SEKTÖR ALARM VERİYOR!
- Alper Akpeçe

- 7 Tem 2024
- 5 dakikada okunur
Gemi İnsanlarının Yıpranma Hakkı:
Gemi insanlarının yıpranma hakkı, denizcilik sektöründe çalışanların zorlu çalışma koşullarının tanınması ve telafi edilmesi amacıyla uygulanan önemli bir sosyal güvence uygulamasıdır. Bu yazıda, yıpranma hakkının tarihçesi, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sigortalar Kanunu kapsamında yaşanan değişiklikler ve bu hakkın iadesinin gerekçeleri ele almaya çalışacağım.
Fiili Hizmet Süresi Zammı (Yıpranma Hakkı) Nedir?
Fiili hizmet süresi zammı, belirli meslek gruplarının zorlu ve tehlikeli iş koşullarını telafi etmek amacıyla, sigortalılık sürelerine eklenen ekstra süredir. Bu ek süre, çalışanların emeklilik yaşına daha erken ulaşmasını sağlar ve emeklilik haklarından daha erken yararlanmalarına imkan tanır. Bu uygulama, çalışma hayatındaki risklerin ve zorlukların tanınması ve bu zorlukların çalışanlar üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılması amacıyla uygulanmaktadır.
İlk Uygulama ve Gelişmeler
Yıpranma hakkı, 2098 Sayılı Kanun ile 01 Eylül 1977 tarihinde ilk kez uygulanmaya başlanmıştır. Bu düzenleme ile basım ve gazetecilik işyerlerinde çalışan sigortalılara fiili hizmet süresi zammı uygulanmış ve belirli sürelerin sigortalılık sürelerine eklenmesi öngörülmüştür. Daha sonra 3395 Sayılı Kanun ile 01 Eylül 1987 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, basım ve gazetecilik işyerlerinde çalışan herkesin bu haktan yararlanması sağlanmıştır. Bu süreçte, gemi insanları, gemi ateşçileri, kömürcüler, dalgıçlar gibi tehlikeli işlerde çalışan diğer meslek gruplarına da bu hak tanınmıştır.
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sigortalar Kanunu ve Değişiklikler
01 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 Sayılı Kanun, yıpranma hakkını ortadan kaldırmıştır. Bu kanun kapsamında, fiili hizmet süresi zammı sadece belirli meslek grupları için geçerli hale getirilmiştir. Kanunun 40. maddesinde belirtilen meslek grupları arasında cıva üretimi, kurşun ve arsenik işleri, çimento fabrikaları, cam fabrikaları, demir ve çelik fabrikaları gibi ağır ve tehlikeli işler yer almaktadır.
Bu düzenlemeyle birlikte, denizcilik sektöründe çalışanlar yıpranma hakkından mahrum bırakılmıştır. Sonrasında, 11 Kasım 2020 tarihinde basın kartı sahibi olan gazeteciler için bu hak geri getirilmiş olmasına rağmen, gemi insanları bu haktan yararlandırılmamıştır.
Meslek Gruplarına Göre Uygulamalar
5510 Sayılı Kanun’un 40. maddesinde belirtilen meslek gruplarına yönelik uygulamalar, işyerlerinin ve işlerin niteliğine göre belirlenmiştir. Bu kapsamda, civa üretimi, kurşun ve arsenik işleri gibi yüksek risk taşıyan işlerde çalışanlar, fiili hizmet süresi zammından yararlanmış, buna karşın, gemi insanlarının yaşam şartları bu kapsam dışında bırakılmıştır. Böylece denizcilik sektöründe ciddi bir eşitsizlik yaratmıştır.
Yıpranma Hakkının Kaldırılması ve Sonuçları
Yıpranma hakkının 2008 yılında kaldırılması, gemi insanları için ciddi sonuçlar doğurmuştur. Bu hak, denizcilik sektöründe çalışanların zor çalışma koşullarının tanınması ve telafi edilmesi açısından büyük önem taşımaktaydı. Yıpranma hakkının kaldırılması, gemi insanlarının emeklilik süresinin uzamasına ve sosyal güvencelerinin azalmasına neden olmuştur. Bu durum, sektör çalışanları arasında büyük bir memnuniyetsizlik yaratmaktadır. Bu durum meslek çalışanlarının yıllar içerisinde gemilerden uzaklaşmasına ve sektörde kalifiye iş gücü kayıplarının yaşanmasına sebeb olmuştur.
