NUTUK Paylaşımları 2 - Laiklik, Felsefe ve Dogma
- Alper Akpeçe

- 25 May 2024
- 4 dakikada okunur

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk'ta tekke ve zaviyelerin kapatılmasına dair doğrudan bir bahis bulunmamaktadır.
Resimdeki net ifade doğru değildir.
Ancak Nutuk'ta, Cumhuriyet'in kuruluş felsefesi ve inkılapların gerekçeleri anlatılırken, laiklik ilkesinin benimsenmesi ve din işlerinin devlet denetiminden çıkarılması vurgulanmaktadır.
Atatürk, Nutuk'ta şu ifadeleri kullanmıştır:
"...Efendiler, gerçekten laiklik ilkesi, çağdaş bir hukuk devletinin en başta gelen şartıdır. Bu ilke fiilen uygulanmadıkça, ne sağlam bir genel güvenlik kurmak, ne de ilerici bir yönetim biçimi oluşturmak mümkün olabilir. Laiklik kararlılıkla uygulanmalıdır..."
Dolayısıyla Nutuk'ta tekke ve zaviyelerin kapatılmasına doğrudan değinilmese de Cumhuriyet'in laiklik ilkesine bağlı kalacağı ve din işlerinin devlet denetiminden çıkarılacağı vurgulanmaktadır. Bu bağlamda tekke ve zaviyelerin kapatılması, laiklik ilkesinin bir gereği olarak değerlendirilebilir.
Atatürk, Nutuk'ta laiklik ilkesinin doğrudan tanımını yapmamış olsa da Cumhuriyet'in kuruluş felsefesinin laiklik ilkesine dayandığını ve çağdaş bir hukuk devleti olmanın ön şartı olduğu belirtmiştir.
Atatürk'ün ilke ve inkılapları arasında din ve fikir özgürlüğü büyük önem taşımaktadır. Tanımsal ifadesi ile ; “din ve devlet işlerinin ayrılması” eksik bir ifade olup; Laiklik ilkesi gereğince din ve vicdan özgürlüğünün devletin hukuksal yapısı altında teminat altına alınması daha yerindedir.
#Din ve Vicdan Özgürlüğü
Atatürk şu sözleriyle din ve vicdan özgürlüğünün önemini vurgulamıştır:
"Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü demektir."[4]
Laiklik ilkesi ile herkesin inanç özgürlüğüne sahip olduğu, kimsenin inancından dolayı baskı görmeyeceği güvence altına alınmıştır.
## Fikir ve Düşünce Özgürlüğü
Atatürk, fikir ve düşünce özgürlüğü ise din ve vicdan özgürlüğüne paralel, "Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür milletler yaratmak lazımdır" diyerek bu özgürlüklerin toplumsal gelişim için şart olduğunu belirtmiştir.
Cumhuriyet rejimi ile birlikte basın ve ifade özgürlüğü sağlanmış, farklı görüşlerin serbestçe dile getirilmesinin önü açılmıştır.
Dolayısıyla Atatürk ilke ve inkılaplarında din, vicdan, fikir ve düşünce özgürlükleri çağdaş, laik ve demokratik bir toplum oluşturmanın temel unsurları olarak değerlendirilmiş ve teminat altına alınmıştır.
Yunan filozoflarının din ve fikir özgürlüğü konusundaki görüşleri, o dönemin koşullarına göre şekillenmiştir. Genel olarak bakıldığında, bazı filozoflar din ve fikir özgürlüğünü savunurken, bazıları da sınırlamalar getirmiştir.
## Sofistler ve Fikir Özgürlüğü
Sofistler, fikir özgürlüğünün öncülerinden sayılabilir. Protagoras'ın "İnsan her şeyin ölçüsüdür" sözü, bireyin özgür düşüncesine vurgu yapmaktadır. Sofistler, geleneksel dogmalara karşı çıkmış ve eleştirel düşünceyi savunmuşlardır.
## Sokrates ve Din Özgürlüğü
Sokrates ise din konusunda daha muhafazakar bir tutum sergilemiştir. Atinalıların inandığı tanrılara inanmayı reddetmekle suçlanmış ve ölüm cezasına çarptırılmıştır. Ancak Sokrates'in asıl amacının dogmatik inançları sorgulayıp akla dayalı bir din anlayışı oluşturmak olduğu söylenebilir.
## Stoacılar ve Evrensel Akıl
Stoa okulu, evrensel bir akıl ve doğa yasası anlayışını benimsemiştir. Bu bağlamda din ve fikir özgürlüğünün sınırlarını evrensel akıl belirlemektedir. Ancak Stoacılar, bireyin bu evrensel akla uygun düşünce ve inanç özgürlüğüne sahip olması gerektiğini savunmuşlardır.
## Epikurosçular ve Bireysel Özgürlük
Epikurosçular ise bireysel özgürlüğe büyük önem vermiş ve dogmatik inançlara karşı çıkmışlardır. Onlara göre birey, kendi mutluluğunu ve huzurunu sağlayacak şekilde özgürce inanmalı ve düşünmelidir.
