CEMRE-1 TUZ YUKU VE ATLANTIK’DE KAYBOLMAMIZ..
- Alper Akpeçe

- 24 Haz 2024
- 3 dakikada okunur
Hakan KARAKAYA, 80'Gv

Sene 1983 Şubat, Amerika'da kış çok sert geçiyor, yollar kardan kapanmış, Atlantikte fırtınasız gün yok. Cemre-1’de 4. Kpt.’im Güney Ispanya (torrevieja ) Tuz fabrikası iskelesine yanaştık. Baltimore’a götürmek üzere
25.000 ton tuz yükledik. Amerika da Tuzu acilen otobanlara dökecekler. Ispanyollar Tuz kaymasın diye ambar kenarlarına hortumlar çektiler , yükleme süresince ambarlara kimyasal madde püskürttüler, Tuzu bağlasın, kaymasın, üzerindede bir tabaka oluştursun diye, fabrikanın geçmiş tecrübesine göre , Önlem alınmadan yüklenen birçok gemi tuz kaymasından Açık denizde kaybedildikten sonra bu önlemleri almışlar.
Kaptan Rahmetli Votka Kamil, 2. Kpt. Irfan Isguden(Gv77) , 3. Kpt Ridvan Alan(gv79) B. Muh Ramazan Colak (Mk75) , 2. Muh Arif Budak(Mk 78) 3. 4. Zikri ve Necmi Erkan kardeşler(Mk78-80) .. B. Muh. Ramazan abi devamlı bana takılıyor, aramızdaki Muhabbeti ilk Basta çözemediler.
Ramazan abi ile Daha önce Hayri Baran’in Liberya Bayraklı gemisinde (Norse River) 6 ay beraber sefer atmısız (2. Muh- 4.Kpt.) Rotterdam’ dan , ben 11 ay uzerine Ramazan abi ile gemiden ayrılırken, Ramazan “abi eşyamız çok Havayolu bagaj cezamız çok olur, Karayolu ile gidelim” dedi ve Kaptan Amca Necmi den ikimizin dönüş uçak bilet parasını istedi, aldığımız para ile Turk mahallesinde tamircilerden Ikinci el Pejo 504 araba satın aldık gemiye getirdik. Eşyamız çok , Arabayı yükledik , Arka koltuk, bagaj birde üste Port bagaj full , Tatile gelen Almancılar gibiyiz, Irfan Bulut (Mk78) abi arkamızdan su döküp bizi kapıkuleye uğurladı.(Rotterdam- Kapıkule ayrı bir macera)
Neyse konumuza dönelim….Gibraltar dan çıktık Azor’lara yükseliyoruz hava bizi bir kaptı, Yok böyle bir şey, her gün hava 8-9 , 13 günde Atlantiki geçtik ama gemide kırılmadık tabak, çanak, televizyon kalmadı, gemi Stiff , Atlantikte Güneye kaçıyoruz ancak hava ayni şiddette devam ediyor. Hava yayıldıkça kaçacak yer kalmadı, 1983 gemi şartları , Gps falan hiçbir şey yok.
Bir ara Ana makine stop etti, Ramazan abi ve ekibi çabucak Makinayı devreye aldılar, Ancak Gemi Ana Makina çalşana kadar Dümen dinlemeyince, başıboş kalan gemi çok ağır yalpalara düşmeye basladı. İcimden dua ediyorum, insallah Tuz kaymaz, Ispanyolların kimyasalı işe yarar. Gozüm Klinometre de 42’ de işaretini attı..
Gemide yemek çıkmıyor, vardiya’dan iniyorum kendimi yatağa bağlıyorum, biraz uykumu alayım ve yere düşmeyeyim diye.. Bir ara Telsiz Zb. geldi “Antenler uçtu, Radyo telefon dahil hiçbir şey çalışmıyor, Dünya ile irtibatimiz kesildi” dedi. Yedek anteni çekip , telsiz devreye alınana kadar 3-4 gün geçti, bu arada Şirket bizi battı zannetmiş…
