top of page

CAMBAZ MEHMET

Millî Mücadele tarihimizin adı sanı pek duyulmayan en önemli kahramanlarından biri olan Cambaz Mehmet Bey’in hayatındaki en ilgi çekici özellik, belki de, sıradan insanların ülkelerin kaderinde oynayabilecekleri üstün rolü göstermesidir.Mühim olan, hiçbir kurala uymayan insanları bir davaya inandırmak ve onlarla yol yürümektir.

Cambazlığı, zeki oluşu, her koşulda iş bitiriciliği, hırlısından hırsızına İstanbul’da binlerce insanı millî mücadele için teşkilatlandırdığı içindir. Şeytana külahı ters giydirdiği söylenirdi. Hızlı koşar, iyi silah atardı. Külhanbeyleri bile ona saygı duyar, mertliği karşısında severek isteyerek boyun eğerlerdi.


Mustafa Kemal İstanbul’da gizli bir örgütlenme istiyordu. Gerekli istihbarat bilgilerini toparlayıp Anadolu’ya iletecek ve resmî olmayan yollardan silah ve mühimmat kaçırarak yine Anadolu’ya ulaştıracak güvenebileceği bir babayiğide ihtiyacı vardı.O isim Cambaz Mehmet’ten başkası değildi.Cambaz Mehmet'i çağırdı. "Sen kuracaksın" dedi. Şişli’deki evinde ona “Göreyim seni Cambaz Mehmet Bey” dedi...

Mim Mim grubu kuruldu. Eski tulumbacıydı. Kabadayıydı. Gözükaraydı. Çanakkale'den beri Mustafa Kemal'in askeriydi. İstanbul'da sustalı, tabancalı 3.000 elemanı vardı. Sandalcı, hamal, esnaf... Sokakta müthiş bir istihbarat ağı kurdu. Yaprak kımıldasa haberi oluyordu. Gizli evleri, gizli depoları, gizli buluşma noktaları vardı. Anadolu'ya bilgi, insan, silah, cephane kaçırıyorlardı.


Millî mücadele başladı. Millî mücadelenin Anadolu'da savaşan Kuvayi Milliyesi varsa, bir Kuvayi Milliye de İstanbul'da vardı. Cambaz Mehmet ve Mim Mim grubu, Karakol Cemiyeti ile birlikte Ankara'daki Hamza grubu ile irtibat halinde millî mücadelenin istihbarat ve casusluk organizasyonunu yapıyordu. Düşman silah ve mühimmat depoları basılıyor, kurtarılan silah ve mühimmatlar tekneler ile Anadolu'ya kaçırılıyor, aynı zamanda İstanbul'daki subay ve askerler, bu örgütler vasıtasıyla Anadolu'ya geçerek millî mücadeleye katılıyordu.


Cambaz Mehmet çok çılgındı demiştik. Gözü kara biriydi. Sakarya Zaferi kazanıldıktan sonra, Mustafa Kemal Paşa'ya gazi ve mareşal ünvanları verildi. Cambaz sevinçten yerinde duramadı. Derhal Anadolu'ya geçip Gazi Paşa'ya bir hediye vermek istedi. Ama bu hediye öyle bir hediye olmalıydı ki herkes bu hediyeyi konuşmalıydı.

Bir gün Cambaz Mehmet, Kabataş'tan bir otomobil çaldı. Çaldığı bu otomobili, Karaköy rıhtımında bir istimbota yüklediler ve Marmara'ya açıldılar.


Cambaz Mehmet, İngiliz işgal kuvvetleri komutanının makam otomobilini çalmıştı. Karamürsel'de karaya çıktılar, otomobilin önündeki İngiliz bayrağı yerine Türk bayrağı koydular ve bizzat Cambaz'ın kullandığı bu otomobili Konya, Akşehir'e getirdiler. Topkapılı Cambaz Mehmet otomobili Mareşal Fevzi Çakmak'a teslim etti ve daha sonra araç Mustafa Kemal Paşa'ya tahsis edildi: "Paşam, General Harrington'un arabasıdır, artık sizindir."


İşin gerçeği, Harrington da bu olayı duymuştu. Ama böyle bir olaya cesaret ettiklerinden dolayı Cambaz ve arkadaşlarına müdahale etmemiş, onları yolda yakalamaya çalışmamıştı. Bu da düşman komutanının dahi millî mücadeleye duyduğu saygının göstergesidir.


