini kaldırıyor sonra yine ekrana gömülüyor. İşte böyle bir Nova gecesi.
2010 senesinden itibaren Rusya limanları tanker terminallerine tek cidarlı tanker yanaştırmama kararı almış . International chamber of shipping (Uluslararası Deniz Ticaret Odası) Intertanko International Association of Independent Tanker Owners (Bağımsız Tanker Sahipleri Uluslararası Birliği) ayrıca Pand I clubs (Kulüp sigortaları) ve tüm klas kuruluşlarına yayın yapmışlar. Bu aşamada Kaptan Igor’a da görev verilmiş.
Dans gösterisinden sonra Svetlana durmuyor. Telefonundan Shostokovich ‘in leningrad Senfınisinin Waltz 2-7 eserlerini dinletti. Neyse ki dansa kalkmadık. Herhalde yaşı gereği yorulmuştu.
Veda çok duygusal oldu. Denizcinin , bir bilim adamını ve çok renkli eşini tanımak bende derin izler bıraktı. Svetlana yine İngilizce – İspanyolca veda etti. “ God bless sailors and you” (Tanrı denizcileri ve seni kutsasın), sonra “ Nos vemos, camarada” (Görüşmek üzere, yoldaş). Birbirimize sarıldık, vedalaştık. Bu anlattıklarım, “ Mutluluğu nerede olursa olsun arama hakkı. Hak edenler için.
Yazımı Ataol Behramoğlu ile bitireyim. Ayrıca kendisine sağlıklar diliyorum. Korku varsa konuşmaya
Anlam yükleyip susmaya
Gerek kalmadı korkmaya
Çünkü korkulan olmuştur.
Sesime kulak ver gülüm
Tutsaklığa yeğdir ölüm
Nerede varsa böyle zulüm
Çaresi isyan olmuştur.
Kaptan
M.Ali SÖKMEN 72 Gv.




Yorumlar