top of page

Tarihini Bilmeyen Milletler Yok Olmaya Mahkumdur.

Ticaret bahriyesi zabitlerine ait ilk cemiyet; Tevsî‘-i Ticâret-i Bahriye-i Osmaniye Cemiyeti’dir. Kuruluş tarihi fî 18 Eylül sene 324- 1 Ekim 1908’dir Cemiyetin kurucusu Abdülhamit[Hamit] Naci Bey’dir. Merkez adresi: Beyoğlu, Kulekapısı Yüksekkaldırım'da 602 numaralı Çapalı Han'ın 30 numaralı odasıdır.


Hamit Naci Bey Cemiyetler Kanunu’nun henüz gündemde olduğu 29 Mayıs 1325 [11 Haziran 1909] tarihinde Dahiliye Nezareti’ne resmi onay için başvuru yapmıştır. Resmi başvurusundan neredeyse üç ay sonra, 10 Ağustos 1325 [23 Ağustos 1909] tarihinde gerçekleşmiştir. Böylece, Ticâret-i Bahriye Kanunnâme-i Hümâyûnu ahkâmına tevfîkan ikmâl ederek hem vatanın ma‘mûriyeti hem vatandaşlarımızın selâmet ve menfaatinin te’mîni maksad-ı hayrıyla şimdilik merkez-i umûmî Beyoğlu'nda Kulekapısı'nda kâin Çapalı Han'ın 30 numaralı apartmanında (Dairesinde) Tevsî‘-i Ticâret-i Bahriye-i Osmaniye nâmı altında bir cemiyet te’sîs ve fî 18 Eylül sene 324 (1 Ekim 1908)’de resm-i küşâdı icrâ kılınmışdır.


Türkiye Deniz Ticaret Odası’nın kurulması fikri Tevsî‘-i Ticâret-i Bahriye-i Osmaniye Cemiyeti’ne aittir ve tarihi Ekim- Aralık 1911’dir. Tevsî‘-i Ticâret-i Bahriye-i Osmaniye adına Abdülhamit [Hamit] Naci Bey tarafından Deniz Ticaret Odası kurulması amacıyla yapılan müracaat hakkında Şura-yı Devlet 26 Teşrinisani 1327 [9 Aralık 1911] tarihinde bir karar almıştır. Kararda cemiyetin talebinin görüşüldüğü ve önceden de Dersaadet Ticaret ve Sanayi Odası’nın bu konudaki olumsuz görüş bildirmesi sebebiyle talebin reddedilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Böylece cemiyetin bir deniz ticaret odası kurma girişimi de sonuçsuz kalmıştır.


Tevsî‘-i Ticâret-i Bahriye-i Osmaniye Cemiyeti’nin yapmayı planladığı uygulamalardan en önemlisi; Osmanlı Deniz Ticaret’inin gelişimi ve uygulama alanlarındaki eksikliklerin giderilmesi amacıyla cemiyet merkezinde bir ders odası meydana getirilmesi idi. Böylelikle ileride yatılı bir Deniz Ticaret Okulu kurulması planlanıyordu.


Cemiyet 18 Mart 1325 [31 Mart 1909] tarihinde Mellah Gazetesi’ni yayınlamaya başlamıştır. (Osmanlıca- Arapça köken ‘Tekil’-Gemici, Kaptan, Denizci, ‘Çoğul’-Mellahan; Gemicileri Kaptanar,Denizciler). İlk sayısının üst başlığı “menafi-i mülk ve millete ve Bahriye İhtiyatları ve Tevsi-i Ticaret-i Bahriye-i Osmaniye Cemiyeti’nin terakkisine hadimdir” şeklindeydi. Gazetenin ne kadar ve kaç sayı çıktığına dair kaynaklarda bilgi bulunmamaktadır.


