SARAYDAN KIZ KAÇIRMA
- Alper Akpeçe

- 8 Şub
- 3 dakikada okunur
Mozart yaşasaydı yeni opereti “ Saraydan karı koca kaçırma” olurdu. Enteresan, seneler evvel sahneye uyarlanmış bir oyun. Canlısını çoğul olarak yaşadık.
Bunlar şimdi Latin Amerika da yaşanırken Avrupa’ya Asya’ya sarkar mı? Sarkarsa şaşmam.
Latin Amerika demişken bu coğrafyayı kısmen görmüş, yaşananlara yakından tanık biriyim. Kanaatimce Venezüela’da yaşananlar, Amerikanın senelerce uğraşıp başaramadığı veya kısmen başardığı Güney Amerika’yı arka bahçesi yapma çabalarının neticesidir. CIA, yandaşlarının yardımıyla Karakas’a girdi ve Maduro’yu eşiyle birlikte paketledi.
Yaşamım içinde kısa bir müddet tanıdığım ve unutamadığım Mümtaz Soysal Hoca Sovyetler dağılırken “ Eyvah dünyayı özellikle Türkiye yi zor günler bekliyor” demişti.
Evet, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Amerika dünyanın jandarması oldu. Bir yerde “köpeksiz köyde değneksiz geziyor”.
Güney Amerikanın bir çok ülkesine gittim. Arjantin, Brezilya, Ekvator, Peru. Brezilya Portekizce konuşur diğerleri İspanyolca. Yalnız Ekvator konuşanı Arjantin konuşanını pek anlamaz. İspanyolcayı da yerel dillerine göre düzenlemişler.

Ortak kanı bu kıtada insanların fakirliği, garibanlığı, sahipsizliği. İkinci dünya savaşından sonra başta Arjantin, Brezilya, Uruguay, Şili olmak üzere Latin Amerika ülkeleri büyük göç almış. Yeni gelenler en verimli toprakları ve su kaynaklarını sahiplenirken o dönemde orada yaşayan yerli halkı işsiz güçsüz bıraktı. Bir yerde sömürü başladı.
Neo liberalizm karşısında savunmasız kalan Latin Amerika ulusları, ekonomik ve sosyal çöküşü yaşadılar. Sosyal hareketlerin içindeki sol yapılar neo liberal uygulamalara direndi. Neo liberalizmin yıktığı siyasal yapının dışında kalarak güç toplayan sol, parlamenter yoldan yönetime geldi.
Mesela; 1988 de “ Hugo Chavez” zafer kazandığında Venezüela neo liberalizm tarafından boğulmuş, çıkışsız bir ülkeydi. 2002 de Brezilyada Luil Lula da Silva , 2003 de Arjantin de Nestor Kircher ve benim hayranı olduğum “ Tupamarolar örgütü “ liderlerinden JOSE MUJİCA Uruguay’da başkan seçildi. ( Tupamarolar düzene isyan eden şehir gerillaları) Ayrıca Mujica dünyanın en yoksul başkanı olarak tarihe geçti. Yaşamı boyunca 1974 model wolkswagen otomobil ve Montevideo’nun 3 km.dışında tek katlı evinden başka mülkü yoktur.
Bir futbol dahisi olan Uruguay’ın efsane yazarı “Eduardo Galeano”nun ünlü eseri “ Latin Amerikanın kesik damarları” kitabını okurken bazı sayfalarında Aaaa Türkiye buraya nereden girmiş dersiniz.500 yıldır topraklarındaki zenginlikler nedeniyle kesintisiz bir yağma ve saldırıya maruz kalan Latin Amerikanın hikayesi. Emperyalist politikaların, savaşların, faşist darbelerin altındaki nedenlerin, baskı karşısında mayalanan öfkenin, isyanın ve acının özetidir. Galeano, bence yüzyılın vicdanı veya Latin Amerikanın vicdansız sömürüsünün yazarıdır.
Geçmişte Foça’da rahmetli Ülkü Tamer anlatmıştı. Zengin Amerikalı Edita teyze fakir Latin Amerika ülkelerine yardımı kendine idol seçmiş. Yardım için Paraguay’a gider. Havalimanında “ aşın yok aşı olacaksın” derler. “ Tamam nerede aşı olacağım?” diye sorar. 5 dolar ücret ödeyeceksin cevabını alır. Teyze 5 doları verir. Nerede aşı? “ tamam aşı oldun geçebilirsin”. İşte Latin Amerika.
Arjantin’e üç defa gittim. Şansıma hep aynı liman” Rosario” . Bu arada Che Guevera ve futbolcu Messi Rosarioludurlar. La Plata körfezinin girişinde, “ Rocalado” kılavuz gemisinde Arjantin ve Uruguaylı kılavuz kaptanlar beraber çalışırlar. Arjantin’e gidecek gemiye Arjantin kılavuzu, Uruguay limanına gidecek gemiye Uruguay kılavuzu çıkar. Zaten bu iki ülke bir devlet gibidir. Ben şansıma Uruguay kılavuzu alıp Montevideo ya gidemedim. Pepe Mujica her cuma halkın arasına karışır bira içermiş.
Gidebilseydim bira kadehlerimizi tokuşturmak benim için tarihi bir mutluluk olurdu.
Arjantin Latin Amerikanın aynasıdır. Dünyanın et, tahıl deposu. Kendilerine yetecek kadar petrolleri, doğal gazları ve çok zengin yer altı kaynakları var. En son 1981 de gittim, günde 3 defa esnaf etiket
değiştiriyordu. Plansız yönetim, kifayetsiz politikacılar ve dış sömürü bu ülkeyi bitirmiş. Bir yerde rasyonel akıl rafa kalkmış.
1940 lı yıllarda General Peron başkan seçiliyor. Sokak şarkıcısı olan Evita ile evleniyor. Evita, sokağın derdini bilen bir kadındır. İşsizlere, yoksullara sahip çıkıyor. Sosyal haklar, kadınlara seçme seçilme hakkı, eğitim, sağlık imkanları yoluna giriyor. Ama şansa bakın Evita Peron kanser olup 33 yaşında ölüyor. Vasiyeti “Don’t cry for me Arjantina” . Fakat öldükten sonra 70 çift ayakkabısı, 50 tane çantası çıkıyor. Ne de olsa sokaktan gelip sonradan görünce böyle oluyor.
Sonra El Turco denilen Osmanlı artığı bir kıpti maskara başkan oldu ve çöküş onunla başladı. Kırsal büyük şehirlere aktı. Tarım, hayvancılık bitti. Sömürü had safhayı buldu ve halen devam ediyor. Bir de üstüne Falkland Adası savaşı. Yazık oldu bu güzel ülkeye.
Peru, Lima yakınlarında bir limana gittim. 4-5 gün kaldık. 2. kaptandım, iş yoğunluğundan fazla bir şeyle ilgilenemedim. Görüşüm insanların fakirliği. Limandan kalktık, bir gün sonra 13 yaşında bir çocuk ortaya çıktı. Anlaşamıyoruz, karnını gösteriyor yani açım diyor. İsmini söyledi Manuel. Durup dururken bir kaçak (stow away) sahibi olduk. 10 – 12 gün yedirdik içirdik. Geminin sembolü oldu. İstemeye istemeye Amerika’da yetkililere teslim ettik. İşte Latin Amerika.