Diğer bir sonuç ise; Günümüzde yapılan araştırmalarla yazılan tezlerde belirtildiği üzere, ITU DF mezunlarının denizde ortalama çalışma süresinin staj dahil 1,2 yıla kadar düştüğünü ortaya koymaktadır. Bu araştırma sonucuna göre; bir yıllık sürenin staj olduğu göz önüne alındığında, ve diğer denizcilik üniversitelerinde de durumun aynı olduğu kabulünden yola çıkarak, yılda 3 bin kişinin mezun verilen ülkemizde, gençlerin ortalama 3 aydan kısa süre denizde çalıştıkları sonucu çıkmaktadır.
Yıpranma Hakkının İadesinin Gerekçeleri
Gemi insanlarının yıpranma hakkının iadesi, çeşitli nedenlerle ısrarla talep edilmelidir:
1. Denizciliğin Tekrardan Ayağa Kaldırılması: Emeklilik ve sosyal haklara ulaşmada denizde çalışma süresinin herhangi bir değer ifade etmediği, hatta gemiden indikten sonra sigortalılığı sona erdirilmesi uygulaması ile denizde çalışmanın bu bakımda çalışları zarar uğratması, özellikle genç kesimin sektörden uzaklaşmasına sebeb olmaktadır. Ülkemiz yetişmiş iş gücünü kaybetmektedir. Bu durum şimdiden sektörde personel açıklarına sebeb vermektedir.
2. Anayasal Eşitlik İlkesine Aykırılık: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Madde 10'a göre, devlet organları ve idare makamları tüm işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etmek zorundadır. Gemi insanlarının, 5510 Sayılı Kanun'da yer alan diğer meslek grupları ile aynı zorluk ve risklerle karşı karşıya olduğu göz önüne alındığında, bu haktan mahrum bırakılmaları anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır.
3. Olağan Üstü Haller : Dünya Denizlerinde çalışan denizcilier çok farklı coğrafyalarda bulunmak zorunda olduklarında, Salgın Hastalıklar, Savaş, Korsan Saldırısı, Doğal Afetler gibi Olağan Üstü Durumlarla, ülkemiz gündeminde bulunmasa dahi, sıklıkla karşılaşabilmektedir. Böylesi dönemlerde gemi insanlarının karşılaştığı zorluklar, bu hakkın yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.
COVID-19 süresince gemi insanlarının gemide kalış süreleri uzamış ve stres seviyeleri artmıştır. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından da denizcilerin pandemi sürecinde yaşadığı sıkıntılar vurgulanmıştır.
4. Çalışma Koşulları ve Riskler: Gemi insanları, gemide sürekli olarak yüksek ısı, gürültü ve vibrasyona maruz kalmakta, doğal şartlarla mücadele etmekte ve tehlikeli yüklerin taşınması gibi risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Ayrıca, uzun süre karaya ayak basmamak, fiziksel ve zihinsel sağlıklarını olumsuz etkilemektedir.
5. Sosyal ve Psikolojik Etkiler: Gemi insanlarının sosyal hayattan izole olması, uzun çalışma saatleri ve ailelerinden uzak kalmaları, ruhsal ve bedensel sağlıklarını ciddi şekilde etkilemektedir. Yapılan akademik çalışmalar, denizcilerin stres, tükenmişlik ve depresyon düzeylerinin yüksek olduğunu göstermektedir.
6. Limanların Teknolojik Gelişimi: Günümüzde limanlarda uygulanan güvenlik ve emniyet tedbirlerinin arttırılması, yük elleçleme imkanlarının hızlandırılması, gemilerin limanda kalış sürelerini kısaltmış, deniz çalışanının gemi ortamından uzaklaşmasını vesile olan limanlarda dışarı çıkış süresini kısaltmış ve zorlaştırmıştır. Deniz çalışanları bu sebeplerle çalışmak zorunda oldukları kontratları boyunca gemide kalmakla kara çalışanlarına göre birçok insani hakkından mahrum kalarak yaşamak zorunda kalmaları gerçeğini ortaya koymaktadır.
7. Konvansiyonların Sürekli Yenilenmesi; Diğer taraftan özellikle deniz taşımacılığı Uluslararası ve ulusal kanun, yönetmelik, uygulamalarının gün geçtikçe artması, denetimlerin sıklaşması ve taleplerin çoğunluğunun bedenen dayanıklılığa bağlı çalışmaya dayalı işler olması sebebiyle deniz çalışanlarının ağır iş şartlarına ekstra yükler getirmektedir. Örneğin; Karadaki yaşamın düzenini sağlayan Tedarik Zincirinin en önemli halkası Konteynır Taşımacılığı yapan gemilerde, sık liman periyodları ile manevra ve liman operasyonlarının yarattığı yorgunluğa ek olarak gemilerin standartlarının kurallara uygun tutulması için harcanan çalışmalar gösterilebilir. Bu durum hayati öneme sahip Tanker taşımacılığı içinde aynıdır.