Hamit Naci Bey’in cemiyetinin devamı olarak yeni bir sivil kaptan okulu da açılmıştır ve cemiyetin adı “Osmanlı Kaptan, Makinist ve Müntesibin-i Bahriye Cemiyeti olarak değiştirilmiştir. Bu cemiyetin resmi kuruluş tarihi 4 Mart 1328 [17 Mart 1912]’ dir. Cemiyetin kuruluş merkezi Galata’da Ada Han’ın on üç numaralı dairesiydi. Cemiyetin ilk İdare Heyeti şu şahıslardan oluşuyordu: Başkan Akdeniz Vapuru Kaptanı Hakkı Efendi, üye Kaptan Mehmet Efendi, üye Kaptan Osman Efendi, üye Kaptan Cemal Efendi, üye Kaptan Hüseyin Efendi, üye Başmakinist Refik Efendi, üye Kaptan Mehmet Efendi, üye Makinist İsmail Efendi, sekreter Kaptan Hafız Efendi.


Meşrutiyetin kısa soluklu hürriyet havası içerisinde muhtelif meslek ve sanat cemiyetleri kurulmaya başlamıştır. İşte bu dönemde, denizcilik ticaretiyle alâkalı bazı kişiler, Osmanlı Kaptan ve Makinistler Cemiyeti’nin yayınladığı ikinci dergi Umman mecmuasıdır. Baş muharrirliğini Rıza Şakir’in yaptığı derginin imtiyaz sahibi Süleyman Nutki Bey’dir. Dergi, 25 Kânun-ı Evvel 1908 tarihinden itibaren haftada üç gün, salı, çarşamba ve cuma günleri çıkmaktadır. İlk bakışta uzun soluklu bir meslek mecmuasının yayın hayatına atılışı gibi gözüken bu durum, ne yazık ki, 9. sayı çıktıktan sonra sona ermiştir.


Osmanlı Kaptan, Makinist ve Müntesibin-i Bahriye Cemiyeti ‘ninÇıkardığı “Deniz” adlı Gazete/Dergi.

Gazetenin ilk sayısı 19 Kanunusani 1327 [1 Şubat 1912] tarihinde çıkmıştır. Deniz ismi verilen gazetenin sorumlu müdürü ve o dönem cemiyetin de başkanı meşhur denizci ve tarihçi Süleyman Nutki Bey’di.

Siyasi, edebi, ilmi konular içeren gazete haftalık çıkıyordu. Gazetenin yayın çizgisini anlamak üzere ilk sayısında nelere değinildiğini incelemek doğru olacaktır.


Gazetenin ilk nüshasındaki ilk yazı maksat ve hedefi hakkındadır. Bu yazıda gazetenin hedefi, Osmanlı Kaptan ve Makinistler ve Müntesibin-i Bahriye Cemiyeti’nin hedefleri doğrultusunda yayın yapmak olarak belirtilmiştir. Cemiyetin ilgili olduğu meslek grubunun sıkıntılarından bahsedilerek bunlara çare bulunması gerektiği vurgulanmıştır. Gazetenin ilk sayısında cemiyetin nizamnamesi de verilmiştir. Nizamnameden sonra ise cemiyet beyannamesi neşredilmiştir. Cemiyetin beyannamesinde şu önemli ifadelere yer verilmiştir ;

“Yirmi otuz seneden beri meydana gelen deniz kazaları takip ve incelenirse görülecek ki geneli istisnasız Osmanlı kaptanlarının aleyhine sonuçlanmıştır. Çünkü mahkeme deniz davalarında bir bilirkişi heyetinden mahrum bu vekillerinde deniz bilgileri kısıtlıdır. Tayin olunan bilirkişi de tarafsız ve uzman kişilerden seçilmemektedir. Bu halde biz kaptanların çalışma yaşamı ve konumunu lekelemiştir. Kamuoyu da sessiz kalmıştır ki bu da hakkımızı savunamadığımızdan daha doğrusu birlik olamadığımızdan ileri gelmektedir. Özellikle bir kazadan dolayı şirketlerin ettiği zararlara mahkeme edilmeksizin ve sebebi bir hükme bağlanmaksızın kaptanlara ödetilmektedir. Yukarıdan beri özellikle ifade edildiği üzere biz bütün Osmanlı kaptanları derinlemesine düşünerek yine kendimizden, meslektaşlarımızdan olmak, dert ortaklarımızdan bulunmak üzere “Osmanlı Kaptan ve Makinistler ve Müntesibin-i Bahriye” cemiyeti adıyla bir cemiyet kurmuş ve kuruluş maksadını hükümet tarafından tasdik ettirmeye mecbur olduk. Bu suretle beyannamede arz ve ifade edilen bütün kanunsuzluk ve düzensizliklere son vermeye, bütün gayret ve çalışmalarımızla hükümetin koruma ve kollamasını kazanmaya ve milletin dikkatini ve düşüncesini biz deniz ticareti mensupları üzerine yönlendirmeye teşebbüs ettik.”


