Taş, Kağıt, Makas
- Alper Akpeçe

- 17 Şub 2025
- 5 dakikada okunur
Yaşadığımız günlerde sıkça duyduğumuz 2030 hedefleri konusunda 'Nedir bu hedefler?' sorusuna yanıtın tek olmadığı, daha doğrusu hedeflerin tek bir yönde olmadığını anlatmak üzere bu makaleyi kaleme aldım.

Durumu anlamak için, yaşadığımız bugünlerde öne çıkan bazı isimlerden, bu isimlerin görüşlerinden ve ideolojilerinden bahsetmek istiyorum.
Bu günlerden adından sıkça söz ettiren Curtis Yarvin, 1973 doğumlu Amerikalı bir yazılım mühendisi ve blog yazarıdır. "Mencius Moldbug" takma adıyla tanınan Yarvin, "Dark Enlightenment" veya "neo-reactionary" hareketinin kurucularındandır. Bu hareket, eşitlikçilik ve demokrasiyi reddeden, monarşiyi ve diğer geleneksel yönetim biçimlerini savunan bir felsefedir. Yarvin, 2007-2014 yılları arasında "Unqualified Reservations" adlı blogunda, Amerikan demokrasisinin başarısız bir deney olduğunu ve bunun yerine şirketlerin yönetim yapısına benzer, hesap verebilir bir monarşiyle değiştirilmesi gerektiğini savundu. 2020 yılında "Gray Mirror" adlı bültenini başlatarak görüşlerini paylaşmaya devam etti.
Yarvin'in düşünceleri, özellikle Silikon Vadisi'ndeki bazı yatırımcılar ve Cumhuriyetçi politikacılar arasında etkili olmuştur. Örneğin, girişim sermayedarı Peter Thiel ve ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Yarvin'in fikirlerinden etkilendiklerini belirtmişlerdir.
Yarvin'in ideolojisi, demokrasiyi eleştirerek otoriter yönetim biçimlerini ve monarşiyi savunur. Ayrıca, "Katedral" olarak adlandırdığı, üniversiteler ve ana akım medyanın halkın görüşlerini yönlendirdiği ve bu yapıların toplum düzenini bozduğunu iddia eder. Yarvin, toplumun "sert bir sıfırlama" veya "yeniden başlatma"ya ihtiyaç duyduğunu ve kademeli siyasi reformların yetersiz olduğunu öne sürer.
Ancak, Yarvin'in görüşleri ırkçılık ve kölelik gibi konularda tartışmalı ve eleştirel bulunmuştur. Örneğin, bazı ırkların köleliğe daha yatkın olduğunu iddia etmiş ve beyazların siyahlardan daha yüksek IQ'ya sahip olduğunu öne sürmüştür. Bu tür görüşleri nedeniyle geniş çapta eleştirilmiştir.
Sonuç olarak, Curtis Yarvin, demokrasiye karşı eleştirileri ve monarşi yanlısı görüşleriyle tanınan, tartışmalı bir figürlerden sadece birisidir. Lütfen, " Bu görüş bize hiç yabancı gelmiyor " şeklinde bir ön yargıya kapılmadan makaleyi sonuna kadar okuyun.
Curtis Yarvin'in ideolojik bakış açısıyla paralel veya bu perspektiften etkilenen önemli figür bulunmaktadır:
Nick Land: İngiliz filozof Nick Land, "Karanlık Aydınlanma" (Dark Enlightenment) hareketinin önde gelen isimlerindendir. Yarvin'in fikirlerini genişleterek, anti-demokratik ve anti-egaliteryan bir felsefe geliştirmiştir.
Peter Thiel: PayPal'ın kurucularından olan girişimci ve yatırımcı Peter Thiel, Yarvin'in görüşlerinden etkilenmiştir. Thiel, demokrasinin etkinliğini sorgulayarak, teknolojik elitlerin yönetimini savunan bir perspektife sahiptir.