Deniz çalışanlarının yıpranma hakkının iade edilmesi konusunda sadece ülkemizin şartları göz önüne alınarak değerlendirme yapılmamalıdır. Uluslararası denizlerde çalışan bir denizci, ülkemiz Donanmasında görevli personelin meslek hayatında karşılaşabileceği savaş durumundan, defalarca daha fazlasını ve savunmasız şekilde yaşadığı göz ardı edilmemelidir.
Denizcilik Sektöründe Çalışanların Psikolojik Durumları
Yapılan akademik çalışmalar, denizcilik sektöründe çalışanların yüksek stres, tükenmişlik ve depresyon düzeylerine sahip olduğunu göstermektedir. Bu aşırı yaşanan psikolojik bozukluk durumları, gemilerde intihar, yaralama ve hatta cinayetlere varan olaylara sebebiyet verdiği bilinmektedir. Denizci ailelerinde, Aile bütünlüğünün bozulmasına sebeb olmaktadır. Ülkemizde ekonomik nedenlerden dolayı boşanmaların artmasına sebeb gösterilirken, denizci ailelerinde ülkemizden çok daha fazla oranda yaşanan boşanmaların, maddiyattan değil psikolojik sebeblerden kaynaklandığı da göz önünde tutulması gereken bir gerçektir.
Denizcilik Sektöründe Çalışma Saatleri ve Sosyal Haklar
Denizcilik sektöründe çalışanların bedenen uzun saatler çalışması ve sosyal haklardan ortalama insanların çok üzerinde mahrum kalmaları, ve deniz üzerinde yaşamın karadakinde çok farklı olması, sektördeki çalışma ortamı zorluklarının önemli göstergesidir. Gemi insanları, gemide uzun süreler boyunca çalışmakta ve sosyal hayattan izole bir şekilde yaşamaktadır. Bu durum, hem fiziksel hem de psikolojik sağlıklarını olumsuz etkilemektedir. Denizde çalışma hem iş yerinin, hemde yaşama alanının birbiri içerisinde yaşandığı bir ortam olup, kişinin isteği doğrultusunda bu ortamı terk etme şansı da yoktur. Bu özellikler sebebiyle diğer iş kollarına göre sosyal haklarına daha çabuk ulaşma hakkı olmalıdır.
Sonuç ve Öneriler
Gemi insanlarının yıpranma hakkının iadesi, hem evrensel insan haklarına, hem anayasal eşitlik ilkesine uygunluk ilkesine, hem de bu kişilerin zorlu çalışma koşullarının tanınması açısından gereklidir. Bu hakkın iadesi, gemi insanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesine, sağlıklarının korunmasına, denizcilerin aile bütünlüklerinin korunmasına ve toplumsal refahın sağlanmasına olumlu katkı sağlayacaktır.
Sektörde son yıllarda daha da şiddetli şekilde yaşanmaya başlanan personel açığının önlenebilmesi için, acilen bu konuda çalışmaların yoğunlaştırılması gereklidir. Durumun devamı halinde gemilerde çalışacak personel açığı giderek büyüyecektir. Yıpranma tekrar geri verilerek denizde çalışma tekrardan cazip hale getirilmelidir. Sektör alarm vermektedir.
Gemi insanlarının yıpranma hakkının iadesi için gerekli adımların atılması ve bu konuda farkındalık yaratılması önemlidir. Denizcilik sektörü, uluslararası ticaretin ve ekonominin en önemli unsuru, ülkemizin Tedarik Zincirinin en önemli halkasıdır. Bu sektörde çalışanların haklarının korunması ise sosyal adaletin ve ülke çıkarlarının gereğidir.
Yıpranma Hakkı'nın iadesi konusundaki taleplerin dikkate alınması, sektördeki tüm sivil toplum kuruluşları, sektör temcisi kamu kuruluşları ve dahi armatörler tarafından konuya özel hassasiyet göstermesi, kamu kurum ve kuruluşları neslinde girişimlerde bulunulması ve kanunen gerekli düzenlemelerin yapılması denizcilik sektörünün en öncelikli sorunudur.
Umarım bu yazımızla yaptığımız çağrılar bir farkındalık yaratacaktır.
Saygı ve sevgilerimle,
Alper Akpeçe 92'Gv




Yorumlar