Ticaret-i Bahriye Kapudan ve Çarkçı Mektep-i Âlisi Mezunin Cemiyeti, Milli Ticaret-i Bahriye Kapudan ve Çarkçı Mektebi kuruluşunun ardından öğrenci yetiştirmeye başlamıştır. Mektebin yetiştirdiği öğrenciler deniz ticaret gemilerinde çalışmaya başlamıştır. Ticaret gemilerinde görev alan kaptan ve çarkçılar sivil toplum faaliyetlerinde de etkin olmuşlardır. Bu yönde Milli Ticaret-i Bahriye Kapudan ve Çarkçı Mektebi mezunlarından Orhan Rıza Bey’in başkanı olduğu Ticaret-i Bahriye Kapudan ve Çarkçı Mektep-i Âlisi Mezunin Cemiyeti bir örnek olarak gösterilebilir.


Ticaret-i Bahriye Mektep-i Âlisi Binası’nda kurulan cemiyetin teşkil tarihi 15 Şubat 1335 [15 Şubat 1919]’du. Cemiyetin yönetimindeki isimler şöyleydi; Başkan Ticaret-i Bahriye Mektebi Mezunu Orhan Rıza Bey, Sorumlu delege Nasuhi Bey, Genel sekreter Sabri Bey, Muhasip Sami Bey, Üye Karvoye Efendi, üye Rami Bey.


Cemiyetin kuruluş amacı ise deniz ticaretinin gelişmesine çalışmak, üyeleri arasında yardıma muhtaç olanlara maddi ve manevi yardımda bulunmaktı. Cemiyet okul binasında faaliyet göstermiştir. Deniz ticaretinin gelişmesi için faaliyetlerde bulunmuştur.


Çok zamandan beri denizcilerin bir kederi bir düşüncesi vardı. Diyorlardı ki; niçin bizim de bir cemiyetimiz, bir kulübümüz, blr kütüphanemiz olmasın. BIr kaç defalar böyle bir meslek kurumu yapmak için arkadaşlarla görüşüldü. Fakat bu iş göründüğü kadar kolay değildi.


1933 senesinin sonlarına doğru on kadar arkadaş Ege vapurunun zabitan salonunda toplanarak meslektaşların bu samimi arzusunu mevkii file koymayı düşündü. Bu işin mevkii tatbike konması için lüzum görülecek etüdleri yapması için bir grup seçti. Bunlardan başka bu cemiyeti kurmak için oldukça mühim bir paraya da ihtiyaç vardı. Arkadaşlar arasında aidat toplatılarak bu işi de başaracağımızı anladıktan sonra 24 Ocak 1934 tarihinde cemiyetin geleceği ele alındı.


ilk iş olarak da gerek kaptan ve gerek makinistlerden imtihana hazırlanacak arkadaşlara hususi bir kurs açıldı. Bundan sonra bir Deniz Mecmua'sı çıkarması için Süreyya Gürsu’dan rica edildi. İlk çıktığı 7 Temmuz 1934 tarihinde bir tek abonesi ve bir tek alıcısı olmayan Mecmua Süreyya Gürsu'nun geceli gündüzlü meşkur mesaisi (Övülecek çalışması) neticesi olarak her gün biraz daha tekamül etti.


Demektir ki, cemiyet kurma teşebbüsleri birincisi Ticaret-i Bahriye Mektep-i Âlisi Binası’nda Ticaret-i Bahriye Kapudan ve Çarkçı Mektep-i Âlisi Mezunin Cemiyeti adıyla kurulan cemiyetin teşkil tarihi 15 Şubat 1335 [15 Şubat 1919]’du. Galata daki Ada Han’da yeniden hayat bulmuştur.