Erkan‐ı Harbiye‐i Umumiye Riyaseti tarafından kurdurtulan Mim Mim Grubu’nun Ankara’daki temsilcisi Kaymakam Hüsamettin Ertürk iken İstanbul’daki fiili liderinin de Cambaz Mehmet Bey olduğu anlaşılmaktadır. Hatıra yazarlarından birçoğu asker ve sivil üst düzey önemli ve rütbeli kişilerden oluşmasına rağmen, Mim Mim Grubu’nun idarecisi olduğu anlaşılan Mehmet Bey; askerî veya sivil resmî bir memuriyeti olmadığı halde bu kişilerin liderliğini yapmış, daha sonra da hayatının sonuna kadar perde arkasında devlet hizmetinde çalışmıştır.


Genel olarak hatıralar değerlendirildiğinde, Mehmet Bey’in zeki, çalışkan, cesur, teşkilatçı, muhitinde sevilen bir kişi olduğu görülmektedir. Halkın içinden gelen bir kimse olarak en umutsuz zamanlarda çevresine verdiği güven, grup içerisinde birçok asker ve sivil tahsil seviyesi yüksek insanlar olmasına rağmen,Cambaz Mehmet Bey’i Mim Mim Grubu içerisinde önemli bir konuma getirmiştir. Muhaliflerinin tahsil seviyesinin düşüklüğüne yapmış oldukları atıf,Cambaz Mehmet Bey’in şahsi meziyetleri nedeniyle grup içerisinde dikkate alınmamıştır.

Mim Mim Grubu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin resmen tanıdığı bir istihbarat grubudur. Asıl adı Müsellâh Müdâfaa-i Milliye'dir ve baş harfleri olan "M. M."nin Osmanlıca alfabedeki okunuşu olan "Mim Mim" kısaltmasıyla tanınmıştır.


1923 yılında İleri Gazetesi'ne verdiği demeçte: “Biz, umum amele hakimiyet-i milliye’nin candan taraftarı saltanat-ı ferdiyenin biaman düşmanıyız. Biz hiçbir vakit millî müessesemiz olan müdafaa-i hukuk’un gösterdiği vahdet yolundan ayrılmayı düşünmedik ve aramızda hiçbir ferd hiçbir vakit zuhur etmeyecektir. Vatan meselesi hususunda amele arasında son derecede vahdet vardır. Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri umum milletin rehberidir. Biz daima muhterem müncimizi takip edeceğiz” demiştir.


Halk adamı Cambaz Mehmet Millî Mücadele yıllarında ilkin Harbiye Nezareti'nden terhis olunan erlerin adreslerini temin etti, ordudan alınan silahların nerede depolandığını öğrendi ve bu bilgilerin tamamını Millî Mücadele hareketine gönderdi. İstanbul'un neredeyse tüm hırsız ve yankesicilerini topladı, görevlendirdi. Ardından depolardan silah çalma ve Anadolu'ya kaçırma işini organize etti. Öyle ki, özellikle Taksim, Maçka ve Rami kışlalarından çalınan silah, mühimmat ve cephane on binlerce tondan oluşuyordu. Hepsini deniz ya da kara yoluyla Anadolu'ya ulaştırdı Cambaz Mehmet.


Kendini belli etmeden İngiliz casuslarıyla da çalıştı. Sait Molla'nın evinden çalınan evrak, Anadolu'daki ayak oyunlarının önünü kesti. Bu sayede Anadolu'daki İngiliz ajanları deşifre oldu, saf dışı bırakıldı. Hilafet Ordusu'nun harekât planının ele geçirilmesi ve Ankara'ya gönderilmesinde yine onun parmağı vardı. İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harington'un arabasının çalınıp Mustafa Kemal Paşa'ya gönderilmesini de bizzat Cambaz Mehmet Bey tertip etti. Hatta ünlü istihbaratçı ve işkenceci İngiliz subayı Yüzbaşı Bennett'in arabasının Maslak yolunda taranması ve ardından Bennett'in yaralanıp İngiltere'ye dönmesi işinin arkasında da Cambazın olduğu söylendi. (Manastırlı Deli Ömer, anılarında Bennett'i nasıl taradıklarını anlatmıştır. Bennett bu hadiseyi doğrulamamıştır.) Şu bir gerçek ki, Cambaz hiç durmadı, hep çalıştı. Millî Mücadele sonlandıktan sonra bile üstün hizmetlerine devam etti. O her şeyden önce iyi bir istihbaratçıydı ve Mustafa Kemal Paşa'nın takdirini kazanmıştı.


