Al Picasso
- Alper Akpeçe

- 15 Tem 2024
- 2 dakikada okunur
Hakan Karakaya Gv'80
"Şükrücüm ,Rahmi Koç ile Antika Demir ve Ara Güler ile Picasso resmi hikayelerini paylaş lütfen ben biliyorum, grupta bilsin, 💐💐 Hakan Karakaya" mesajıma istinaden kendisi yazmayınca Kpt. Şükrü Özcan (Gv'80) izni ile Üstad Ara Güler ile olan hikayesini ben anlatayım ;
Şükrü Kaptan, hafta sonları ve izinli günlerinde İstanbul’da mezatlara katılır, sahafları ve sergileri gezerdi. Bunlardan birinde, Galatasaray Lisesi'nin yanı başındaki Yapı Kredi Yayınları'nda, Orhan Pamuk’un kitap imza günü varmış, Şükrü Kaptan o günü bize şöyle anlattı:
“Ben de sıraya girip Orhan Pamuk’un yazdığı 'İstanbul' kitabını imzalattım. Bu kitabın benim için özelliği, 100. sayfasında yer alan fotoğraftaki çamaşırların ailemize ait olması ve bu fotoğrafı üstad Ara Güler’in çekmiş olmasıydı.
Orhan Pamuk’a kitabı imzalatıp çıkınca, hemen yakındaki Ara Kafe önünde 'ARA' plakalı aracı görünce kafeye girdim ve Ara Güler’i kafede otururken gördüm.
Yardımcısı Fatih Bey’den, Ara Güler’in kitaptaki resmi imzalamasını rica ettim. İsteğimi üstad Ara Güler’e iletince, üstad bana masasına gelmemi işaret etti. Ben masaya gidip oturdum.
Normal olarak selam verip nasıl olduğunu sorunca (sanırım o sırada 80 yaşın üstündeydi) cevap olarak ‘Götümü tuttuğuma şükür’ dedi. Ben de bundan yüz bularak, kendisinde Picasso’nun hediye ettiği kara kalem bir resim olduğunu ve üstad bir ayağın çukurda, onu bana hediye et dedim.
Bunun üzerine baş parmağını işaret ve orta parmağı arasına sokup yumruk yaptı ve bileğini aşağı yukarı sallamaya başladı, ‘Al Picasso!’ dedi.
Ara üstad, fotoğrafını çektiği evimizin yandığını bile biliyordu. Ben 2018’deki cenazesine gidip kendisine olan sevgimi ve vefamı gösterdim. Tanıdığım en renkli simalardan biriydi.”
Şükrü Kaptan ile yemekli toplantılarımızda muhabbet koyulaştığında, Şükrü Kaptan’a “Al Picasso” hareketi yapıp, Ara Üstadı saygı ile anıyoruz.
Bu anlatı benim için, yalnızca Şükrü Kaptan'ın bir gününü değil, aynı zamanda geçmişe olan derin bağlılığını ve önemli insanlarla kurduğu içten ilişkileri de gözler önüne seriyor. Ara Güler gibi büyük bir ustayla yaşadığı bu anı, hem duygusal, hem de komik bir anı olarak, bana anlattığından beri hafızamda yeri var. Şükrü Kaptan'ın, Ara Güler’in cenazesinde gösterdiği vefa, onun ne kadar içten bir insan olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Bu anılar, sadece bireysel bir geçmişi değil, aynı zamanda bir kültürün ve şehrin yaşayan tarihini de yansıtıyor.
Şükrü Kaptan'ın hatıraları, onun samimiyeti ve içtenliğiyle birleşerek, bende derin bir iz bıraktı. Onunla geçirdiğim zamanlar, bir gülümseme ve hüzün karışımı oluyor. Bu nedenle, yemekli toplantılarımızda onun anılarını dinlemek, bize geçmişe yapılan bir yolculuk gibi geliyor. Şükrü Kaptan, sadece bir denizci değil, aynı zamanda hayatı dolu dolu yaşayan ve bunu paylaşmaktan çekinmeyen gerçek bir dost...





Hakan,Şükrü ve Alper’e tşkler.Başlık “Al Picasso”olmalı:))