Ekvator, Guayaquil limanında demirde üç roda halatımızı çaldılar zincirden tırmanıp loçadan içeri giriyorlar, 8-10 kişiler, ellerinde silah var, gece yarısı yaklaşamadık. Sonra acentamız o halatları uygun fiyatla bize geri sattı. Ekvator’un tek ihraç ürünü muz. Muz ihracatçıları Amerika, Hollanda ve İngiliz firmaları.
Burada esas konum Şili ve efsane “ SALVADOR ALLENDE”, Kapitalizmi yıkıp ülkenin madenlerini millileştiren ve Güney Amerikanın milli kahramanı El Libertador (kurtarıcı) BOLİVAR’A benzetilen lider. Diğer bir Şili unutulmazı şair Pablo Neruda’ya göre Allende “ denizin bir taç yaprağı olarak anılacak”. Şili ,denize paralel uzun, ince bir taç yaprağını andırır.
Emperyalizm bu devrime tahammül edemedi. Dünyanın en zengin bakır madenlerine sahip ülke. Nakliye kamyonlarla yapılıyor. Devreye kamyoncular girdi, bir yerde emperyalizm kamyoncuları kullandı ve grevler, boykotlar sonunda general Pinochet askeri darbeyle Allende’yi devirdi. Bir iddiaya göre Allende intihar etti diğer iddiaya göre öldürüldü.
Bugün Şili yeniden sosyalist sisteme döndü. Devlet başkanı Hırvat asıllı “ Gabriel Boric”.
Kapitalizm organize bencilliktir. Bu bencillik 1980 senelerinde Kübalıların görüşüne göre “ good cowboy, bad president Ronald Reagan’ın Amerika Başkanı olması ve Rusları prestroyka (yeniden yapılanma) , glastnost (açıklık) düzmeceleriyle kandıran Gorbaçov’un hamlesi sonucu dünya bu bencilliğin kucağına itildi. Dünya köpeksiz köyde değneksiz gezen birisinin insafına bırakıldı. Tabii insafı kaldıysa kapitalizmin sadece sömürüsü vardır. Başka bir şey arama.
Kaptan
M. Ali SÖKMEN



Yorumlar