23 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması’nın imzalanması ve 21 Ağustos’ta TBMM tarafından onaylanmasıyla birlikte İstanbul’daki gizli gruplar lâğvedildi. Mim Mim Grubu da faaliyetlerine son verdi. Bunun üzerine Cambaz Mehmet Bey görevinden istifa etti. Fakat bu da onu durdurmadı. O bir görev adamıydı. Ondan yardım istendi, zira Cambaz sivildi ve yıllardır İstanbul’un nabzını tutuyordu. Millî Mücadele’ye destek veren ve vermeyen askerî ya da sivil kesimin hakkaniyetle birbirinden ayrılması gerekiyordu. Bununla ilgili bir kanun çıkartılmıştı. Cambaz Mehmet bu konuda en doğru çalışmayı yapan isimlerin başında geliyordu.


Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti tarafından 10 Mart 1922 tarihinde Takdirname ile ödüllendirilen Cambaz Mehmet Bey’e TBMM, aylık bin 500 lira maaş bağlanmasını kararlaştırdı. Fakat Mehmet Bey, “Ben bir şey yapmadım. Vatanım için, Mustafa Kemal Paşam için üzerime düşen görevi yerine getirmeye çalıştım. Hizmetleri gerçekleştiren arkadaşlardır” diyerek bu maaşı Hilal-i Ahmer (Kızılay) Cemiyeti’ne bağışladı. TBMM’nin 15 Şubat 1926 tarihli kararıyla beyaz şeritli İstiklal Madalyası’na layık görülen Cambaz Mehmet Bey, ölümüne kadar hep siyasetin içinde oldu. Fakat bazı kaynaklar Mustafa Kemal Paşa tarafından teklif edilen İstanbul milletvekilliğini “Bendenizi yakından tanırsınız. Koşum tutmaz bir insanım. Müsaade buyurun serbest kalayım” diyerek kabul etmediğini yazar. İstiklal Harbimizde gizli kalan istihbaratçı kahramanları Jandarma Yüzbaşı Gâvur Mümin, Cambaz Mehmet ve Ekrem Baydar başta olmak üzere isimsiz tüm kahramanlarımız her türlü övgüye layıktır. Büyük Taarruz aynı zamanda dünyanın en iyi gizlenmiş, başta dünyanın en iyi istihbarat örgütüne sahip olduğu iddia edilen İngiliz ve yandaşları olan diğer istihbarat örgütlerine karşı kazanılmış bir istihbarat zaferidir.


Herkes hep Atamızın yanında profesyonel askerlik mesleğini seçen, hayatını vatanına ulusuna adayan insanları bilir ve onlardan bahseder. Askerlik terbiyesi ile yetişip büyüyen insanlar hep bir disiplin içindedirler, hatta hayatlarını da buna göre programlamışlardır. Fakat savaş kuralları çok farklıdır, hele bunun adı topyekûn bir savaşsa, halkın her türlü desteği gereklidir!


Atatürk iyi bir teşkilatçı olduğunu Trablusgarp, Şam ve Çanakkale’de zaten göstermişti. Mühim olan emrindeki askerî disiplin almış gurubu idare etmekten çok, hiçbir kurala uymayan insanları bir davaya inandırmak ve onlarla yol yürümektir. Bunlara örnek Cambaz Mehmet Bey ve daha binlercesidir. Bu ülkenin Cambaz Mehmetleri bitmez.



KAYNAKÇA


Selahattin Salışık, Kurtuluş Savaşı’nın Gizli Örgütü; M.M. Grubu, 2. Basım, Kaynak Yayınları, 1999.


Asaf Özkan, “Arkadaşlarının Kaleminden Mim Mim Grubu Reisi Topkapılı Mehmet Bey”, Tarihin Peşinde, Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, Yıl: 2013, Sayı: 10, Sayfa: 29-62.


Mesut Aydın, Millî Mücadele Dönemi’nde TBMM Hükümeti Tarafından İstanbul’da Kurulan Gizli Gruplar ve Faaliyetleri, Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 1992, s. 78-80.

 
 
 

1 Yorum

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
KIVANÇ ERGÖNÜL
KIVANÇ ERGÖNÜL
04 Ağu 2024

İşgal altında olan İstanbul’da belki de en doğru istihbaratı o alırdı ve Anadolu’ya silah ve mühimmat kaçırılacağı zaman yine onun ekibi canı pahasına bunu yapardı. Mustafa Kemal Atatürk'e gönülden bağlı, onun için ölüme gözü kara koşacak bir isimdi.


https://www.youtube.com/watch?v=b4P9SpHGPiA

Beğen

Bize Ulaşın

YDO RUHU

Bu sayfada görmek istediklerinizi,

Fikirlerinizi Bizimle Paylaşın   

YDO okul brövesi

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

bottom of page