Saraylı Hanım Yalısı
- KIVANÇ ERGÖNÜL
- 3 gün önce
- 3 dakikada okunur
Ethem Pertev Yalısı, diğer adıyla Saraylı Hanım Yalısı veya Süslü Yalı, İstanbul Boğazı’nın Kanlıca semtinde yer alan tarihi bir yapıdır. Yalının 1857-1860 yılları arasında inşa edildiği düşünülmektedir; mimarı ise bilinmemektedir. Yalıyı inşa ettiren kişi hakkında iki farklı görüş vardır: Sultan Abdülmecid’in yalıyı yaptırıp ikballerinden biri olan Fatma Hanım’a hediye ettiği ya da Fatma Hanım’ın kendi imkânlarıyla yaptırdığı. Bu nedenle yalıya “Saraylı Hanım Yalısı” denilmiştir.

Sultan Abdülmecid’in 26 Haziran 1861 tarihinde vefatıyla birlikte Fatma Hanım, saraya çocuk verenlerden biri olmadığından dolayı artık Saray’a dönemez ve yıllarca bu yalıda yaşar. 1905 yılında yalının masraflarını karşılayamaz hale gelince para kazanabilmek amacıyla yalısını kiraya vermeye karar verir.
Ethem Pertev Bey balıkçılığa çok düşkün olduğundan sık sık sandalla balığa çıkar. Yine bir gün Boğaz’ın serin sularına açıldığında Fatma Hanım’ın kiraya çıkardığı bu yalıyı görür. Lebiderya yalıların en sempatik özelliklerinden biri olan “aç pencereni, salla oltanı” fikri tam da burada karşılık bulur. Yalı tam hayal ettiği gibidir ve hiç tereddüt etmeden kiracı olarak yerleşir.
Ethem Pertev Bey elindeki toplu iğneyi kanca şekline getirip misina bağladıktan sonra, salonunun Boğaz’a bakan penceresinden oltasını sarkıtır. Çok kısa bir süre sonra oltasına bir balık takılır ve balığı çeker. Bunu uğurlu bir işaret olarak görür ve kiracı olarak girdiği bu yalıyı satın almaya karar verir. Bu inançla 1908 yılında yalıyı satın alır.
1910 yılında komşu yalıyı da satın alarak arada küçük bir bahçe bırakır ve güney tarafına selamlık yaptırır; bu tek katlı küçük bina hâlâ durmaktadır. Bunu takiben hemen yanında bitişik gibi duran Ziya Bey’e ait yalıyı da 1911 yılında varislerinden satın alır, bu yapıyı yıktırarak arsayı düzenler; bir bölümünü bahçe yapar, diğer ucuna tek katlı selamlık bölümü inşa ettirir. Kazıklar üzerinde bulunan yalının harem bölümünün altı doldurulur ve üzerine süslemeli bir balkon eklenir. Böylece yalı yeni kimliğine kavuşur ve artık “Eczacı Ethem Pertev Bey Yalısı” olarak anılmaya başlanır.

