Ortaköy'den Tuzla'ya
- Alper Akpeçe

- 30 Nis 2024
- 2 dakikada okunur

1979 Yılında adım attım üniversiteye,
O sıralar tüm üniversitelerde sağ ve sol görüşlü öğrencilerin iktidar savaşları sürmekte, otobüs durakları, kahvehaneler gizli ellerle taranmakta, terör hızlı bir şekilde tırmanmakta, sürekli ölüm, suikast haberleri, grevler, boykotlar, kurulamayan hükümetler, Polisin dahi ikiye bölündüğü yıllardı.
O sıralar sağ - sol kavgasının olmadığı, 1.sınıfların sağcısı, solcusu 3. Sınıftaki solcu ya da sağcı büyüklerine "ağabey" dediği, saygı gösterdiği, herkesin fikirlerini özgürce yaşıyor olduğu ve o karışık yıllarda kendini inanılmaz güvende hissederek okuduğu bir okul vardı. Bu okul Türk Bayrağını yedi denizde dalgalandıran zabitanı yetiştiren Yüksek Denizcilik Okuluydu.
Boğazın kıyısında, önünde S/S Hamit Naci staj gemisinin demirlediği, kayıkhanesinin üstünde odasında bizlere sürekli sporun erdemlerini anlatan Türkiye’nin ilk Atletizm madalyalı sporcusu Ruhi Sarıalp ’in oturduğu, birbirine saygıda kusur etmeyen yüzlerce öğrencinin okulu.
Sabahın köründe okula gitmek garip bir alışkanlık değildi. Çayını alıp kahvaltıyı deniz kenarında yaparken ders saatinin gelmesini beklenme keyifi yaşanırdı o üniversitede.
Haydi Kanlıca’da yoğurt yiyelim diyerek 6 çifte kürekli teknelerle yoğurt yemeye gitmek ise günlük aktivitelerdendi.
Barbaros kahvesi okulun kantini gibiydi, briç bilmemek ayıp gibiydi. Mezunlar diplomanın arkasına Barbaros kahvesinin kaşesini vurdururdu. YDO diplomasının yanında Barbaros'dan da mezun olunulurdu.
Torna kullanmayı bilmeyen, kaynak yapmayı bilmeyen, Mühendis olamazdı. Bu nedenle, kocaman bir atölyemiz ve atölye dersimiz vardı.
Türkiye’nin en eski gemilerinden biri olan S/S HAMİT NACİ’de staj yapmak anlatılması zor, müthiş değerli bir deneyimdi. Her yaz Ege, Akdeniz limanlarını dolaşarak staj yapılırdı.
Tüm bunlar, dışarıda terör tırmanır, insanlar birbirlerine düşman edilirken, Türkiye’nin Ortaköydeki bir üniversitesinde yaşanıyordu.
Rüya gibiydi....... ama gerçekti.
Ve
12 Eylül 1980'de asker, en büyük darbesini YDO’ya yaptı. Cemseler ile okulu basıp okul yönetimini aldılar. Önce yedek-subayları, subayları doldular okula, Ardında bir yıl sonra Tuzla’da bir bakanlığın dinlenme tesislerine taşıdılar okulumuzu. Askerlerin yönettiği yatılı bir okula çevirdiler, 1 asırdır süre gelen geleneğini yıkmaya çalıştılar, Hamit Naci gemisini tatbikatlarda nişangah olarak kullandılar.
Yıllar sonra sayısız anılarımın olduğu o gemiyi delik deşik paramparça görmek ruhumu derinden yaralamış, buna sebep olanları iki dünyada lanetlemiştim.
Aradan nerede ise 40 yıl geçti. Ortaköy’de okulun önünden her geçtiğimde içim acıyor, hayatımın en mutlu günlerinden bir kısmını geçirdiğim bu yuvadan bizi koparanlara her seferinde lanet okuyorum.
Hasan Bakkal 84'Mk.



Yorumlar