Steve Bannon: Amerikalı siyasi stratejist ve eski Beyaz Saray baş stratejisti Steve Bannon, Yarvin'in çalışmalarını okumuş ve takdir etmiştir. Bannon, geleneksel siyasi yapıları eleştirerek, alternatif yönetim modellerine ilgi göstermiştir.
JD Vance: Amerikalı yazar ve siyasetçi JD Vance, Yarvin'in fikirlerinden etkilendiğini belirtmiştir. Vance, bürokrasinin azaltılması ve yönetim yapılarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini savunmaktadır.
Patrick Deneen: Amerikalı siyaset teorisyeni Patrick Deneen, liberalizmin başarısız olduğunu iddia ederek, post-liberal bir Amerika vizyonunu desteklemektedir. Deneen'in görüşleri, Yarvin'in demokrasi eleştirileriyle örtüşmektedir.
Christopher Caldwell: Amerikalı yazar ve gazeteci Christopher Caldwell, mevcut sivil haklar yasalarının eleştirisini yaparak, etnik çoğunlukçuluk kavramını desteklemektedir. Caldwell'in çalışmaları, Yarvin'in demokratik sisteme yönelik eleştirileriyle paralellik göstermektedir.
Bu figürler, demokratik değerlere eleştirel yaklaşarak, alternatif yönetim modelleri ve elitist yaklaşımlar önermektedirler.
Elon Musk ve Donald Trump'ın Curtis Yarvin'in "Karanlık Aydınlanma" (Dark Enlightenment) ideolojisine tamamen yakın olduğunu söylemek zor, ancak bazı söylem ve eylemleri bu ideolojinin unsurlarıyla örtüşebiliyor:
Donald Trump
Popülist ve Elitizm Karşıtı Söylem: Trump, seçim sürecinde ve başkanlığı sırasında, "Bataklığı Kurutun" (Drain the Swamp) sloganıyla, federal bürokrasiyi ve geleneksel siyasi yapıları eleştirdi. Bu, Yarvin'in bürokrasiye karşı duruşuyla örtüşüyor.
Medya ve Akademiye Eleştiri: Trump, ana akım medya ve akademiyi sürekli eleştirerek, Yarvin'in "Katedral" olarak adlandırdığı ve elitlerin halkı kontrol ettiğini savunduğu yapıya benzer bir söylem kullandı.
Güçlü Liderlik Vurgusu: Trump'ın, güçlü ve karizmatik bir liderin, karmaşık demokratik süreçlerden daha etkili olacağını ima eden bazı politikaları ve açıklamaları, neo-tepkici (neo-reactionary) görüşlerle benzerlikler taşıyor.
Elon Musk
Meritokrasi ve Teknokrasi Eğilimi: Musk, sık sık bürokrasiye ve devlet müdahalesine karşı çıkıyor. Özellikle büyük hükümet yapılarını eleştirmesi ve "yetkin bireylerin" yönetimde daha fazla söz sahibi olması gerektiğini savunması, neo-teknokratik ve elitist yönetim anlayışına yakın bulunabiliyor.
Sosyal Medya Özgürlüğü: Twitter'ı (şimdiki X) satın aldıktan sonra, ifade özgürlüğünü artırma vaadi, ana akım medyaya ve merkeziyetçi yapıların "hakikat üzerindeki tekelini" sorgulamasıyla Yarvin'in "Katedral" eleştirilerini hatırlatıyor.
Demokratik Yapılara Eleştirel Bakış: Musk, demokrasinin yavaş ilerleyen ve verimsiz bir sistem olabileceğini ima eden açıklamalar yaptı. Ancak, tam anlamıyla anti-demokratik ya da monarşist bir bakış açısını açıkça savunmuş değil.
Her iki figür de Curtis Yarvin kadar sistematik bir şekilde anti-demokratik veya monarşist fikirler sunmuyor. Ayrıca, Musk ve Trump'ın motivasyonları daha pragmatik ve kişisel güç odaklı iken, Yarvin'in ideolojisi daha teorik ve uzun vadeli bir yönetim değişikliği hedefliyor.