Kaptan Refik Akdoğan 1948 yılında Kaptan Namık Asena’nın bir deniz ticaret cemiyeti kurmak üzere yaptığı çalışmayı anlatırken şöyle devam eder; “Ne şanslı adammışım ki; Namık ağabeyin çalıştığı gemiye atanarak derneğimizin kurucu üyesi olarak büyük bir şerefe nail oldum. Düşünebiliyor musunuz ki sayın okurlarım Namık ağabey ve diğer kurucular işlerini ve ailelerini tehlikeye atarak, işlerinden atılmayı, işsiz kalmayı göze alarak derneğimizi kurmuşlardır. Bence onlar birer kahramandırlar. Ayrıca Namık ağabey kurucu başkan olarak, derneğimizin bugünlere gelebilmesi için derneğimizle sürekli olarak ilgilenmesi ve merhum Cemil Arıksan Beyin uzun yıllar derneğimizde büyük özveriyle çalışmasının yanında dernek lokalinin alınmasında yapmış olduğu katkılar nedeniyle onların kalbimizde olan yerlerine ve değerlerine ayrı bir anlam katmaktadır.”


Deniz Mecmuası, 25 Temmuz 1913’te kapanmış ve bu sefer Süleyman Nutku’nun oğlu Emrullah Nutku idaresinde 1 Temmuz 1935 tarihinde yeniden yayınlanmaya başlamıştır. Deniz Mecmuası çeşitli aralıklarla 1 Aralık 1947’ye kadar 137. sayıya ulaşarak, uzun soluklu mecmualarımız arasında yerini almıştır. Dergi, tıpkı Umman ve bir önceki Deniz mecmualarında da olduğu gibi başlık klişesinde “Türk Ticaret Kaptan ve Makinistler Cemiyeti’nin Meslek Mecmuası” ibaresi ile yayımlanmıştır. (Kaynak: Dr. Osman YILDIZ- TÜBAR-XII-/2002-Güz/Ali Rıza Seyfioğlu)


Cemiyet adını 15 Şubat 1335 [15 Şubat 1919]’da adını “Ticaret-i Bahriye Kapudan ve Çarkçı Mektep-i Âlisi Mezunin Cemiyeti” olarak değiştirmiştir. Cemiyetin yönetimindeki isimler şöyleydi; Başkan Ticaret-i Bahriye Mektebi Mezunu Orhan Rıza Bey, Sorumlu delege Nasuhi Bey, Genel sekreter Sabri Bey, Muhasip Sami Bey, Üye Karvoye Efendi, Üye Rami Bey.


9 Temmuz 1934 tarihinde “Türk Gemi Kaptanları Birliği” kurulmuştur. Galata Çinili Rıhtım Han’da kurulan ve Vilayet tarafından meslek kuruluşu olarak resmen kaydedilen Türk Gemi Kaptanları Birliği”nin kuruluş toplantısında Ege Vapuru süvarisi Sait Kaptan (Özege) başkanlık yapmıştır.



Türk Gemi Kaptanları Birliği olarak ilan edilmesine karşın, Derneğin tescil adilmiş adı; “Türk Ticaret Kaptan ve Makinistleri Cemiyeti” dir. 13.1. Türk Ticaret Kaptan ve Makinistleri Cemiyeti idareden yapılan ihtar (Kaptan Namık Asena Tehdit kelimesini kullanmıştır) nedeniyle 1946 yılında faaliyetini iptal etmek zorunda kalmıştır. Kaptan Refik Akdoğan şöyle anlatmıştır;

“1934 yılında “Türk Ticaret Gemileri Kaptan ve Baş Makinistleri Cemiyeti” ni kurulmuştu. 1940’lı yıllarda bu dernek o zamanın idarecilerin kafa yapısına göre bazı konularda hadlerini aşınca idare, cemiyetin feshedilmesini istemiş, cemiyetten ayrılmayanların işten atılacağının bildirilmesi üzere cemiyet feshedilmişti”.