Işin komik yanı, Havalar 5-6 olunca yol verdik, ama neredeyiz pozisyonumuz neresi bilmiyoruz. Kaptan “270’e gidelim, her halükarda Amerika’da bir yere varacağız” dedi, ancak Amerikaya yaklaşınca Tipi fırtınası tekrar bizi kucakladı, Arada bir korkarak Radar calıştırıyoruz, Ekosunu gördüğümüz bir gemi yakalarsak, VHF ile arayıp Koordinatları istiyoruz, ancak ondanda şüpheliyiz.
Votka Kamil , Yolcu gemileri orijinli olduğu için, “benim ne işime bu kış günü Atlantiğe çıkmak” diye söyleniyor, Votka dozajını arttırmış vaziyette.
Irfan Abi, Torna hesabi , akıntı vs tahmini bir pozisyon tayin etti ona göre gidiyoruz,
Ben elektroniğe meraklıyım, Gemide Japonlardan kalmış, kapalı duran bir Loran-C cihazı var, ilk defa görüyorum, Manuel’ini okuyup nasıl çalıştığını çözmeye çalışıyorum, ancak ayakta durmak mümkün değil, aşçının gönderdiği kuru etleri yiyerek açlığımızı bastırıyoruz… Loran’in Amerikan sahili Haritalarını buldum, Sahil istasyonlarının yerini işaretledim, eldeki Haritaların menzili Amerika sahili 100 mil açığına kadar. Aklıma geldi, Loran haritasının yanına eski haritanın arkasını çevirip bantla yapıştırdım, Loran eğrilerini açısına göre boş kağıdın üzerine taşıdım ve çizgileri uzattım.
Vardiyamda cihazı açıyorum, ayarlıyorum, Sinyaller ne zaman kesişecek diye bekliyorum. Birkaç gün sonra kesiştiler. Buradaki tahmini pozisyonu ana haritamızın üzerine taşıdım. Irfan abi’ye “ben böyle bir mevki koydum ne dersin abi” dedim. Oda inceledi, “mantıklı görünüyor” dedi ve Kaptanı çağırdı, Kaptan Irfan abiye “Baltimore giriş fener gemisine Rotayı ver, ilerle” dedi,
Biz cidden Güneye sürüklenmişiz hatırladığım Rotayı 300 civari gibi, Kuzey Batı’ya düzelttik. 1,5 gün sonra, Fener gemisi Pruvada çakmaya başladı.
Votka Kamil’de çok sevindi, Irfan abiye “bizlere aferin evlatlarım” dedi.. Kamarot ile bir şişe Viski gönderdi..
Limana varınca Amerikalılar'dan fırça yedik, “Tarihi bir Kiş yaşıyoruz, arabalar yollarda kaldı , nerde kaldınız” dediler. Biz canımızı kurtardık diye sevinirken, üstüne birde firça yiyoruz.
Damperli kamyonları bordaya dayadılar, gece gündüz aralıksız sahil kreynleri ile calıştılar, Supalan tahliye yaptılar, 3 günde gemiyi tahliye edip bitirdiler.
Irfan abiye “ben dışarı çıkıyorum, bana liman nöbeti verme” dedim, Baltimore’a daha önceleri gelmiştim, Bayan Arkadaşımı aradım , 3 gün sonra sıfırlanmış ve çektiğimiz sıkıntıları unutmuş şekilde yeni seferlere hazırdım…




Hakan kaptan, yaşadıklarınızı harika anlatmissiniz.. Lütfen devam edin..
Hakan Karakaya abimiz, kaleminden çok güzel yazılar çıkıyor.Çok tşk ederim.Ali Akpınar Gv.86
Denizcinin tüm parası helal alın teri !
Denizci, gemide olanı iskele tavasında bırakabilen kişidir.
Tüm denizcilere selam olsun.
.