Musk ve Trump, bazı söylemleri ve eylemleriyle bu ideolojilere yakın bulunsa da, tam anlamıyla "Karanlık Aydınlanma" hareketinin temsilcileri olduklarını söylemek doğru olmayabilir. Ancak, Yarvin gibi düşünürlerin fikirleri, bu figürlerin destekçileri ve çevreleri üzerinde etkili olabiliyor. Özellikle Silikon Vadisi'nde Peter Thiel gibi isimlerin, hem Musk hem de Trump'a yakınlığı, bu fikirlerin dolaylı etkisini artırıyor.
Peki şu anda dünya’ya yön veren Amerika birleşik Devletlerinde neler oluyor?
Tekno-feodalizm hedefinde Askeriyede, Savunma ve Yönetim kademelerinde kullanılması ile fark yaratılacağına inanılan "AI (Yapay Zeka) Teknolojisi" nin merkeziyetleştirilmesi, tekel altına alınarak kontrol edilmesi fikrinden yola çıkılarak 500 Milyar Dolar gibi devasa bir bütçe ayrılmışken, “Deep Seek” hamlesi Çin’den geldi. Asıl olan "deep-seek AI" ın maliyetinin düşük olmasından ziyade, açık kaynak kodu ile her isteyenin kullanacağı ve alıp geliştireceği bir model olmasıdır.
Dünya şu anda 3 kutupta fakat kimin kiminle mücadele ettiği çok da belli olmayan, ideolojilerden çok çıkarların öne çıktığı karmaşık bir dönemden geçiliyor. Hemen hepsinin diktatörlük yapısına yakın olduğu bu gruplar ;
Taşçılar ; Curtis Yarvin ideolojisine yakın Monarşik bir yapıda, devletlerin şirket gibi yönetilerek bürokrasiden kurtulunmasını hedeflerken, dijitalleşme ile BTC ana merkeze koyan yeni bir para düzeni ve AI teknolojisini tekelleştirmeyi hedeflemekte. Asıl olan Blockchain teknolojisini kullanmaya kararlı bu yapı, sonsuz alternatifler sunan şeffaf merkeziyetsiz ağda kurduğu merkezi yapılarla ağı yönetmek istemekte.
Kağıtçılar ; Londra’da para merkezi ve Bankacılık sistemini ellerinde tutan, krediler ile ülkelerin yönetim ve kararları üzerinde etkili olanlardır. CDBC (Central Digital Bank Curency) ile dijitalleşmeyi, Karbon ayak izi ve iklim krizini savunan bu kesim, paranın harcama kontrolünü ele geçiren bir dijitalleşmeyi hedeflemekte. Bu taraf, 70’lerde Altın karşılığını terk ederek, kredi genişlemeleri ile Bankacılık sistemini bugünlere getirdi. CDBC’nin yolunun tıkanmasına karşı B Planı olan IMF Digital Parası için Lagard tarafında 2019 yılında yapılan açıklamara dönülerek Avrupa ve Londra’nın yol alması bekleniyor.
Makasçılar ; Kominist diktatörlük ile liderin ölümüne kadar hanedanlığa eş güdüm şekilde yönetimi tek merkezde toplayan ve Altına dayalı bir para sistemi üzerinde ısrar eden bir yapı. Çin “Deep Seek” atağı ile Taşçıların yüksek sermaye ile tekellerine almak istedikleri AI teknolojisine alternatif olabilecek, üstelik herkese açık program ile hamlesini yaptı.
Şu anda Taş, Kağıt, Makas oyununa dönen kutuplaşma döneminde sular durulmadan hangi yatırım enstrumanına yönelinmesi daha doğru veya devlet idarelerinde iktidar rüzgarlarının ne yönden eseceğini belirlemek mümkün görülmüyor. Bu dönemde kendimiz ve gelecek nesiller için, yapılması gerekenin rüzgarın yönünü doğru tespit etmek, mümkün olduğunca topluluk olarak daha fazla dayanışma ve paylaşımda bulunmaya ihtiyacımız olacaktır.



Yorumlar