Ethem Pertev Bey 1873 yılında Tırnova’da doğmuştur. 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi nedeniyle ailesi İstanbul’a göç etmiş, küçük yaşta anne ve babasını kaybetmiş ve amcası tarafından yetiştirilmiştir. Eğitimini tamamladıktan sonra 1895 yılında eczacılık diplomasını alır. O dönemde diploma yeterli olmadığından üç yıl çıraklık yapar ve mesleğe atılır. Aksaray’da açtığı eczane ile dönemin az sayıdaki Türk eczacılarından biri olur.
Pertev Şurubu’nu eczanesinde hazırlayan Ethem Pertev, 1924 yılında Pertev Müstahzarat Laboratuvarı’nı kurarak ilaç ve kozmetik üretimini büyütür. “Krem Pertev” başta olmak üzere ürünleri yalnızca Osmanlı’da değil Avrupa’da da tanınır. Diş macunu, diş tozu ve briyantin gibi ürünler de üretir. Meslek hayatında önemli görevler üstlenir, Türkiye Eczacıları Cemiyeti başkanlığı yapar ve Kızılay’ın kurucuları arasında yer alır.
Ethem Pertev Bey’in adını taşıyan bu yalı, aradan yıllar geçse de unutulmayan acı bir olayla hatırlanır. Boğaziçi’nin karanlık suları, Ethem Pertev Bey’in çok sevdiği bir evladını alır; onunla birlikte yaşama sevincini ve geleceğe dair hayallerini de götürür.
İstanbul Boğazı’ndan geçen devasa yük gemileri büyük dalgalar oluşturur, bu dalgalar narin ahşap yalıları zangır zangır titretir. Yalının altındaki kayıkhane de bu dalgalardan doğrudan etkilenir. Ethem Pertev Bey’in küçük oğlu Fehmi, bu dalgaların kayıkhanede ne hale yol açtığını merak eder.
1913 yılında sıcak bir yaz günü, Ethem Pertev Bey yalıda eczacı arkadaşlarıyla sohbet ederken, öğle yemeğinden sonra dondurma sırasında Fehmi’nin ortada olmadığı fark edilir. Misafirlerden Cibali Eczanesi sahibi Necati Bey, çocuğun dalgalardan söz ettiğini hatırlayınca kayıkhaneye koşarlar. Ethem Pertev Bey, kayıkhanenin girişinde bir demire sıkışmış halde, çok sevdiği oğlu Fehmi’nin cansız bedeniyle karşılaşır.
Bu acı olaydan sonra Ethem Pertev Bey yalıyı terk eder, Erenköy’e taşınır ve eczanesini kayınbiraderine devreder. 1927 yılında, 56 yaşında vefat eder.
Ethem Pertev Bey’in vefatından sonra eşi ve çocukları yalıya dönmek istemez ve yalıyı 1932 yılında satarlar. Yalı uzun yıllar farklı aileler tarafından kullanılır. Pertev ailesi eczacılık faaliyetlerini bir süre daha sürdürse de zamanla işletme el değiştirir ve müstahzarat üretimi eski gücünü kaybeder.
Yalı 2000 yılında Nina Lydia Joukowsky tarafından satın alınır ve restore edilir. İç dekorasyonu Mica Ertegün tarafından yapılır. 2011 yılında yalı kiraya verilir.

2015 yılında Karadeniz’den Marmara’ya geçmek üzere İstanbul Boğazı’na giren Sierra Leone bayraklı 3.905 grostonluk bir kuru yük gemisi, dümen arızası nedeniyle yalıya çarpar. Kazada yalının ikinci katında büyük hasar meydana gelir. Olay sırasında içeride bulunanlar büyük korku yaşasa da kimseye bir şey olmaz.
Açılan dava sonucunda hasarın 250 bin dolar ile 1 milyon dolar arasında olduğu belirlenir ve mahkeme yaklaşık 700 bin dolarlık hasara hükmeder. Gemi üzerine haciz konulur. Ancak yalının sahibi bu miktarı yetersiz bularak daha yüksek bir tazminat talebinde bulunur.
Kaza sırasında yalıda kiracı olarak oturan aile, yaşanan olay sonrası yalıyı boşaltır.

Yalı, arabesk ve art-nouveau üsluplarının bir karışımı olarak tasarlanmıştır. İki katlı ahşap yapının çatısında cihannüması, altında ise kayıkhaneleri bulunur. Zaman içinde bazı değişiklikler yapılmış olsa da genel karakteri korunmuştur.
2015’te yaşanan kazadan sonra onarılan yalı, bugün hâlâ Boğaz kıyısında tüm zarafetiyle ayakta durmakta; denizle, dalgayla ve gemilerle iç içe geçmiş hikâyesini sürdürmeye devam etmektedir.





Yorumlar