İSMET (Canavar) YILDIRIM KAPTANIN ANISINA
- KIVANÇ ERGÖNÜL
- 22 Tem 2024
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 23 Tem 2024
YDO da 1963 yılı Harbiye’den gelen 16 kişiyle sınıfımız 31 mevcut oldu.
Bu nedenle, Hocamız Ruhi Sarıalp’in desteğiyle Harbiye’lilerin çalışmalarıyla İlk bando mızıka takımı kuruldu. Ben trampet takımına geçtim.
1 Temmuz 1964 te Beşiktaş’ta bir resmi geçit yaptık ki sormayın. Halk ve bütün kızlar peşimize takıldı. Heybeliada Deniz Harp Okulu kıskandı, bu ne biçim iş diye şikayet yazıları yazdılar ama işlemedi. YDO artık bir Denizcilik bandosudur diye her resmi törenlere katıldık.
Bütün enstrümanlar herkes kurcalamasın diye özel odada kilit altındaydı.
Bizim İsmet’in bir adet eşyası her sene ilkbaharda törenle okuldaki o meşhur direğe çekilirdi. Ben 3 senedir katılamadım. Rast gelmedi. İlk iki sene bando mızıkasız, 1966 son sene bando mızıkayla geçit töreni yapıldı. Birinci sene(1964) İsmetin meşhur ayakkabısı direğe çekildi. Ayakkabısı çok özeldi. Nasıl basa basa yürüyorsa, ayakkabı uçları Hint’lilerin çarığı gibi yukarı doğru kıvrılıyordu.
Büyük bir izdihamla yapılırdı bu törenler. Ben katılamadığım için çok üzülürdüm.
İkinci sene(1965) İsmet’in çalınan tahta bavulu çekildi. İsmet yetişiyor ve bağırıyor “Lütfen yukarı çekmeyin. İçinde kırılacak eşyam var” deyince bavulu indirmeye başlıyorlar. Soruyorlar, hani eşyayı çıkarıp illa çekecekler yani. İsmet “Kol düğmelerim var” deyince hoppala, “git lan” deyip direğin tepesine asıyorlar. Nöbetçi konulup ertesi güne kadar direkte sallanıyor.
Üçüncü sene(1966) ise Okul İdaresi tüm sınıfı okuldan atmak için teşebbüs ettiyse de gerçekleşmedi. Bu olay o yıllarda hep anlatıldı sanki mitolojik bir efsane gibidir.
İsmet’in meşhur donu çalınmıştı. İsmet nereye koyduğu hatırlamıyor. Arayıp duruyordu. Meşhur bir donu vardı. Büyüktü, galiba lastikleri ya yoktu yada gevşekti. Pantolonundan çıkarır kemerle sıkar, gömleğini üstüne kapatır güya çaktırmadan okulda öyle dolaşırdı. Beyaz rengi bazen griye dönerdi.
O gün ben İsmet’le, İsmet’in bir randevüsü için Beşiktaş parkına gittik. Bayağı oyalandık. İşte geçit töreni bu arada yapılıyor.
Bizim sınıf bando mızıka odasının kapısını kırıyor. Ne varsa çıkarıp kuşanıyorlar. Tattara tattara bahçede geçit yapıyorlar. Önde Ünal(Sarı) Aksöz Kpt.nın taşıdığı gönderde İsmet’in kayıp donu, bando asası Ömer(Kel) Mardin Kpt.nın elinde. Şahane Trompet çalan (ki İlham Feyman okulu bırak orkestrama gel teklifinde bulunmuştu) rahmetli Metin(borazan) Kırcadağ Kpt. liderliğinde borazan takımı arkada rahmetli Dündar(Tak tak) Erkmen Kpt., Davulda Ünal (Nokis) Celasun Kpt.(çok güçlü iri bir halterciydi) ve diğerleri gayet ciddi bir şekilde törenle her yerden göze çarpan o meşhur bayrak direğine geliyorlar. Her şeyi kuralına uygun Metin Kpt.nın trompetiyle merasim müziği eşliğinde ağır ağır İsmet’in donunu direğe çekiyorlar.
Matrağı deli gibi seven ben İsmet’le Beşiktaş’ta parkta çile çekiyorum. İnanılır gibi değil. Meğer ben İsmet’le gır gır da olsa bir birimize çapkınlık hikayeleri anlatıyoruz ya, aram iyi diye bizi ayarlayıp Beşiktaş’a postalamış bizim inek arabaları.
Okula geldik. Bizim arkadaşlar ortada yoklar. Derin bir sessizlik var. Hissettik fakat pek dikkat etmedik. Ben etüt odasında tek başıma bir şeyler bakınıyorum. Her zaman ders değilde gır gır yerimiz olan tiyatroların oynandığı etüt sınıfında bir tek ben. Enteresan yani.
Birden hışımla ve gürültüyla pat diye kapı açıldı. İsmet elinde sopa bana baktı “Sen benimleydin” dedi, kapıyı çarpıp çıktı gitti. Olayı öğrenmiş milleti arıyor. Bizimkiler ortada yok. Demek ki o yüzden bir sessizlik varmış okulda.
Efendim elebaşı diye, Ömer Kpt.nı okuldan atmacasına Disiplin’e verdiler. Ben haksızlığa gelemediğim için derste kürsüye çıktım, herkese; “Bu olayı Ömer tek başına yapmadı. Ben olmadığım halde ben de vardım diye savunma vereceğim” nutkunu çektim.
Ömer “Çeçen’e teşekkür ederim. Fakat üzülmeyin. Ben halledecek şekilde tek başıma davranacağım” dedi.
Ve bütün sınıf 31 miz birden ben de vardım diye idareye dilekçe verdik. İş büyüdü, araya Kara Ticaret Hukukçusu dersi hocamız Sayın Tufan Menteş girdi.Olayı o yönlendirdi.
Ertesi gün Savunma vermek üzere sınıfı topladık. Tufan hocamız söylüyor biz aynısını yazıyoruz. Hatırladıklarım, bir kere DON değil havlu gibi bez parçası, bayrak direğine değil SERENe çektik. Bando Mızıka odası zaten kırıktı, kapısı açılıyordu, geçit töreni gibi nizami değil öyle karmaşık şekilde gelindi, OKUDUM İMZALADIM.
Hiç birimiz atılmadık. Son sınıf stajına çıktık.
Bu sefer stajımız da yanacaktı. Gelecek hikayemde Portekizin Lexious limanındaki gazetelere geçen olayı yazacağım inşallah. Bizzat içinde bulduğum barlar sokağında bara saldırmamızı cam çerçeve kırmamızı, 6 kişimiz gözaltı olmasını, polisin havaya ateş açarak olaya son verdiğini, staj aylıklarımızla tazminat ödeyerek kurtulduğumuzu anlatacağım.
Çok ciddi hikaye olmasına rağmen çok matrak yerleri de vardır. Yıllarca Deniz Nakliyatta, Denizcilik camiasında Harbiyeliler devresi diye adımız anıldı.
Sınıfımla her zaman gurur duyarım. Çünkü hepimiz iyi kaptan olduk.
M.Erol Çeçen 67 Gv
Uz.Yol.Kpt. Kılavuz kaptan






Yorumlar