Genel olarak Yunan filozoflarının bir kısmı din ve fikir özgürlüğünü savunurken, bir kısmı da bunu sınırlandırmak istemiştir. Ancak hemen hepsi, akla ve eleştirel düşünceye önem vermiş ve dogmatik inançlara karşı çıkmıştır.
Dogmatik inanç, akıl ve bilimsel yöntemlerin süzgecinden geçmemiş, sorgulanmadan ve kanıtlanmadan kabul edilen, değişmez ve mutlak kabul edilen bir inanç sistemidir.
Dogmatik inancın temel özellikleri şunlardır:
- Akla ve eleştirel düşünceye kapalıdır, sorgulanamazlar.
- Deneysel olarak test edilemez ve ispatlanamaz.
- Değişmez, ebedi ve mutlak kabul edilirler.
- Körü körüne bağlılık ve itaat isterler.
- Farklı görüş ve eleştirilere kapalıdırlar.
Dogmatik inançlar genellikle dinler, metafizik konular ve bazı felsefi akımlarda görülür. Dinlerdeki kutsal metinler, inanç esasları ve öğretiler sıklıkla dogmatik kabul edilir ve sorgulanmadan benimsenir.
Dogmatik düşünce tarzının karşıtı ise akılcılık, eleştirel düşünce ve bilimsel yöntemlerdir. Akılcı ve bilimsel düşünce, her iddiayı sorgular, kanıtlar ve yanlışlanabilir olduğunu kabul eder.
Dolayısıyla dogmatik inanç, akla ve bilime kapalı, değişmez kabul edilen, körü körüne bağlılık isteyen bir inanç sistemidir. Bu tür inançlar, eleştirel düşünceye ve farklı görüşlere açık değildir.
Atatürk'ün Yunan felsefesinden doğrudan etkilendiğine dair net bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak verilen kaynaklardan hareketle, Atatürk'ün genel olarak Batı düşüncesinden ve Aydınlanma felsefesinden etkilendiği söylenebilir.
## Atatürk'ün Düşünce Kaynakları
- Atatürk'ün okuduğu kitaplar arasında Yunan filozoflarının eserleri yer almamaktadır. Ancak Batılı düşünürlerin eserlerini okuduğu bilinmektedir.
- Atatürk'ün düşüncelerini etkileyen isimler arasında Tevfik Fikret, Şehbenderzade Ahmet Hilmi gibi Türk aydınları yer almaktadır. Bu aydınların Batı düşüncesinden etkilenmiş olmaları muhtemeldir.
- Atatürk'ün Fransız Devrimi'nden ve Aydınlanma düşüncesinden etkilendiği açıkça görülmektedir. Aydınlanma felsefesi ise Antik Yunan felsefesinden beslenmektedir.
## Yunan Felsefesinin Dolaylı Etkisi
Yunan felsefesi, Batı düşünce geleneğinin temellerinden biridir. Dolayısıyla Atatürk'ün Batı düşüncesinden etkilenmesi, dolaylı olarak Yunan felsefesinden de izler taşımasına neden olmuş olabilir. Ancak doğrudan bir etkilenme olduğuna dair bir kanıt bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, Atatürk'ün Yunan felsefesinden doğrudan etkilendiğini söylemek zordur. Ancak Batı düşüncesinin ve Aydınlanma felsefesinin bir temsilcisi olarak, Yunan felsefesinin dolaylı etkilerini taşıdığı söylenebilir.
Sözün Özü; Laiklik bizim toplulumuzda genel bilinen basit ifadesiyle "Din ve Devlet işlerinin ayrılması" tanımının aksine, din ve vicdan özgürlüğünün devletin güçlü hukuki yapısı altında koruma altına alınmasını ifade eder. Diyanet İşleri Bakanlığının kuruluş amacı da bu temel düşüncenin bir sonucudur.
——DİP NOT —-
Evet, tarihte dogmatik yapıda yükselmiş birçok devlet olmuştur. Dogmatik devletlerin temel özellikleri şunlardır:
1) Eleştiriye ve farklı görüşlere kapalı, tek bir ideolojiye körü körüne bağlılık
2) Akla ve bilimsel yönteme başvurmak yerine dogmalara dayanan yönetim anlayışı
3) Muhalif seslerin bastırılması, özgür düşüncenin engellenmesi
4) Dini veya seküler bir dogmaya bağlı kalarak değişime direnç gösterme
Tarihte dogmatik yapıda öne çıkan bazı devletler şunlardır:
- Orta Çağ Avrupası'nda Katolik Kilisesi'nin dogmatik anlayışına dayanan Papalık Devleti[3]
- İspanya'daki Engizisyon Mahkemeleri ve dogmatik Katolik monarşisi
- Sovyet Rusya'daki dogmatik komünist ideoloji ve tek parti yönetimi
- Nazi Almanyası'nın ırkçı dogmalara dayanan totaliter rejimi
- İran İslam Devrimi sonrası kurulan dogmatik şeriat rejimi
Bu örneklerde görüldüğü gibi, dogmatik devletler akla ve bilime kapalı, eleştiriye tahammülsüz, tek bir ideolojiye bağlı kalarak değişime direnen yapılardır. Tarih boyunca bu tür rejimlerin bilimsel ve toplumsal gelişmeyi sınırlandırıldığı görülmüştür.



Yorumlar