top of page

Suyun aklında oluşan soru işareti; DENİZATI

Deniz omurgalıları arasında tek dik duranıdır...

Başını öyle önüne eğmiştir ki, ona bütün çekiciliğini veren o ünlü at başı şekli çıkmıştır ortaya.

Gövdesi, pullarla değil, kemiksi düğmeciklerle kaplıdır. Ancak, bu ağır zırhın altında bile bir peri kadar hafif ve zarif süzülürler.

Renkleri canlı turuncudan türkuaz mavisine, parlak sarıdan koyu kırmızıya kadar geniş bir yelpazeye dağılır. Bazen de siyah, gri ya da haki yeşil de olabilir.

Ama ister küçük ister büyük olsun, düğme gözler, genellikle boynuzlarla taçlandırılmış baş, karna doğru içe kıvrılmış kuyruklar ve o kendilerine özgü ağız yapısı, hepsinin ortak özellikleridir.

Bazı denizatı türleri kısmen saydamdır, bu yüzden akvaryumlarda orada olmalarına rağmen görünmezler ve resimlerde pek sık görülmezler.

Denizatları birbirinden bağımsız hızlı hareket eden gözleri vardır, bu sayede avları ve avcıları vücutlarını hareket etmeden izleyebilirler.

Avlarını yutmakta kullandığı uzun bir burnu vardır.

Yüzgeçleri küçüktür, çünkü kalın su bitkileri arasında gitmektedir. Denizatının uzun, kavrayıcı kuyruğu vardır, bu sayede deniz yosunu gibi desteklere sarılarak akıntı tarafından sürüklenmesini engeller.

At kafasına benzeyen bir başı, uzayarak hortum biçimini almış burnu, küçük ağzı, birbirinden bağımsız hareket eden gözleri, kemik plakalarla kaplı vücudu, öne kıvrılan kavrayıcı kuyruğu ve yüzgeçleriyle denizatları, diğer balık türlerinden çok farklı bir canlı türü olarak denizlerde yaşamını sürdürür.

Ayrıca denizatları kendilerini av olmaktan kurtarmak için bukalemunlardan daha iyi renk değiştirebiliyor. Fakat denizde yaşamalarına rağmen çok da iyi bir yüzücü değiller. Denizde dikine doğru yüzen ve yüzme konusunda pek becerikli olamayan denizatları, bu yüzden, genelde kıyılara yakın bölgelerde yaşarlar.

Denizatları oldukça küçük olmalarına, hatta birbirlerine benzemelerine rağmen aşkları çok büyüktür. Bunu bilen Portekizliler 29 Ocak gününü denizatlarına ithaf etmişler Madeira adasında bugünü kutlamaktadırlar.

Genelde ticaretinin olmadığı ülkelerde özellikle öldürülmezler, balıkçılar ağlarına takılıp ölen denizatlarını kuruturlar ve eşe dosta hediye ederler. Lanetli olduğuna, kurutulmuşunun hatta motifinin evde bulundurulmasının uğursuzluk getirdiğine bitmek bilmeyen ısrarlarla inanılır.

En iyi tanımlanmış türler ise Kuzey Amerika, Avrupa ve Avustralya'da bulunanlardır. Ayrıca Kuzey İspanya, Akdeniz ve Karadeniz'de de yaygındırlar. Türkiye'de ise 18 türün bulunduğu saptanmıştır.

Denizatları kara ile denizin birleşimindeki sığ sularda yaşadığından, insana oldukça yakın bir konumda bulunurlar. Bu yüzden de insanın kötüye kullanımıyla çok sık karşı karşıya kalırlar.

"Trade Records Analysis of Flora and Fauna in Commerce" adlı kuruluş tarafından yapılan bir araştırma, denizatlarının varlığının tehdit altında olduğunu ortaya koymaktadır. Tehlikedeki Türler Raporu'nun  "Uluslararası Denizatı Ticareti" başlıklı bölümünde, dünyada Ekvator'dan Avustralya'ya kadar 32 ülkede ölü ya da canlı denizatı ticareti yapıldığı ileri sürülmektedir.

En büyük denizatı alıcıları Hong Kong ve Tayvandır. En büyük satıcılar ise Hindistan, Filipinler, Tayland ve Vietnamdır. Ayrıca denizatları süs eşyası olarak da büyük ilgi görmektedir. Daha çok büyük ve açık renkli olanların tercih edildiği Hong Kong'da kilosunun bin doların üzerinde olması, denizatlarının geleceğinin ne kadar karanlık olduğunu göstermektedir.

Değişik türleri olan denizatları, akvaryum tutkunlarının vazgeçemediği canlı türlerinden. Kanada, Almanya, Hollanda ve İngiltere gibi ülkelerde denizatları akvaryumda beslemek ve süs eşyası olarak kullanmak için aranmaktadır. Fakat bilim adamları, denizatlarının akvaryumlarda yaşayamadığını belirmektedir. Akvaryumda yaşamaları için uygun ortamın yaratılması neredeyse imkânsız olduğundan, ömürleri çok kısa olur. Bu narin yaratıkları, vücut yapıları parazit, bakteri ve mantarlara karşı oldukça dayanıksız olduğu için kolayca hastalanırlar.

Bilim adamlarının uyarıları üzerine bazı ülkelerde koruma altına alınmasına rağmen yapılan araştırmalar, denizatı nüfusunda ciddi bir azalma olduğunu ortaya koymaktadır. Denizatı nüfusu son yıllardaki aşırı avlanma nedeniyle tehlike altına girmiştir.  Eğer çok sıkı tedbirler alınmazsa, ne yazık ki, Bengal kaplanlarının akıbeti onları da beklemektedir.


Dünya Hepimizin;

Tüm doğal çevrenin ve canlı hayatın korunmasında olduğu gibi denizatlarını korumak için de bizlere büyük görevler düşüyor.

Bilim adamlarının önerileri ise şöyle:

•Denizatlarını yaşadığı alandan ayırmayın, su yüzeyine çıkartmayın.

•Yaşadıkları alanların bozulmasına izin vermeyin.

•Kurutulmuş denizatlarını satın almayın.

•Tecrübeli bile olsanız denizatlarını akvaryum balığı olarak  kullanmayın.



 
 
 

1 Yorum

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
5 üzerinden 5 yıldız

" değişik ve garip...


deniz atları da öyledir..


erkekleri doğurur..


ne kadar değişik...


 


yanlış denklemlerle doğru çözümlere gidilebilir mi....


olsa olsa ıskalanan bir sonuçtan


varolan bir başlangıç...


o da belki....


varlığın, yokluğun hele hele hiçliğin denklemi....


nasıl da yazdın böyle kolayca


binlerce yıldır


onbinlerce kitap bulamamışken....


 


sadelik sende neyi çağrıştırır....


bende neyi çağrıştırıyor biliyomusun


vapurun yan tarafını....


tren garlarını değil de...


istasyonları, sakin olanlarını


 


ben diyorum ki


karpatlarda çiftçilik yapıyordum...


sonra bağbozumunda,


bulgar devriminde, askere gittim...


 


döndüm eve..


ne ev kalmış ne köy


okuma yazma öğrenmiştim...


Türk'lerden bi tek tas kebabı kalmış..


bak bir onu biliyorum " Mehmet Yüce

Beğen

Bize Ulaşın

YDO RUHU

Bu sayfada görmek istediklerinizi,

Fikirlerinizi Bizimle Paylaşın   

YDO okul brövesi

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

bottom of page