“Bakır gemisinin yapmış olduğu Amerika seferlerinde, Amerikan yardımından verilen gemilerin personelinin Amerika’ya taşınmasında, o tarihlerde Bakır gibi gemilerde bulunan seyir aletlerinin ilkelliğini, ve Atlantik Okyanusu’nun acımasızlığı karşısında Bakır gemisinin seferlerini salimen gerçekleştirdiğini düşünecek olursak bence bu Amerika seferleri çok büyük bir başarı olarak görülmelidir. Yine toplumumuz için çok önemli bir olay olan Yüksek Denizcilik Okulu Mezunları Cemiyeti’nin kurulması için Amerika yolunda mezunlarımız, Bakır gemisi yol alırken tüzüğünü hazırlamaları ve gerekli olan parayı yolda toplamalarıdır. Tüm bu çalışmaların başında olan Kaptan Namık Asena ben gemiye katıldığım zaman Bakır gemisinde 3. Kaptan olarak görev yapmaktaydı. Bir gün beni bir kenara çekerek,

-Refik seninle bir konuyu konuşmak istiyorum, deyince,

-Buyur abi ,dedim. Namık ağabey biraz düşündükten sonra,

-Bak, dedi. Biz bazı arkadaşlar, yani Yüksek Denizcilik Okulu Mezunları bir cemiyet kurmak istiyoruz, istiyoruz da lazım olan yedinci kişiyi hâlâ bulamadık. Yani şu anda tüzüğümüz hazır, ama altı kişiyiz, yedi kişi olması gerekiyor, sen olur musun?

Hemen cevapladım:

-Emrin olur abi, derhal beni yedinci kişi olarak yazın, dedim.

Ama Namık ağabey hemen cevap vermedi, memnun olduğunu söylemedi. Düşünceli görünüyordu.

-Bak, dedi Namık ağabey.

-Bu cemiyet işleri biraz netameli işlerdir. Evvelki yıl - Türk Ticaret Kaptan ve Makinistleri Cemiyeti üyeleri idare tarafından tehdit edilerek ‘Ya cemiyet kapanır ya da işinize son verilir..’ denildiğinden cemiyet mecburi olarak kapanmıştır. Aynı tehlike bizim için de vardır. Yani işini kaybetmek zorunda kalabilirsin. İş arslanın ağzında, istersen bize katılmayabilirsin.

-Boş ver abi, dedim. Sizlerin bunca yıl hizmetiniz, kıdeminiz var, hepiniz ev bark, çoluk çocuk sahibisiniz, siz bu koşullar altında kendinizi ve ailelerinizi toplumumuz için tehlikeye atıyorsunuz da, ben daha dün mezun oldum, korkacak bir şeyim yok. Armatörler gemi alıyor, aldığım maaşın üç, dört katını veriyorlar. Abi, derneğin kuruluşu ile ilgili yapılacak iş var mı siz bana onu söyleyin, dedim.

Sarıldı kucakladı beni.

-Yapılacak çok iş var Refik, şu yönetmeliği yeniden yazacağız, bak gene söylüyorum işini kaybedebilirsin, benden söylemesi.” derken hala endişeli görünüyordu.

-Neler daktilo edilecekti, verin bu gece sabaha kadar bitireyim.

Refik Akdoğan 48 gv.



Kaptan Namık Asena’nın “Evvelki yıl - Türk Ticaret Kaptan ve MakinistleriCemiyeti üyeleri idare tarafından tehdit edilerek “Ya cemiyet kapanır ya da işinize son verilir..” denildiğinden cemiyet mecburi olarak kapanmıştır.” dediği cemiyetin bir belgesi Tarihçi Taha Toros koleksiyonunda yeralmıştır. Bu koleksiyon Maltepe’deki İstanbul Şehir Üniversitesi kütüphanesine hibe edilmiş ve bu belgeler tasnif sonrasında digital olarak yayınlanmıştır. Taha Toros Bey, belge niteliğinde olan hemen her konudaki evrakı arşivlemiştir. Allah rahmet eylesin!



Hayatlarını, ailelerini, mesleki kariyerlerini bir kenara bırakarak baskılara boyun eğmeden Denizcilik Camiasının geleceğine hizmet eden yukarıda ismi geçen her bir abimizin gösterdiği cesaretin farkında olmalı, bugün elimizde olan değerlerin hiçte kolay elde edilmediğinin bilincinde olmalı ve hep beraber sahip çıkmalıyız.


" Tarihini Bilmeyen Milletler Yok Olmaya Mahkumdur. "

Mustafa Kemal ATATÜRK



*Yazıda çeşitli kaymaklardan alıntı yapılmıştır.



 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Bize Ulaşın

YDO RUHU

Bu sayfada görmek istediklerinizi,

Fikirlerinizi Bizimle Paylaşın   

YDO okul brövesi

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

bottom of page